YİNE
Aileydi,
koruyandı, sarıp sarmalayandı.
Kışın ayazından, yazın sıcağından
çekip alandı.
Taze demlenmiş çaydı.
Sohbetti.
Günaydındı, iyi gecelerdi.
Gidip gidip geri dönülendi,
güvendi ev.
Sarsıntı büyük olunca sözün uzunu da yıkılıyor binalar gibi.
Öyle olunca
belirtisiz nesnelerin enkazında can veriyor özneler.
Noktalar virgüllere karışıyor,
devriliyor cümleler.
Geriye bir tek yüklemler kalıyor;
ezik, yaralı.
Kimi çıplak ve yalnız;
kırık dökük sıfatlara sarılı.
Anneydi, babaydı, kardeşti ev;
cellat oldu.
Fetvayı veren diller ‘sus’tu, pus oldu
Failini soranlar
en beter düşman oldu.
İşte böyle bir hâl.
Özneler öldü,
sıfatlar göçtü,