Sevda Sokağı Komedyası tanıtıldığı gibi Halide Edip'in kaleminden çıkan en eğlenceli, en akılda kalıcı tipleri barındıran kısa bir roman.
Vaktiyle adı İbnüssuud olan sokağın tabelasının üzerine muzip bir gencin büyük harflerle SEVDA yazması ve de eski zaman usûlü diye nitelenen sevişmelere şahitlik etmesi sebebiyle bu sokak, "Sevda Sokağı" diye ünlenmiştir. Kitabın giriş cümlesinde de #174340765 kulağımızın çekildiği gibi bu roman ne bir komedi ne bir facia. Peki bu hikâyede güldürürken ağlatan, ağlatırken güldüren cazibe ne? Tabii ki SEVDA. Sokağın adını değiştiren muzip delikanlı ile muzip ve yaramaz tabiatlı aşk tanrısı Eros'u hatırlayıverdim. Nasıl ki Eros okunu çekip gözüne kestirdiğini olur olmaz kişi ile aşk'laştırıp (kahret bu insancıkları / çeksin o melun zilleti diye) yaralıyorsa Sevda Sokağı'nda da olur olmaz kişiler birbirlerine sevdalanıp heder oluyor. Eee boşuna dememişler: "Aşkın gözü kördür." Romana ismini veren bu sokağın tarihçesine kitapta yer verilmesi sanki her şeyi başlatıveren gizli elin sokağın adını değiştiren bu muzip çocuktan olduğunu hissettirmek istiyor.
Abdülhamit Devri'nden Cumhuriyet'e uzanan bir süreçte köyden büyük şehire, saray mensubu bir ailenin Nişantaşı'ndaki köşküne besleme olarak getirilen Emine, o günün sentezci, saraylı ailesinin onu devşirmesi ile "Numune!"
Dönüştürülen bu isim, o kadar isabetli bir seçim ki gözü açıklığı, hınzır zekası, fettan tavrı, hayatını idame ettireceği erkekten beklentileri, famdöşmbr [(fr.) oda hizmetçisi)] kariyeri ile Numune 1900'lerin İstanbul'unda hepsinin de zamanla kabul edeceği üzere tam bir örnek.
Romanlarında kadın karakter yaratımının çeşitliliğine şahit olduğumuz bu toprakların ilk feminist yazarlarından Halide Edip, bu romanında çok bilinen Milli Mücadele
Bir insanın, bilinmeyen bir hayatın parçası olduğunu ve ona olan aşkımız sayesinde bu hayata nüfuz edebileceğimizi zannetmek, bir aşkın doğmasında en temel unsurdur ve başka hiçbir şeyin önemsenmemesine yol açar. Bir erkeği sadece fiziksel görünümüne bakarak değerlendirdiklerini iddia eden kadınlar bile, bu görünümde özel bir yaşayışın yansımasını bulurlar. İşte bu yüzden, askerlerden, itfaiyecilerden hoşlanırlar; üniforma, çehreyi beğenmeyi kolaylaştırır; zırhın altında, farklı, maceracı ve şefkatli bir yüreği öptüklerini zannederler;