Derya CESUR

Derya CESUR
@deryacesur
Eğitimci
Yüksek Lisans
27 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Yalnızız'a dair...
10/10
·416 syf.··
2021 46. kitabı
Babası şairdi. Düzenli bir eğitim görmedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezareti'nde çalıştı. Öğretmenlik ve gazetecilik de yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. Bu kadar basit bir özgeçmiş... 80'e yakın eser üretmiş Peyami Safa. Ancak yalnızca bu kitabı okuduğumda bile onun ruhi derinliğini ve yüksek duygusal zekasını görebiliyorum. Bu işin müfredatında hiç yer almamasına rağmen muazzam dil yeteneğini başarılı bir teknikle ortaya koyabilmiş. İnsanı en alt katmanlarına kadar çözümleyen derinlikli bir bir roman ortaya çıkarmış. Simeranya'da işlediği her konu geçmişin değil, adeta bugünün fotoğrafını çekmiş. Sorunlarımız değişmediğine göre pek de ilerlemediğimizi bize acı şekilde gösteriyor. 70 yıl öncesinden eğitime dair yaptığı analizleri çerçeveletip okullara asmak isterdim; ancak muhtemelen reddedilirdim. Okurken bugünkü serzenişlerime ve tespitlerime dair pek çok şaşırtıcı karşılaşma yaşadım ve hikayenin içinde adeta eriyip gittim. Romanı bir tür olarak küçümser bazıları, hiç anlamam. Bir roman bir hikayeden, süslü cümlelerden fazlasıdır. Dönemin hayatı, olanakları, sosyal ilişkileri hakkında pek çok şey söyler. Tarihi bir değer de taşır bu yüzden. Bu kitap beni fazlasıyla mutlu etti. Psikolojik çözümlemelere ilgisi olan, insan ilişkilerini anlamak yönünde çaba gösteren okuyucuların keyif alacağını düşünüyorum.
Edebiyat
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
Reklam
İcat çıkarmaya devam...
9/10
·192 syf.··
2021 24. kitabı
Başlangıçta o hep alışık olduğumuz akademik kitaplardan biri gibi algılanabilir; ancak bu okumada sizi bekleyen şey keyifli bir yanılma olacak.Kitapta ilerlerken hangi paragrafın altını çizeceğimi şaşırıp sayfaların sağına soluna onlarca ok, yıldız ve minik kalpler iliştirdim. Okuduklarım yıllardır göğsümde birikip duran, dile döktüğümde ise çoğu kez beni alaycı bakışlara mahkum eden nice sezgi ve niyetin güçlü bir sağlaması oldu. Suyun akışına inatla direndiğim için üzüldüğüm, can kırıkları yaşadığım onca zamandan sonra, o inada minnet duydum yeniden. Her öğretmen, her yönetici önce kendini almalı karşısına.Öğretmek adına dikte etmenin kıskacından kurtulup keşifle öğrenmenin hazzını duyumsamalı. Sayın Yavuz'un da belirttiği gibi evreni, canlıyı ve cansızı her gün baktığımız açının dışında görmeye ve anlamaya yönelik farkındalığı geliştirmek ancak zihni sorularla ve bu sorulara cevap arayışlarıyla dolu bireylerle mümkündür.
Eğitim
Başımıza İcat Çıkaran Çocuklar ve GençlerMustafa Yavuz · Pegem Akademi Yayıncılık · 202070 okunma
Bir SEN var SEN'den içeri...
Puan vermedi·126 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
Sevgili Özkan İrman'ın okumuş olduğum 2. kitabı. Konuşan kitapları seviyorum. Masanın karşısında oturmuş, dinliyor hissi veren kitapları... Ara ara 'evet' anlamında başımı sallayıp 'elbette' , 'kim bilir?' , 'hadi canım!' diye sesli yanıtlar verirken buluyorum kendimi. Gülüyorum ekseriyetle... SEN, bir serinin son kitabı. Özkan İrman tanışık olduğum en üretken yazar/iş adamı:) Bu kitapla buluşunca gördüm ki, tek yeteneği yazmak da değil üstelik. Kitabın içindeki konuya ilişkin karikatürleri de çizmiş. Yani yazar- çizer adam. Bana seslenmiş, alttaki komşuya, aşağı mahalledeki amcaya, hemhal olduğuna ve dertli olduğuna seslenmiş. SEN aslında benim. SEN aslında büyük ölçüde sensin:) Hal böyle olunca yüz yüze de gelesi, bir yol koyup şehrine gidesi geliyor insanın. 'Belki bir gün...' lü umutlar ediniyorum o vakit. Kalem heveskarı oluşuma, böyle bir hevesten doğan bu tanışıklığa minnet duyuyorum. Beni okuyan, yazdığıma değer bulan insanın kalem ehli olması ayrı bir onur. Tabi okudukça okudukça henüz çok başında olduğumu acı acı hissediyorum. Ama olsun! Yolda olmanın huzuru var içimde. Şimdi bana incelikle postaladığı 'Kazak ile Sarımsak' ve 'Arkası Yarın Mektuplar' var önümde. Okuyup 'İrman' dünyasına daha derin dalışlar yapacağım. SEN de oku ama SEN'le yetinme. Keyifli kaleminden daha çok ilham al.
İnsan
SenÖzkan İrman · Majör Yayınları · 202087 okunma
Kar Kavalı hakkında yazar anlatısı
Puan vermedi·149 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Kar Kavalı “ben” diliyle konuşan bir iç döküş kitabıdır. Bu dili kullandım; çünkü ben bir okuyucu olarak haddini aşan bir yazıyı ya da kitabı kesin bir kararlılıkla terk ederim. Bana yukarıdan bakan, fikrini ve duygusunu köşeli kelimelerle aktaran bir yazı dilini rahatsız edici bulurum. Bu kitapta yazılanlar, aynı zamanı ve ülkeyi paylaştığım, aynı notada gülüp, ağlayıp aynı este sustuğum diğerlerine “ben de varım, buradayım” demenin bir yoludur yalnızca. Bize ne yapacağımızı ve nasıl yaşayacağımızı bıkmadan ve yüksek sesle tekrarlayan bir kalabalıktan kaçıp iç sesime kulak verdiğim anlardan sağılmış bir söz demetidir. Bu demetle, yalnızca düşündüğümü anlatmaktan öteye geçmek istedim. Artık yalnızca eski bir bahçede konuşulan, unutulmuş bir üslup giydirmeye çalıştım ona. Düz yazının genişliğine sığınıp şiirsel dili de kucaklamak istedim. Bu yönüyle kitap, benim gözlüğümden yansıyan bir yaşam kaydı oldu denilebilir. Ve insan, her yerde insandır. Aşk, özlem, öfke, arayış, sitem, kasvet hepimizde aynı şiddetle yaşanıyor. Okuyanlar tarafından, o duyguların gizlendiği satır altlarının çokça çizilmesini umuyorum.
Kar KavalıDerya Cesur · Dorlion Yayınevi · 202118 okunma
Puan vermedi·171 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Çok okuyan mı yazar yoksa çok yaşayan mı? Yoksa cevap, sorudan daha uzak mı? İnsan ne için yazar sorusunun onlarca yanıtı olabilir; ama ALİ GÜLCÜ yaşadığı için yazanlardan… Her öyküsü ayrı bir insan fotoğrafı gibi. Herkesin yaşadığı alışıldık karşılaşmaları bazen muzip, bazen masalsı ve bazen sert bir tokadı yüzünüze indirir gibi yazıyor. Sorular soruyor çokça. Okurken esler vermeyi gerektiren güçlü, zeki sorular… Yaşamaya dair her şeyi konu ediyor öykülerine. Ancak bir filmin karesi olabilecek güzellikte tasvirlerle içimizi ılıman bir iklimle dolduruyor. “Bakımsız, kaydırağı küflü parkta cebinde meteliği olmayan fakir çocuklara pamuk helva satmaya çalışan kasketli adamın umudundan lazım” diyor söze başlarken. “Benimki nasıl bir umut?” diye sormaya mecbur ediyor. Simitten bahsederken ömrünüzde belki yüzlerce kez yediğiniz şeyle sizi yeniden tanıştırıyor örneğin. “Simit yalnızca susam ve hamur değildir, sıfır da değildir, sonsuzluk da. İsmail gibi adamların çocukluğudur, gençliğidir, un çuvallarının üzerinde uyandığı sabahlardır.” Tüm hedeflerimizi daha çok sahip olmak üzerine kurduğumuz için olsa gerek, üç kelime ile noktayı koyuyor; “keyif almaktır zenginlik.” Hasılı kelam, okuyun bu kitabı. Büyük laflar etmeden, size kim ya da ne olacağınızı söyleme muktedirliği gütmeden, sanki sizin hikayenizi anlatırmış gibi, hayatın dipnotlarını tutar gibi yazılmış bu öyküleri çok seveceksiniz.
EşiklerdeAli Gülcü · Dorlion Yayınları · 20205 okunma