Fantastik ve bilim-kurgu kitaplarının içine bir girdim, çıkamıyorum, okudukça okuyasım geliyor. Birkaç aydır arka arkaya bu türlerin çeşitli yazarlarından kitaplar okudum. Yaratılan farklı bir dünyanın içinde olmak, o dünyayı tanımak hoşuma gidiyor. Hepsi de ayrı bir okuma deneyimi yaşatıyor, oldukça keyif verici. Bu kitap da onlardan biri oldu.
Başlarda daha farklı bir konu hayal etmiştim. Kitap hakkında hiç yazı, alıntı okumadım, arka kapağına dahi bakmadım. Genelde arka kapağı okumamayı tercih ediyorum zaten, kitabın genel hatlarını veya yarısına kadar gerçekleşen olayları yazabiliyor. Eğer kitap hakkında hiçbir bilgi sahibi olmak istemiyorsam bunu yapıyorum. Bazı kitapların ise, yakın tarihli okuma planım yoksa incelemelerini, başka yerlerdeki yazılarını okuyorum.
Kitap, fantastik kitapların olmazsa olmazı bir handa başlıyor. Hancı, genelde alışkın olduğumuz üzere yaşlı ve şişman değil tam tersine genç, oldukça değişik bir kişi, ismi Kvothe. Hayatını kurtardığı Tarihçi’ye hikâyesini anlatırken biz de küçüklüğünden itibaren başına neler geldiğini okuyoruz.
Detaylar çok fazla, geçmiş anlatılırken genelde zaman atlamaları olur. Fakat Kvothe’nin hikayesinde neredeyse günü gününe, her anını yaşıyoruz. Başlarda o anlardan çıkıp şimdiki zamana geri döneceğimizi sansam da, bu çok nadir oluyor. Çocukluğuna, üniversite yıllarına her ayrıntısıyla gidiyoruz.
Kvothe, çıplak ayaklarını, soğuğu, yalnız kalmanın acısını bize hissettiriyor. Diğer yandan da kıvrak zekasını, hayatta kalma mücadelesini. Duyguları geçirebilmesinde oldukça başarılı, Kvothe adına çokça duygulandığım, kaygılandığım anlar oldu. Üniversite, Gizemiye bölümü, sempati yoluyla beceri öğrenimi ilgi çekiciydi. Lavta çalması, müzik ruhunun olması da hoşuma gitti. Dikkat çekici kızıl saçları ve göz renginin