6/10
·120 syf.··
2026 14. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:09
Benim için yarısı oldukça başarılı, yarısı ise beklentimin altında kalan öykülerden oluşan bir derleme oldu. Beğendiğim öyküler kitabı okumaya değer kılarken, beğenmediğim öyküler de derlemenin genel puanını aşağı çekti. Yine de Türkçe tuhaf kurgu örneklerini bir arada görmek ve farklı yazarların bu türe nasıl yaklaştığını gözlemlemek açısından ilgi çekici bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Türün sıkı takipçilerine tavsiye edebilirim, ancak bütün öykülerden aynı ölçüde keyif alamadım ne yazık ki.
İnceleme
Tuhaf, Çok TuhafKolektif · İthaki Yayınları · 202331 okunma
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:51
"Yaşanmış Esrarengiz Olaylar", yalnızca gizemli hadiseleri sıralayan bir derleme değil; insanın bilinmeyen karşısındaki merakını, korkularını ve anlam arayışını ortaya koyan dikkat çekici bir çalışma. Ergün Candan, kitabında Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşandığı iddia edilen sıra dışı olayları, tanık anlatımları ve çeşitli belgeler ışığında aktarırken, okuyucuyu kesin hükümler vermeye değil, sorgulamaya davet ediyor. Eserde asıl dikkat çeken nokta, olayların kendisinden çok insan zihninin bilinmeyene karşı geliştirdiği tavırlar. Metafizik, paranormal ve açıklanamayan psikolojik vakalar üzerinden ilerleyen anlatılar; toplumun kültürel hafızasında yer eden korkuların, inançların ve efsanelerin nasıl şekillendiğini gözler önüne seriyor. Vakalar, bilim ile inanç, akıl ile sezgi arasındaki ince çizgiyi düşündürürken, okuyucuyu da kendi gerçeklik algısıyla yüzleştiriyor. Eser, kesin cevaplar sunmaktan çok sorular üretmesi bakımından değer kazanıyor; çünkü bilinmeyene dair her anlatı, aslında insanın kendi iç dünyasına açılan bir kapıdır. Dilinin sade ve sürükleyici oluşu, olayların merak unsurunu canlı tutarken yer yer tekrar eden anlatımlar ve bazı vakalardaki kaynak sınırlılığı eleştiriye açık yönler olarak öne çıkıyor. Buna rağmen kitap, sadece esrarengiz olaylara ilgi duyanların değil, insan psikolojisini, toplumsal inanışları ve hakikat arayışını anlamak isteyenlerin de dikkatle okuyabileceği bir eser niteliği taşıyor. "Yaşanmış Esrarengiz Olaylar", görünmeyeni anlatan bir kitap olmaktan ziyade, insanın bilinmeyene bakarken aslında kendi korkularını, umutlarını ve merakını nasıl gördüğünü gösteren etkileyici bir okuma deneyim.
Şahitler ve Belgelerle Türkiye'de Yaşanmış Esrarengiz OlaylarErgun Candan · Sınır Ötesi Yayınları · 1999112 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evlerin İçindeki Gizli Gökyüzü...
9/10
·118 syf.··
2026 229. kitabı
Behçet Necatigil’in Serin Mavi kitabını okumak, benim için edebiyatın o yüksek perdeden konuşan, büyük ve gürültülü iddialarından sıyrılıp; evlerin içine, odaların o loş yalnızlığına, küçük insanların o kimselere duyuramadığı gizli iç çekişlerine sızmak gibiydi. Necatigil, o kelimeleri adeta ince bir tül gibi dokuyan, her dizede sessizliğin resmini çizen o eşsiz kalemiyle beni öyle dingin ama bir o kadar da derin bir girdabın içine çekti ki, sayfaları çevirirken metnin ritminde değil, kendi kalbimin o en kuytu odalarında yürüdüğümü hissettim. ​Bu kitap benim gözümde, sadece mektuplardan, yazılardan ya da şiirsel kırıntılardan oluşan bir derleme değil; modern dünyanın o yakıcı, aceleci ve hoyrat telaşına karşı çekilmiş gümüşi bir set, bir "serinlik" sığınağı. Necatigil; dar evlerin, geçim dertlerinin, saklı tutulmuş sevdaların ve o her gün yanından geçip gittiğimiz ama fark etmediğimiz mahcup hayatların şairi olarak, bu eserinde de o meşhur "orta halli" hüzünlerimizin haritasını çıkarıyor. "Serin mavi", insanın sığınmak istediği o dingin gökyüzü ya da kuytu bir deniz gibi; ama o maviliğin altında, hayatın tüm o gizli fırtınaları ve kırgınlıkları usulca akmaya devam ediyor. ​Yazarın o fısıltı tadındaki, süssüz ama her kelimesi bir kuyu kadar derin olan üslubu beni en duyarlı yerimden yakaladı. O, büyük laflar ederek okuru ezmiyor; aksine, bir mutfak tezgahının üzerindeki bardaktan, bir pencere önü bekleyişinden ya da sokaktan geçen bir işportacının sesinden koca bir varoluş trajedisi çıkarıyor. Necatigil’in dilinde hüzün, gürültülü bir feryat değil; akşamüstü eve dönen bir memurun omuzlarındaki o sessiz yorgunluk, kimselere söylenmemiş bir vedanın o ince sızısıdır. O, evlerin dış kapılarını kilitler ve bizi o mahrem, o korunaklı ve içli dünyanın baş köşesine
İnsan ve Duygular
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
"Deleuze Okuması Üzerine Notlar"
Puan vermedi·464 syf.·
2026 39. kitabı
Deleuze'ün makalelerini ve söyleşilerini bir araya getiren bu derleme, adeta bir düşünce labirenti gibi. İktidardan psikanalize, delilikten sanata kadar pek çok yere uğruyor. Okurken altını çizdiğim ve üzerine en çok düşündüğüm yerlerden birkaç not paylaşmak istedim. Ama şunu da söylemeliyim, yakaladıklarım bütün bunların içinde küçük bir nokta gibi :) Özellikle iktidar üzerine söyledikleri bugün için bile fazlasıyla tanıdık geliyor. Çünkü ona göre iktidar artık bir kralın ya da tek bir kişinin elinde değil; her yere yayılmış durumda. Medyada, bürokraside, kurumlarda, gündelik ilişkilerde... Çoğu zaman kararları gerçekte kimin aldığını göremiyoruz ama bu görünmez düzenin en çok kimi ezdiğini görebiliyoruz. Bunu okurken, görünürde güçlü duran liderlerin bile çoğu zaman daha büyük bir mekanizmanın parçası gibi işlediğini düşündüm. Deleuze'ün dikkat çektiği bir diğer nokta da dilin bu yapının dışında kalmaması. Dil yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda yönlendiren, şekillendiren, neyin nasıl olması gerektiğini hissettiren bir alan. Nasıl yaşamamız, neyi istememiz, nasıl davranmamız gerektiği çoğu zaman fark etmeden oradan geçiyor. Bence kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri de adını aldığı "Issız Ada" metaforu. Deleuze iki tür adadan söz ediyor: Bir kısmı anakaradan koparak oluşuyor, bir kısmı ise okyanusun derinliklerinden, volkanik patlamalarla sıfırdan doğuyor. Ama onun asıl ilgilendiği şey coğrafya değil; insanın iç dünyası. İnsan bazen gerçekten de kendi adasına çekilip alıştığı kimliklerden , rollerden ve kurallardan uzaklaşmak istiyor. (Keşke yapabilsek :) Bu yüzden de Robinson Crusoe'yu eleştiriyor. Çünkü Robinson adaya düştüğünde yeni bir dünya kurmuyor; eski dünya düzenini oraya taşıyor. Çalışma, mülkiyet ve ahlak anlayışı değişmiyor. Yani fiziksel
Felsefe
Issız Ada ve Diğer MetinlerGilles Deleuze · Bağlam Yayıncılık · 200928 okunma
Kimlik Kıskacındaki Devletin Somut Reçetesi: Üç Tarz-ı Siyaset
Puan vermedi·75 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:42
Yusuf Akçura’nın 1904 yılında Kazan’da (Rusya) kaleme aldığı 'Üç Tarz-ı Siyaset' makalesinin ve ona muasır gelen eleştirilerin yer aldığı bu kitabı incelemeye geçmeden evvel, eserin telif edildiği döneme dair ufak hatırlatmalar yapmak gerekir. Osmanlı’nın Balkanlar’da isyanlarla kaynadığı, iktisadi iflasın eşiğine gelip varidatını Düyun-u Umumiye’ye kaptırdığı bu süreçte, alternatif siyaset üretmek çok sıkı bir sansür rejimiyle engelleniyordu. Bu istibdat ortamında muhalif Jön Türkler, hukuken Osmanlı’ya tabi olsa da fiilen İngiliz idaresinde olan Kahire’ye sığındılar. Sansür zincirinin kırıldığı ve radikal fikirlerin serbestçe tartışılabildiği Türk Gazetesi’nde neşredilen bu makale, kendisi de bir sürgün olan Akçura’nın Osmanlı’ya dışarıdan bakarak yaptığı rasyonel ve duygusallıktan uzak tahlilin en somut örneğidir. Dolayısıyla bu derleme, yalnızca maziye gömülen imparatorluğun çöküşüne dair bir reçete sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüz Türk siyasi düşüncesinin de temel taşlarını döşüyor. Akçura, bahsettiğimiz bu üç siyasi akımı faydalı ve uygulanabilirlik açısından inceliyor ve bir siyaset bilimci gibi, “Ben size hayal satmayacağım. ‘Bu fikir tüm insanlığı kurtaracak’ gibi boş ve süslü safsatalarla analiz yapmayacağım,” diyor. Bu doğrultuda sırasıyla her bir fikre, “Hangisi Osmanlı toplumuna daha çok kuvvet kazandırır ve onun bu acımasız dünyada hayatta kalmasını sağlar?” şeklinde yaklaşır. Akçura’ya göre Osmanlı Devleti’nin güçlenmesi; bütün Müslümanların ve Türklerin menfaatine ters değildir. Fakat sadece İslamcılık siyaseti izlemek, Osmanlı Devleti’nin ve Türklerin çıkarlarına tamamen muvafık düşmez. Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslim tebaayı göz önünde bulundurursak, bu fikrinde pek de yanlış sayılmaz. Türkçülük menfaatine gelince; bu fikir de ne
Üç Tarz-ı siyasetYusuf Akçura · Kaynak Yayınları · 1907154 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:53
​Hayata Küçük ve Tatlı Bir Mola ​Çikolata Tadında Hikâyeler, sayfalarını açtığınız an sizi günlük hayatın stresinden uzaklaştırıp, sevginin, umudun ve insan ilişkilerinin sıcaklığına götüren bir derleme. ​Kitap tek bir uzun roman değil; her biri farklı bir hayat dersi, farkındalık veya yüzümüzde tebessüm bırakacak cinsten bağımsız kısa hikâyelerden oluşuyor. Tıpkı bir kutu çikolata gibi; her sayfada karşınıza farklı bir aroma, farklı bir duygu çıkıyor. Kimi hikâye fedakarlığı, kimi dostluğu, kimi ise hayatın kaçırdığımız o küçük, güzel detaylarını hatırlatıyor. ​Neden Okumalısınız? Uzun uzadıya kitap okuyacak vakti olmayanlar, kahve molasında birkaç sayfa okuyup ruhunu dinlendirmek isteyenler veya hayata daha pozitif bakmak için küçük bir motivasyon arayanlar için biçilmiş kaftan. Sürükleyici, dili yormayan ve her yaştan okuyucuya hitap eden sıcacık bir başucu kitabı.
Çikolata Tadında HikayelerAkif Bayrak · Yediveren Yayınları · 2020443 okunma