Kar Kavalı “ben” diliyle konuşan bir iç döküş kitabıdır. Bu dili kullandım; çünkü ben bir okuyucu olarak haddini aşan bir yazıyı ya da kitabı kesin bir kararlılıkla terk ederim. Bana yukarıdan bakan, fikrini ve duygusunu köşeli kelimelerle aktaran bir yazı dilini rahatsız edici bulurum. Bu kitapta yazılanlar, aynı zamanı ve ülkeyi paylaştığım, aynı notada gülüp, ağlayıp aynı este sustuğum diğerlerine “ben de varım, buradayım” demenin bir yoludur yalnızca. Bize ne yapacağımızı ve nasıl yaşayacağımızı bıkmadan ve yüksek sesle tekrarlayan bir kalabalıktan kaçıp iç sesime kulak verdiğim anlardan sağılmış bir söz demetidir. Bu demetle, yalnızca düşündüğümü anlatmaktan öteye geçmek istedim. Artık yalnızca eski bir bahçede konuşulan, unutulmuş bir üslup giydirmeye çalıştım ona. Düz yazının genişliğine sığınıp şiirsel dili de kucaklamak istedim. Bu yönüyle kitap, benim gözlüğümden yansıyan bir yaşam kaydı oldu denilebilir. Ve insan, her yerde insandır. Aşk, özlem, öfke, arayış, sitem, kasvet hepimizde aynı şiddetle yaşanıyor. Okuyanlar tarafından, o duyguların gizlendiği satır altlarının çokça çizilmesini umuyorum.