derin

"Anayasalar eninde sonunda mutlak tiranlığa dönüşür," dedi Paul. "Onlar ezici olabilecek kadar organize olmuş güç­lerdir. Anayasa harekete geçirilmiş toplumsal güçtür ve vic­danı yoktur. Ayrım gözetmeksizin herkesi ezebilir, insanlık onurunu ve bireyselliği ayaklar altına alabilir. Kararsız bir denge noktasına sahiptir ve sınırları yoktur…”
Sayfa 71·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Burada yeri gelmişken şunu da belirtmek isterim: 1982 Anayasası kabul edildiği günden beri toplam 18 defa değiştirilmiştir. Bunların bazıları oldukça kapsamlı değişikliklerdir. Örneğin 2001 değişikliğinde 33, 2010 değişikliğinde 26 madde değiştirilmiştir. Anayasamızın şu anki maddelerinin yarısından fazlası 1982’de kabul edilen maddeler değil, değiştirilmiş olan maddelerdir. Ancak görünen odur ki, bunca değişiklik 1982 Anayasası’nı sevmeyenleri tatmin etmemiştir. Onları asıl rahatsız eden şey, 1982 Anayasası’nın içeriği değil, muhtemelen bu Anayasa’nın doğum tarihidir. Görünen odur ki, bu Anayasa’nın önündeki “1982” rakamı kalkmadıkça, Türkiye’de yeni anayasa tartışmaları sona ermeyecektir. Nihayet şunu belirtmek isterim ki, bir şeyde aksayan yönler var ise, aksayan yönleri gidermek gerekir. Çatısı akıyor diye bir evi temelden yıkıp, yerine yenisini yapmanın bir alemi yoktur. Zaten yeni evi, ilk evi yapanlar yapacaklarsa, muhtemelen yeni ev de eski ev kadar kusurlu olacaktır. Yazımızı Mecelle’den bir alıntıyla bitirelim: “Beka ibtidadan esheldir” (Mecelle, m.56)
Sayfa 60 - 2012, Kemal Gözler, Asli ve Tali Kurucu İktidar Ayrımı: TBMM Yeni Bir Anayasa Yapabilir mi?·Kitabı okudu
1K
Yeni anayasa tartışmalarına gülüp geçin diye
[…] Anayasa’nın 175. maddesinin öngördüğü usul dışında bir anayasa yapma düşüncesi bir fanteziden ibarettir. Üstelik bu fantezi hukuk güvenliğini sarsacak tehlikeli bir fantezidir. Hukuk devleti ilkesini ağzından düşürmeyen insanların böyle düşüncelere itibar etmemeleri gerekir. Yeni anayasaya ihtiyaç var diye, TBMM yeni bir anayasa yapma yetkisine sahip olabilir mi? Türkiye’de bugün yeni bir anayasa yapılmasını savunanların büyük bir kısmı, hatta bu yeni anayasanın yapımına karşı olanların bir kısmı dahi, Türkiye’de yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu konusunda hemfikirdirler. Bir ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyup duymadığı sorunu, hukuki değil, siyasal ve sosyolojik bir sorundur. Bir ihtimal, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğu hususu, tarihsel ve sosyolojik olarak bir gerçeklik de olabilir. Ancak böyle bir gerçeklikten, böyle olgulardan normatif sonuçlar çıkarılmasına "Hume kanunu (Hume's law)” engeldir. Bu kanuna göre, olgusal öncüllerden normatif sonuçlar istihraç edilemez. Tasviri önermeler ile normatif önermeler iki ayrı dünyaya aittir. Norm normdan kaynaklanır, olgudan değil. Olgusal dünyadan normatif dünyaya geçiş yoktur. O nedenle, yeni bir anayasa yapma ihtiyacın varlığı ispatlansa, yeni bir anayasanın memleketin yararına olacağı gösterilse bile, bundan yola çıkarak TBMM'nin yeni bir anayasa yapma yetkisine sahip olduğu sonucuna ulaşılamaz. Hukukta ihtiyaç, yetki doğurmaz. Yetki, yetkiden doğar. Yetki bir makama bir hukuk normu tarafından verilir. Bir makam, kendisine verilmemiş bir yetkiye sahip olamaz. Ve hiçbir makamın yetkileri kendinden menkul yetkiler değildir.
Sayfa 58 - Kemal Gözler, Asli ve Tali Kurucu İktidar Ayrımı: TBMM Yeni Bir Anayasa Yapabilir mi?·Kitabı okudu
1K
Osmanlı, özellikle ekonomide, İslam yüzünden mi geri kaldı?
Lewis’e göre aslında problem İslam’ın özünde değil, Müslümanların algılarındaki katılık ve kemikleşmededir. Kapitalizmin ruhuna uygun köklü sosyo-ekonomik reformların gerçekleştirilmesinin önünü kesen bu kemikleşmenin nedeni ise sınırlı bir müfredatı dayatan medrese sistemidir. Nitekim bu tekdüzelik tezini Erünsal’ın Osmanlı belgelerine dayanan çalışmaları da desteklemektedir: 64 medrese öğrencisinin üstünden sadece 126 adet farklı kitap çıkması ne demektir? Aynı kitapları defalarca okuyan öğrenciler, bilgiyi keşfedilecek (İng. discover) değil, edinilecek (İng. acquire) bir şey olarak görmektedirler (Günümüz Türkiye’sindeki malumatfuruşluk merakının kökenlerini acaba burada mı aramalıyız?).
Kronik Kitap, e-kitap·Kitabı okudu
Tarih
Haremin bir okul olduğu iddiası ne kadar abartılıysa; Fatih’i polyglot (Gr. πολύς (polús: çok) + γλώττα (glôtta: dil): çok dil konuşan), Topkapı Sarayı’nı bir medrese gibi gören anlayış da o kadar sakattır.
Kronik Kitap, e-kitap·Kitabı okudu
Tarih
Reklam