Aylak Adam ve yeraltı edebiyatı üzerine
Puan vermedi·192 syf.··
2026 22. kitabı
C. karakteri ile Dostoyevski’nin *Yeraltından Notlar*’daki isimsiz anlatıcısı arasında kurulan bağ, oldukça yaygın bir karşılaştırma.Her iki eser de "yeraltı insanı" veya "yabancılaşmış birey"i merkeze alsa da, onları farklı şekillerde işler. İşte bu iki eserin kesiştiği ve ayrıştığı noktalar mevcut.Her iki karakter de içinde yaşadıkları toplumun "sıradan", "doğal" ve "mekanik" işleyişine karşı derin bir tiksinti duyar. Toplumun genel kabul görmüş değerleri onlara sahte ve bayağı gelir. *Yeraltından Notlar*'ın anlatıcısı, "fazla bilincin bir hastalık olduğu" üzerine bir tez geliştirir. C. de benzer şekilde, sürekli analiz eden, gözlemleyen ve sorgulayan zihni yüzünden eylemsizliğe itilen bir karakterdir. İkisi de "hareket etmek" yerine "düşünmeyi" bir savunma mekanizması haline getirirler. İkisi de ait oldukları toplumun dış çeperinde yaşarlar. Bir nevi "gözlemci" konumundadırlar; sürekli başkalarını izlerler ama o hayatın içine tam olarak dahil olamazlar. Temel ayrımlar üzerine bir şeyler söylemek gerekirse: *Yeraltından Notlar*'ın anlatıcısı, dünyayla olan kavgasını daha saldırgan, hınç dolu ve çoğu zaman kendine zarar veren bir noktada tutar. C. ise daha pasif, melankolik ve bir arayış ("O"nu bulma arzusu) üzerine kurulu.Dostoyevski’nin kahramanı, insanın iradesini kanıtlamak için acı çekmeyi ve başkalarına acı vermeyi seçer. C. ise bu tiksintiyi daha çok bir "estetik mesafeye" dönüştürür; toplumun içinde fiziksel olarak bulunur ama ruhsal olarak kendini izole eder. *Yeraltından Notlar* çok daha monolog/savunma odaklı, yer yer öfkeli ve hitabet gücü yüksek bir metinken; *Aylak Adam* daha içe dönük, şiirsel ve modernist bir bilinç akışı ile kurgulanmıştır. Sonuç olarak*Aylak Adam*'ı, *Yeraltından Notlar*'ın Türkiye’deki modernist bir yansıması veya Türk
Alıntı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202571,1bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 13. kitabı
GOGOL PORTRE KİTAP İNCELEMEM SPOI İÇERİR Gogol'ün Portre kitabında; fakir ama potansiyel sahibi genç bir ressamın (Çartkov) bir dükkanda bir tabloyu görmesi, onu eve getirmesi sonrası olaylar zincirinde gelişen durumlar meydan gelir. Ressam fakirlikten kirasını bile ödeyemezken, portrenin çerçevesinin oradan bir anda çok büyük bir para çıkar. Sonrasında o portredeki kişiyi rüyasında görüp durur. Bu paradan sonra Çartkov zengin olur, kendi adını gazetelerde bastırır. Artık sadece zenginlerin istediği tarzda portre yüz çizimleri yapar ve diğer gerçek ressamları kendisinden küçük görür. Derken büyük bir para ihtirasına kapılır ve bu durum kendisini içten içe yiyip bitirir. Kitabın ikinci kısmında ise olayların geçmişte nasıl geliştiği anlatılır. O portrenin aslında lanetli bir tefeciye ait olduğu ve onu resmeden kişinin de çok iyi bir akademide eğitmenlik yaptığı ortaya çıkar. Bu ressam (Baba) zamanında kendi öğrencisini kıskanmış ve o tefeci ölmeden önce kendisinden portresini çizmesini istemiştir. Portrenin oluştuğu, bittiği gün tefeci de zaten ölmüştür. Resmi yapan kişi aslında şeytanın gözlerini tasvir etmiştir; portrenin gözleri aşırı gerçekçidir, kötü bakışlıdır ve insanı düşünmeye, kendine çekmeye sevk eden uğursuz bir şeydir. Sonuç olarak portre, onu çizen insanı bile delirtir. Sadece ressamı değil, o tefeciden borç alan insanların bile huyu suyu değişmekte, hayatları mahvolmaktadır (tıpkı o soylu prens gibi). Portreyi yapan kişi en son onu yakmaya kadar gitmiş ama arkadaşı "bırak ben alırım" diyerek tabloyu kurtarmıştır. Tabloyu alan arkadaşına da gece rüyalar, karabasanlar girince o da durumu anlatıp bir tanıdığına vermiş, o tanıdığı da başkasına vermiş derken tablo açık artırma yerine kadar düşmüştür. Kitabın en sonunda, açık artırmada tabloyu tam yok etmek
PortreNikolay Gogol · Remzi Kitabevi · 20191,501 okunma
Reklam
huzur dolu bir kitapevi ve insanları….
10/10
·288 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:02
Selamm dostlarımmm. Bayadır inceleme yazamıyordum ama özlemişim resmen. Sizler nasılsınız? Her şey yolunda mı? Eğer kendinizi sıkışmış ve bunalmış hissediyorsanız, bir kitabevi gezmek ve kahve içmek en büyük hobiniz ise ihtiyacınız olan kitap budur. Okudukça huzurlu hissedeceğiniz bu kitap sizi aynı zamanda RS bataklığından kurtaracak bir ilaç. Çünkü bu kitap bana ilaç gibi geldi. :) O zaman gelin size konusunu anlatayım. KONUSU Youngju güzel bir iş ve düzgün bir adamla evlenerek hayatının düzgün gittiğini düşünür. Fakat içten içe tükenmişlik hissi ile hayatını geride bırakmaya karar verir. Hayali olan kitabevini açar. Zamanla fark eder ki bu kitabevi sadece onun sığınağı değil. Her gelen kişinin huzur bulduğu bir yer olduğunu fark eder. Burada hayatı nasıl yaşaması gerektiğini de öğrenir. İÇERİK Her yaşa uygun. :) İNCELEMEM Dili hakkında konuşmama bile gerek yok bence çünkü oldukça akıcı. Ben direkt kişisel gelişim kitaplarından ziyade hikâyenin içine yedirilen verilen mesajları çok seviyorum. Bana daha çok dokunuyor, işliyor. Bunu da her karakterin ayrı ayrı bir şeyler öğrenmesiyle okumak daha da keyifliydi. En sevdiğim şeylerden biri de her karakterin farklı bir yük taşımasıydı. Kimisi düzene karşı isyan ediyor, kimisi hayalleriyle, kimisi de hayatın yorgunluğuyla mücadele ediyordu. Bu yüzden her karakterden ayrı bir şey öğrenmek ve karakterlerin kendi aralarında bunları öğrenmelerini görmek çok hoşuma gitti. 20 puan versem 20 puan veririm, o derece keyifle okudum. Karakterler arasındaki diyaloglar ve ilişkiler çok doğaldı. Her karakterde kendimden bir parça buldum. O kadar çok altını çizdim ki… Hepsini yazamadım. Bu kitabı okurken kendinizi Hyunam-Dong Kitabevi’nde sevdiğiniz kitabı bulup Minjun’un yaptığı enfes kahveyi içer gibi hissedeceksiniz. Belki
Duygu ve Düşünce
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 19. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:35
Bir varmış bir yokmuş… ademle Havva’nın hikayesinin diğer masallardan tek farkı başında evvel zaman içinde kalbur zaman içinde diye başlamaması olabilir:) Kitap gayet kısa ve hızlı okunuyor içinde ademin güncesi, Havva’nın güncesi ve şeytanın güncesi olmak üzere altı kısım bulunmaktadır. Herkes kendi gözünden dünyayı anlatır ve olaylardan bahseder. Kitabın öykü kitabı olduğunu bildiğim halde o kadar saçma ve mantıksızlıkla dolu olduğunu görmek bir tık sinir bozucu. Mark Twain’in de bunu bilerek gözümüze sokması o yıllara rağmen oldukça cesur. Bu hikaye bildiğimiz ademle Havva’nın cennetten kovulmasıyla ilgilidir. Yasakla ilgili hiçbir fikri olmayan iki yaratığın merak duygusuyla yaratılmasının hikayesidir. İşin sonunda da yasakları çiğnemek şaşırılacak şey olmayacaktır. John Locke eğer bu günceyi okuyabilmiş olsaydı Havva nın tam da kendi düşündüğü gibi insan beynin boş levha olduğunu ve duyularla deneyimlediği şeylerle bugünkü haline geldiğinin belki de en güzel örneklerinden biri olduğunu söylerdi. Çünkü Havva günceler boyunca gökyüzünü, yeryüzünü, suyun altını, üstünü her şeyi inceleyen isimlendiren ademin hayatına renk veren yaratık olarak konumlandırılmıştır. Bunların yanında Havva ikisinin ne amaçla var olduğunu anlamaya çalışır, düşünür, gözlemler ve bir gün ademle şeytanı bulup ona sormaya karar verirler. İyi ve kötü nedir diye sorduğunda doğasında olmayan kötülüğü ve yasağı bilmeyen ikisi bu olayın sonucunda başlarına ne geleceğini bilmeden onları cennetten kovduracak hatayı yaparlar. İşte o zaman bugüne kadar en alışılagelmiş din felsefesi soruları gelir aklımıza “neden merak duygusuna sahipler, iyi ve kötüyü bilmeyen biri cezanladırılabilir mi, neden ikisi ve bu merak neden daha çok kadına ait, cezalandırma neyi amaçlıyor, cennetten kovmak kimin işine
Felsefe-Düşünce
Adem ile Havva'nın GüncesiMark Twain · Can Yayınları · 20217bin okunma
Ebru Asya / Sessiz Taşıyıcılar
10/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Uzun yıllardır engelli sorunları başta olmak üzere toplumsal konularda kaleme almış olduğum yazılarımla yerel gazete ile haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Yazmış olduğum yazıları aynı zamanda edebiyat sitelerinde de paylaşırım. Yıllarca engelsiz bir Türkiye ve engelsiz bir Malatya yaratılabilmesi amacıyla birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz can dostum Yücel Doğanşahin’in, 3 Mayıs 2021 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrılmıştı. Onun hatırasını yaşatmak adına Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabı çıkarmıştım. Çıkardığım kitabın geliriyle iki okulun kütüphanesine destekte bulunmuş ve bu konuyla ilgili de “Her kitaplık bir hapishane kapatır.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Kaleme almış olduğum yazım 9 Ocak 2023 tarihinde hem Edebiyat Defterinde hem de başka bir edebiyat sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçilmişti. Aynı gün şiir başlığında ise “Rıh” adlı şiiri ile “Günün Şiiri” olarak seçilen Ebru Asya olmuştu. Onunla tanışmamız tesadüfen gelişen bu olay nedeniyle olmuştu. Güne gelen yazımı görüp okuduğunda etkilenmiş ve kütüphane projesine destek vermek amacıyla yorum yazarak benimle iletişime geçmişti. Onun adını ilk kez bu sayede duymuş oldum. Benim yazım ile onun şiiri aynı gün seçilmeseydi yollarımız muhtemelen hiç kesişmeyecekti. Okullarda oluşturacağım kütüphane için yolladığı kitaplardan sonra da 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız depremin ardından herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığımızı merak ederek aramış, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarak kötü günlerin dostu olduğunu da göstermiş olmuştu. O günden bugüne kadar da bayram, yeni yıl gibi özel günlerde iletişimde bulunan Ebru Asya, vefanın en güzel örneğini göstermeye devam etti. Ayrıca, can dostum Yücel Doğanşahin’in anısına çıkarmış olduğum Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabı için de güzel
Kitap Alıntısı
Sessiz TaşıyıcılarEbru Asya · Mythos Kitap · 20262 okunma
8/10
·152 syf.··
2026 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:39
Pınar Kür’ün Asılacak Kadın romanı; ataerkil sistem, toplumsal ikiyüzlülük ve derin bir iletişimsizlik sarmalında bir kadının nasıl nesneleştirildiğini sarsıcı bir dille anlatır. Kitapta can acıtan en büyük gerçek; başkarakter Melek’in maruz kaldığı ağır zorbalığı, baskıyı ve erkek egemenliğini yaşamın "doğal bir öğesi" olarak kabul edecek kadar çaresizleştirilmiş olmasıdır. Kendini savunmak için ağzını bile açamayacak hale getirilen Melek, haklıyken susmayı bir kader sanır; çünkü ona başkaldırabileceği hiç öğretilmemiştir. Toplum ise "erkek karısını istediği gibi kullanabilir" anlayışıyla bu vahşete göz yumarak gizli bir suç ortaklığı kurar. Onu kendi dünyasından uzak, soyut bir "simge" olarak kurtarmaya çalışan idealist Yalçın ise kadının bu kabul edilmiş çaresizliğini ve köklü sessizliğini anlayamayarak onu kendi elleriyle trajik bir felakete sürükler. Sonuçta bu eser; bir kadının haklıyken susmak zorunda kalışının, toplumun sessiz ortaklığının ve kurtarılamayan hayatların sarsıcı bir özetidir.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Reklam
Reklam