Eren

Eren
@desireofvoid
Varlık kendine yabancıdır.
Öyle hisler, öyle ruh halleri vardır ki, bizleri varoluşun nihai temelleriyle yüzleştirir: Bu, elbette ki, Heidegger’in düşüncesinin köklü savlarından biridir; ama bu söylemde can alıcı bir önemi bir yana, Heidegger can sıkıntısını da varoluşun anlamını açımlayan asli bir deneyim olarak görmüştür.
Sayfa 153·Kitabı okudu
Psikoloji
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Maurice Blanchot’nun sözlerine değinmeden edemem. “Olumsuz olanın belirsizliği, ölümün belirsizliğine bağlıdır. Tanrı öldü, bu hazmedilmesi daha da güç bir hakikat ifade edebilir, ‘ölüm olanaklı değil’ anlamına gelebilir.”
Sayfa 145·Kitabı okudu
Jean Starobinski’nin dediği gibi, ancak geleceğin mevcut olması halinde, ölüm, hayatın yapısal bir gerçekliği olarak yaşanır (yaşanabilir): Eğer gelecek yok olursa, parçalanırsa, o zaman bunu her birimizin sahip olduğu ölüm arifesi olarak görebiliriz ve de bu asli ön şarttır: Ölüm arifesi var olmalı, ardından çözülmeli ve ölüm ufukta yitmelidir, işte bu durumda ölüm olanaksız bir deneyim haline gelir.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Psikoloji
Melankoli dönüşüme uğrayıp da köktenleştiginde, ölüm deneyimi bildiğimiz ölüm deneyimi olmaz: Bir diğer deyişle ölüm; olanaksız bir şey olarak yaşanabilir (insan kendini ölümsüz hisseder, ölümden koparılıp alınmıştır) ya da ölüm, zaten gerçekleşmiş ama sonsuz bir hayatta kalış şekline dönüşmüştür (insan ölmüştür ama keskin bir kopukluk Stimmungunda yaşamaya, hayatta kalmaya devam etmektedir).
Sayfa 141 - Stimmung: Ruh hali·Kitabı okudu
Psikoloji
Szondi gene şöyle demektedir: “Gerçek varoluş, varoluş-olmayana karışır; daha doğrusu, varoluş, ancak varoluş-olmayana sadakat gösterir, onun hatırası olursa varoluş olur.”
Sayfa 138·Kitabı okudu
Felsefe