Bunlar ne burjuva dertler?
5/10
·128 syf.··
2026 54. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:52
Öncelikle büyük beklentilerle başladığım bir kitap zaten olmasa da en azından kara mizah nezdinde bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm. Kitabın gidişatı konusunda o kadar güzel bir içerik çıkarılabilecekken yazarın da kararsız kaldığını görüyoruz. Her şey o kadar damdan tepeden ilerliyor ki, şimdi diyeceksiniz bu kitap zaten öyle bir amaçla yazılmamış. Ben de diyeceğim evet zaten sıkıntı bu, kitabın ilk başta içeriği sizi tamamen kara mizah öğeleriyle karşılasa da daha sonra karakterimizin/yazarımızın içinde olduğu durumda, geçmişten hikayeler paylaşmasıyla dramatize bir hal alıyor. Lakin dramatize dediğime de bakmayın, yazardan çok yazarın üzdüğü kişilere üzülüyorsunuz. Sayfalar boyunca yazarın ya yaşlı olduğu için kandıramadığı genç/çocuk yaşta kızlara, hiçbir şekilde hak etmediği ve kendini terk etmesine sebep olduğu karısına, hiçbir başarısı dahi olmayan dönemlerde bile girdiği egoist tavırlara, ne kadar kaprisli olduğuna dair dramatik (!) anılar okuyoruz. Ardından ölümün bile erkekleri durduramayacağını kanıtlar nitelikte, adam hala kendi "ölü" vücudunun üzerinde rezeksiyon pratiği yapan genç kızımıza dahi başka gözler ve yorumlamalarla bakıyor. Böyle kitaplar için normalde inceleme yazma gereği duymam çünkü incelenecek pek bileşen sunmuyor ve sayfa sayısı da oldukça az. Lakin yazma sebebim tamamen şundan kaynaklı; o kadar sıkıldım ki, böyle problematik kitapları okuyup "Yok ama burada bahsettiği modern insanın sorunları" "Hayır ama adam kara mizah yapıyor" "Birinin içsel bunalımlarını farklı bir bakış açısıyla yorumlayan özgün bir eser" gibi kulplarla normal gibi gösterme çabanızdan. Evet; kitaplar bize başka dünyalar sunar, başka insan tiplerini görmemizi sağlar elbette ama artık her yazılana da "kitap" ya da "edebi bir eser" gözünde bakılmaması gerektiğini
OtopsimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20252,917 okunma
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Çok akıcı bir kitap 2 günde bitiyor fakat eskiden okusaydım(lise zamanı falan) çok beğenirdim fakat bu yaşta(20li lerde) okuyunca çok da içime işlemedi maalesef. Kuzenler ve Gat in arasındaki dertler üzüntüler zorlama geldi çünkü zenginsiniz ve dert aramak için arıyormuşsunuz gibi. Konusundan bahsetmek gerekirse ana karakter Cady ve onun iki kuzeni ayrıca Gat adında kan bağı olmayan bir arkadaşları, yazlarını Cady nin ailesinin özel adasında tatil yaparak ve konaktan konağa kalarak geçiriyorlar. Fakat Cady takıntı derecesinde bir aşk geliştiriyor Gat e karşı, ayrıca kuzenlerin anneleri konaklar için birbirleri ile kavga etmeye başlıyorlar. Bu dengesiz iki durum yalancılar adı verdikleri grubu fazlaca etkiliyor. (Yalancılar=Cady kuzenleri ve Gat). _____Spoilerlı olarak da konuşmak istiyorum lütfen buraya göz ucuyla dahi bakmayın.______ Açıkcası Gat yazları bedavadan özel bir adada, konakta kalıp yiyip içiyor. Ama büyükbaba harris, torunum Cady ile görüşme diye bir ima da bulununca ve bir daha yazları o adaya gelemeyeceğini anlayınca kuzenlere katılıp harris in konağını ateşe vermekte kendine hak buluyor. Buna yediğin kaba pislemek denir. Kuzenler de büyükbabaları olmasa bir hiçler çünkü hiçbirisinin anneleri elde tutulur iş yapmıyor yani bütün fonlarını büyükbabaları harristen alıyorlar. Buna rağmen hiç yoksulluk çekmemiş, bir işte çalışıp para kazanmamış veletler en büyük konağı materyalist büyükbabalarına ve ataerkil sisteme karşı bir başkaldırı olarak yakıyorlar. Sonuç olarak o konakta yangında can veriyorlar ve tek sağ kalan Cady oluyor. Cady de deliye bağlıyor ve olayları hatırlamıyor. 2 yıl sonra, adaya geri döndüğünde yalancılar ekibiyle vakit geçiriyor fakat anlıyor ki onlar çoktan 2 yıl önce ölmüşler. Sonu etkileyiciydi çünkü yalancıların ölmüş olmasını
YalancılarE. Lockhart · Pegasus Yayınları · 20172,260 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:10
“Vahyin merkezi, insanın hayat menbaı, kutsiyeti tartışılmaz mekân… Öyle bir mekân ki onu tarif etmek için kelimeler kifayetsiz kalır.” “Kâbe insanın asıl vatanı... Gönlü Kâbe'de kalmış, oraları yüreğimize taşımaya niyet ederek çıkılmış bir yol...” “Çünkü oradaki manevi atmosferi, ruha işleyen o huzuru başka hiçbir yerde bulmak mümkün değil.” “Bazı kitaplar vardır; sadece bilgi vermez, insanın kalbine de dokunur.” kabe insanın asıl vatanı....gönlü kabe de kalmış ...oraları yuregimize taşımaya niyet ederek çıkılmış yol....bizede yolda olmak yakışır.. Vahyin merkezi, insanın hayat menbaı, kutsiyeti tartışılmaz mekân… öyle bir mekan ki onu tarif etmek için kelimeler kifayetsiz kalır. Karib” nidasıyla mukarrebun bostanına dalmaktır sonra, adanmak. Bir sultan tanırız yakınlara ve uzaklara hükmeden. Ateşe ve buza boyun eğdiren… Gurbet ve sılanın sahibi, elemin ve lezzetin maliki… Herkese her şeyden daha yakın bir sultan. Akrabul Karaib sultanın sımsıcak rahmeti bitirir tüm uzaklıkları. Yollar biter, gurbet biter, hasret biter karanlık ve soğuk biter bize her şeyden daha yakın Karib Yar’ımızın vuslatında. Onu tanımaktır işimiz. Ona ram olmaktır gidişimiz. Marifet pusulası O’nun kıblesine yön gösterince, kaybolmuşluk ve tükenmişlik sona erer. Ruhlar ve bedenler O’nun malı olunca kurtulurlar. Tüm bayramlı sılalara çevirir. Rahmetini indiği yerde dertler, belalar son bulur, nurunun kapladığı mekânlara kabusi karanlıklar elveda eder maveraesmanur
Kâbe-i MuazzamaMeryem Bastan · Kayıhan Yayınları · 202611 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 35. kitabı
"İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır." Mecit Ömür Öztürk’ün o duru, ruha dokunan ve felsefi üslubuyla ilk kitabında tanışmış, hatta daha sonra Storytel’de de keyifle dinlemiştim. Tarzına, kalbine aşina olduğum yazarın Dervişin Teselli Koleksiyonu serisinin 5. kitabı olan "Duayı Yeniden Keşfetmek" bana geldiğinde içimde ayrı bir heyecan oluştu. Ben bu tarz kitapları aceleye getirmeden, her kelimenin tadını çıkara çıkara, tabiri caizse o edebi ve ağdalı dilin içinde kaybolarak okumayı çok seviyorum. Bu kitap tam da öyle bir okuma deneyimi sundu bana; elimde kalemle, altını çize çize, her satırda durup düşünerek okudum. Peki Ne Anlatıyor "Duayı Yeniden Keşfetmek"? Yazar bu kez bizi duanın sadece bir "istek listesi" olmadığı, insanı mutlak yalnızlıktan kurtaran en güçlü köprü olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor. Dua etmek pasif bir bekleyiş değil, insanı eyleme geçiren dinamik bir güçtür. "Dua ediyorum ama kabul olmuyor" yanılgısına düşen kalplere, ilahi zamanlamanın ve o yakarış anının kendisinin nasıl bir ödül olduğunu fısıldıyor. Hayatın getirdiği dertler ve modern dünyanın karmaşası karşısında sığınılacak en samimi limanı, yani duayı bize yeniden tarif ediyor. Eğer hayatın hızından yorulduysanız, ruhunuza derin bir nefes aldırmak ve dua kavramına bambaşka, bilgece bir pencereden bakmak istiyorsanız bu kitap kitaplığınızda mutlaka olmalı. Mecit Ömür Öztürk, kelimeleriyle kalbinize dokunmayı yine çok iyi başarıyor.
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202691 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 52. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:07
Antabus’u okuyunca da aynı yorumu yapmıştım devamı “Ülker Abla” için de yineliyorum; Seray Şahin; yurdum kadınını en güzel gözlemleyen ve yazıya döken yazarlardan. Yıllarca kocasının dayağından bıkmış sesini çıkaramamış bir kadın Ülker Abla. Kaçacak bir yol umuduyla hastaneye sığınıyor, olaylar da orada başlıyor. Yüreğiniz elverirse buyrun okuyun. Ben tüm kitabı çize çize okudum.. “Yıllarca kocama gıcık verir gibi yaşadım. Benim nefsi müdafaa biçimim: Yaşamak. Kocam beni öldürebileydi de yargılansaydı, mahkemede kendini savunmak için ağır tahrik unsuru olarak, "Kadın yaşıyordu hâkim bey, erkeklik gururuma dokundu," derdi.” “Bir şey söyliyim mi, insanların ne kadar kuruntusu varsa hep tokluktan. Televizyonda da görüyoruz, zenginler hep psikologlarda. Niye? Toklar da ondan. İnsan kısmı açlık derdi olmayınca başka dertler bulup kendini oyalamak ister. Hâlbuki aç insanın kursağından başka derdi olmaz.”
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,418 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 20. kitabı
Konsept güzel ama bazı yerlerde mantık hataları var örneğin beyin evrimi geçirmiş biri nasıl oluyor da bir kızın onu kandırabileceğini düşünmüyor. Tamam çocuk körkütük kıza aşık diyoruz ama beyin evrimi geçirmiş hiç mi anlamıyorsun dedirtiyor. Ayrıca okul neden Apam’ı gizlice araştırmayıp sadece bir daşman ve güvenlik diktiriyor. Hadi onu yaptılar. Koskoca Amerika neden kızı bir kaç araştırmada temiz çıktı diye takip etmeyi bıraktı . Amerika’sın oğlum sen öyle Google bir iki şey yazıp salacak adam mısın? Kıza casus bir ajan yolla ev arkadaşı olsun. Ajan da kızı araştırsın. Ya kızın evine dinleme cihazı koy, telefonlarını kontrol et, gizli bir iletişim ağı varmı bak, adam yolla bir şey yap. Bir de yazar neden kitapta sürekli kampüs yerine kampus diyor ya da gizli yerine gizil diyor onu da pek anlamadım. Üstelik bu hataları tek seferde değil defalarca yapıyor. Apam’ın anlatıldığı kısımlar güzeldi ama ana karakterimiz Yada çok az bahsedilmiş gibi, sanki Yada yan karakter de Apam başrol gibi olmuş. Ayrıca şu ‘Babamı arıyorum’ adlı sitede Yada’nın dedesi babaannesi aile dostları o yazıyı hemen kaldır başına ne iş aldığını bilmiyorsun diyorlar hata yazar bile Yada’nın yazdığı bu yazı onun başına ne gibi dertler açtı diyor ben de diyorum ki herhalde kızı birileri kaçıracak sonra babası onu kurtarmaya çalışacak falan diyorum ama sonra bakıyoruz babası sadece ona cevap yazıyor başka bir şey yok. Eee hani kızın başı tehlikedeydi? Ayrıca Yada da babası gibi zeki neden adam akılı bir ipucu bulamadı? Neyse işte Yada daha sonra bir şekil babasının okuluna gidiyor okulda sınav sorularından biri beyin evrimi geçirmiş bir insanın çözdüğü soruyu veriyorlar sınav diye. Ayrıca kız babasının okulunu bulmuş neden daha fazla şey merak etmiyor bir yerden sonra. He bu arda Amerika bu sefer
Yada’nın GizilgücüGülten Dayıoğlu · Altın Kitaplar · 2021510 okunma