Yaklaşık 10 sene önce(12 yaşındayken) tanışmıştım bu kitapla, bana rehber olur düşüncesiyle hevesle okumuştum. Bugün tekrar aynı hevesle okuduğum bu kitabı bu sefer de başka insanlara rehber olabilme adına üzerinden notlar alarak okuyorum. Hemen hemen her sayfasından alıntı yapılacak bir kaynak. Verimli okumalar :)
Sigmund Freud'u daha detaylı öğrenmek isteyenler için oldukça güzel bir yol arkadaşı bu kitap. Freud severlere tavsiye edeceğim ilk eser demek yerinde olur. Oldukça aydınlatıcı noktaların yer verildiği bir eser. Fakat hayal kırıklığı yaratan ufak bir noktayı göz ardı edemeyeceğim. Küçük bir eleştiriyi yapmak gerekirse biyografi adı altında bu kadar özel noktalara, detaylara yer vermek ne kadar doğruydu veyahut gerekliydi? Kitabın kimi yerlerinde kendi kendime sorduğum bir soru sebebiyle yarın bırakma hissi taşıdığım çok oldu. Kitaba sadece okuyucu kimliğiyle bakmayı bir kenara bırakıp bir de kahraman gözüyle yani Freud gözüyle bakmak hiç de fena bir fikir değil. Kitabı okurken şu soruyu kendinize sormayı ihmal etmeyin Freud bu kitabı basılmadan önce okuma fırsatı elde etmiş olsaydı bu kitap bugün bu haliyle karşınıza çıkar mıydı? Keyifli okumalar...
Franz Kafka 1924 yılında ölmüş ve yakın arkadaşı Max Brod'a vasiyet olarak, yazdığı eserleri yakıp yok etmesini söylemiştir. Ancak arkadaşı Max, Kafka'nın son isteğini yerine getirmek yerine, eserlerinin tüm dünya tarafından okunması gerektiğini düşündüğü için, 1925 yılı itibarıyla romanlarını parçalar halinde yayınlamaya başlamıştır. Bu romanların bazı bölümleri, Kafka tarafından asla tamamlanmamış yarım bırakılmıştır.
Franz Kafka yaşıyor olsaydı yakın arkadaşının, son isteğini yerine getirmemiş olmasına belki de kırılır, darılırdı fakat iyi ki bu eserler yakılıp yok edilmek yerine günümüze ulaşmıştır. Tamamlanmamış olmasına rağmen eserlerin bu kadar anlamlı olması Kafka'nın ustalığını bize bir kez daha fark ettirmektedir. Keyifli okumalar.
Sultanahmet durağından, Nişantaşı'nda inmek niyetiyle Maçka tramvayına binmiş bir adam, dışarıya baktığı camdan ne sevdiği kadını, ne de bir tanıdığını gördüğü halde yarı yolda neden iner? Bazen insanı bir yangın kulesi de çağırır. Hele bu adam, öğle yemeğini yediği kalabalık lokantadan çıkıp nereye gideceğini bilmeden yürürken derin localı sinemanın kapısında bekleyen şaşı kadını görür görmez dönmüş, Alemdar'a dek yürümüş, çocukluğunda içinde yaşadığı iki katlı eski evin önünden geçip, kafası o günlerin kimi açık kimi belirsiz, karışık anılarıyla dolu, tramvaya binmiş biriyse, yalnızsa, aylaksa onun nerede ineceği bilinmez.