• Besbelli ki gökyüzü, bayağı da kapalı, ben diyeyim palmiye siz deyin düpedüz ağaç, ki onlar da ters-düz hâlde. Acayip bir görsel. Konuyla alâkası yok ama anlaşılıyor ki karanlık, karamsar bir paylaşım var ufukta.

    Normal şartlarda aklımda Van depremiyle ilgili bir şeyler paylaşmak yoktu. En azından ben ivedilikle unutmaya çalışırken inatla hatırlatmaya çalışan anma günlerine her coğrafyanın kendisine ait takvim ve değer bütününü oluşturması gibi ilginç bir izah getirdiğim vakte kadar durum böyleydi. Nasıl olsa sosyal bilimciler böyledir, iki kelime ile anlatılabilecek bir şeyi onlarca kelimeyle anlatırlar. Laf.

    Aklımda olan şeyler başkaydı: ilk fırsatta Tuhaf Yeni Dünyayı yazacaktım mesela. Adux Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sına nazire olsun diye. Kaldı ki o da üşenmeyip 1984'e nazire yapmıştı. Biz Orwell'in romanını 'ütopyalar güzeldir' deyip kendimizi felaketin cilvesinden muaf tutarak okurken, distopyalar çıktı başımıza. Bunu da sağ olsun Huxleyci bakış, yaklaşan felaketin faydasız-gerekli teferruatını romanında sunarak halletti: Cesur Yeni Dünya. Şimdi de ben, ne haddime olduğu konusunda henüz mutabakata varmadığım hâlde bu cesur yeni distopik dünyaya karşı tuhaf yeni dünyayı müjdeliyorum: bırakın mahrem olanın, özel olanın, gizli olanın açığa çıkacağı ifşa toplumlarını, artık vahşetin kendisinden bile haz almaya çalışan, mümkündür ki mahremin ve özel alanın sınırlarına cebren fakat hile ile değil, estetik kaygısı güderek giren bir dünya... Üstelik tamamen bizim iznimizle. Kabul, beş kelimelik cümleyi otuz altı kelime ile izah ettim. Aslında şunu söylemek istedim: feci olandan zevk alan dünya. Bu.

    Sıkça görmeye başlıyoruz, ölümcül bir kaza anını resmeden, bunu da gayet estetik kaygılar güderek yapan güruhlar türedi. Daha da ileriye taşıyorum, kendi başlarına gelen kazanın estetik görüntüsünü kaydetmeye çalışanlar var artık. Yollara saçılan mide, bağırsak, kol, bacak veya neyse, bunların tamamından sunulabilir bir bütün üretmeye çalışanlar var. Bunlarla da kalsak iyi, bedenleri üzerinde akla hayale sığmaz oynamalar yaparak haz alanlar var. Ya da haz almadığı organlarından kurtulanlar. İşe yaramayanları ortadan kaldırmak derken, tuhaf yeni dünyanın bir özelliği de, kendisinden fayda alınma ihtimalinin silikleştiği kitlelerin imha edilişine sessiz kalıp kendisinden nasiplenilecek tikel vakaları dert edinmek. Milyonlarca insanın tek seferde imha edilmesi değil, fakat sınırı geçerken bir gazeteci tarafından çelme takılan birey muazzam önemli mesela. Ya da milyonlarca çocuğun oldukları yere böcekler gibi ezilip gömülmesi değil, kıyıya vurması önemli. Acayip, absürt, tiksinç, sahte ve gereksiz empatinin olduğu tuhaf yeni dünya.

    Bunların üzerine yazmak vardı aklımda. Ama bugün Van'daki depremin yedinci yılı gelip çatmış. Madem unutmak mümkün değil, o halde depremin ikinci senesinde yazdığım, kriz anını özlediğimi ilan ettiğim metni paylaşayım dedim. Yazıdaki rakamı değiştirip güncelleyince ekmeğini her sene yerim bu gidişle. Yorum kısmındadır.

    https://i.hizliresim.com/RDWRQG.jpg
  • İran filmi deyip geçme, maya aynı. Anlattığı sen, ben. Nadir ve Simin kimimizin teyzesi, kimimizin babası. Sinemanın evrensel dili dediklerini de dert edinmek gerek. Son dönemden Ayla ve Buğday dışında sayabileceğimiz kaç filmimiz var?(Tavsiyelerinizi sıralayabilirsiniz bu arada)
  • Ömrümüz çelimsiz, kısa. Çabamız korkunç ama. Ayaklarımızı bastığımız toprağın, kokladığımız havanın, şunun bunun en ibne, en akla gelmez derdini dert edinmek. Kendimizi duymaya, yaşamaya yönelmek bile yasak.
  • Yuzlerce yil önce büyük bir okçu yasarmis Japonya'da.
    Ulkenin en keskin nişancisiymis ve yayini gerdi mi hiçbir sey kurtulamazmis elinden.
    Bir süre sonra basariya doymuş ve zaferlerini geride birakarak daglara gitmis.
    Yillarca orada tek başına yaşamış.
    Yeni kuşaklar ardi ardina ok atma sanatında uzaklaşıyor,görülmemiş teknikler geliştiriyor ve okullarda egitim goruyorlarmis.
    Bir gun akillarina gelmiş,Eskiden böyle bir usta vardı,acaba ne yapiyor dağların başında?"diyerek onu ziyaret etmeye karar vermişler.
    Bir ogrenci grubu sarp daglara tirmanmis ve gunlerce aradiktan sonra artik yaslanmis olan buyuk ustayi bulmus.
    Usta bir kayanin üstüne oturmuş,kartallari seyrediyormuş.
    Ogrenciler kendilerini tanitip,saygilarini sunmuşlar ve sonra ellerindeki modern ok ve yaylari gosterip ne dusundugunu sormuşlar.Onun zamanindaki ok ve yaylarla kiyaslamasini istiyorlarmis.Usta buyuk bir hayretle kendisine uzatilan ok ve yaya bakmış ve sonra "Bunlar ne?"diye sormuş.
    Öğrenciler önce şaşırmışlar,usta alay ediyor sanmışlar.
    Daha sonra ustanin ok ve yay gereclerini gercekten unuttugunu anlamislar.
    Çünkü usta artik gözüyle kartal avlamanin peşindeymiş,butun araclari ortadan kaldırmış.
    Amacina ulasmak icin araciya ihtiyaci yokmus!

    Yasar Kemal'in son romanindan bolumler okuyunca cok sevdigim bu Japon hikayesi aklima geldi.
    Bizim buyuk ustamiz da roman hilelerini,yazis tekniklerini ve dil kurallarini aşıp,büyük bir safliga ulaşmış.
    Gözüyle kartal avliyor artik.
    Yaşar Kemal Kartal Avliyor-Zulfu Livaneli

    Aslinda cok zor bir işe soyundugumun farkindayim ama bir yerden baslamam gerekiyor.Benim okuyup size tanitmak istedigim kitap Omer Zulfu Livaneli'nin
    " Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal" adli eseri.Zulfu Livaneli kitabi hazirlarken Yasar Kemal gibi evrensel bir yazarı,şairi ve kirk dört yillik dostunu kaybetmenin acisindan,Yasar Kemal'i kaybetmenin hayatinda yarattigi boşluktan ve böyle buyuk bir yazari,can dostunu anlatmanin guclugunden söz ederek basliyor önsöze.
    Eser üç bölümden oluşuyor.

    Birinci bölümde Zülfü Livaneli Yaşar Kemal ile kirk dört yillik dostluğundan geriye kalan anilarla ve Yaşar Kemal'i tanimis,yazarla zaman gecirmis,ayni ortamlari paylasmis,yazarin yakin dostu olmus olmanin sağladığı izlenimlerle Yaşar Kemal'i butun içtenliğiyle anlatiyor. Zulfu Livaneli'nin birinci bolumdeki :"Kültür Çölünde Bir Nehir,Siyasi Duruşu,Kıskançlık Denilen Dert,Yasar Kemal Üstüne Bir Konuşma,Yaşar Kemal ve Turk Halkinin Epopesi" baslikli yazilari,Yaşar Kemal'in yerelden evrensele evrilen yazarlik seruveni, evrensel bir yazar olmasini saglayan koşullar ve yazari besleyen kaynaklar,yasantilar ve kişiler,yazarlar hakkinda anilariyla da zenginlestirdigi bilgiler veriyor.Zulfu Livaneli Yaşar Kemal'in eserlerini nasil bir bakis acisiyla nasil bir algiyla olusturdugunu kimi zaman kendi dusunceleriyle,kimi zaman da Yasar Kemal'in "Agacin Çürüğü,Baldaki Tuz,Ustadir Ari,Zulmun Artsin "adli eserlerinden alintilara yer vererek anlatiyor.Yasar Kemal'in Fransiz Gazeteci Alain Bosquet ile yapmis oldugu görüşmelerin yer aldığı "Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor-Alain Bosquet Ile Gorusmeler" adli eserden alintilara da yer verdiği ilk bolumdeki yazilarinda Zülfü Livaneli kimi zaman Yaşar Kemal hakkindaki görüş ve dusuncelerini acikliyor,Yasar Kemal'le gecmiste yasadiklarini anlatiyor; kimi zaman da Yaşar Kemal'in eserlerinden yaptigi alintilarla Yaşar Kemal'in kendi ağzından yazarin sanat,siyaset,doga,ekoloji,kültür,yasam,edebiyat,yazarlik,siyasi tarih gibi konulardaki dusuncelerine yer veriyor.Ilk bölümdeki yazilarinda Zülfü Livaneli Yasar Kemal'in farkli yönlerini anlatirken daha cok insani yönüne ve kendisiyle dostluguna vurgu yapiyor.Zulfu Livaneli Yasar Kemal'le tanismalarini,Yasar Kemal'in Eşi Thilda Kemal'le olan iliskisi,Thilda Kemal'i kaybetme surecinde yasadigi acilar,icine düştüğü boşluk ve bu bosluktan cikma surecini yakin tanikliginin da sagladigi ictenlikle anlatiyor.Yasar Kemal'in siyasi gorusunu de dile getiren Zulfu Livaneli Yasar Kemal'in dostlariyla,yazar arkadaslariyla ve halkla olan iliskilerinden soz ederek anlattigi yazarin insancilligini,doga sevgisini,Cukurova'ya olan bagliligini,baris yanlisi olusunu ve Yasar Kemal'e dair daha pek cok ayrıntıyı anilariyla destekleyerek anlatiyor.Zulfu Livaneli kitabin birinci bölümünü Fransa'nin etkin gazetelerinden Le Monde'in Pazar Eki'nde Altan Gokalp'in Yasar Kemal'le yaptigi konusmayla"Turk Halkinin Epopesi" bitiriyor.
    Zulfu Livaneli kitabinin ikinci bolumunde kendi anilarina yer verdigi "Sevdalim Hayat"adli eserinden alintilarla zenginlestirdigi Yasar Kemal'le gecmis yasantilarina,dostluklarına,Yasar Kemal'e iliskin tanikliklarina yer veriyor, bizlere Yasar Kemal'le ve Yasar Kemal'in yasamiyla ilgili ilginc,zevkle ve ilgiyle okuyacagimiz kimi komik kimi hüzünlü detaylar sunuyor.
    Kitabin üçüncü bölümünde Zulfu Livaneli 1992-2012 yillari arasinda, Yasar Kemal'e iliskin yazmis oldugu kirk bir yaziya yer veriyor. Zulfu Livaneli bu yazilarinda Yasar Kemal'in Der Spiegel dergisinde yayinlanan "Zulmun Artsin" başlıklı yazisi nedeniyle DGM'de yargilanma surecine,Yasar Kemal'in dunya capinda aldigi oduller ve nişanlara,Yasar Kemal'in Nobel Odulu'ne aday gosterilmesi ve bu surecte yasanan gelismelere,Yasar Kemal'in otuz dile cevrilen ve cesitli ulkelerde yayınlanan eserlerinin niteliklerine,Yasar Kemal'in yerelden evrensele yazarlik seruvenine iliskin kendi görüş ve dusuncelerine yer veriyor ve bize Yaşar Kemal'i pek cok yonuyle tanima şansı veriyor.Yukarida alintiladigim ve yazima giris yaptigim "Yasar Kemal Kartal Avliyor" baslikli 20 Kasim 1997 tarihli Yaşar Kemal'in yazarliginin geldiği son noktayi anlatan harika yaziyla son buluyor üçüncü bölüm.

    Zülfü Livaneli üçüncü bölümden sonra Yasar Kemal'in kisa özgeçmişine ve Yaşar Kemal'le cekildikleri fotograflara,Yasar Kemal'in 9.5.1977 tarihinde Stocholm'den Abdi İpekçi 'ye yazmis oldugu mektubun orijinal metninin fotografina,Yasar Kemal'in yasantisini yansitan fotograflara yer veriyor.Kitap Yaşar Kemal'in Yasamindan Bir Seçki bölümünün ardindan "Yaşar Kemal'in Eserleri" bolumuyle son buluyor.
    Kitap hakkinda elimden geldigince detayli bilgi vermeye çalıştım ama kitap Yaşar Kemal hakkinda o kadar cok bilgi ve yasanti barindiriyor ki kitabi burada butun detaylariyla anlatmam gercekten imkansiz.
    Ülkemizin yetistirdigi onemli değerlerden biri olan Yazar,Şair,Düşünür Yaşar Kemal'i daha yakindan tanimak ve hakkinda daha fazla bilgi edinmek istiyorsaniz,Yasar Kemal'in kirk dort yillik dostu Zülfü Livaneli'nin anilariyla ve Yaşar Kemal hakkindaki düşünceleriyle kaleme aldigi bu eseri mutlaka okumalisiniz.Ben Yasar Kemal'i ve eserlerini sevdigimden eseri ilgi ve zevkle okudum.Sizlerin de eseri zevkle okuyacaginizi düşünüyorum.
  • En iyisi sana imdat etmektir. Özlemektir seni, geberesiye. Ses etmektir, haykırmak “Leylâ!” bir tenha saatte geceler yarı. Ömrümüz çelimsiz, kısa. Çabamız korkunç ama. Ayaklarımızı bastığımız toprağın, kokladığımız havanın, şunun bunun en ibne, en akla gelmez derdini dert edinmek. Kendimizi duymaya, yaşamaya yönelmek bile yasak.
    Ahmed Arif
    Sayfa 36 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları/ epub
  • Dert edinmek dava edinmektir ve dava edinmek dua etmenin tek geçerli yoludur...

    -Savaşın çocukları kitabından