Uzun sözün kısası sonuç olarak erdem, cesaret, yetenek, zekâ, hayal gücü gibi bütün nitelik ya da özellikler yalnızca bir oksijen sorununa bağlı olabilir miydi?
Sizin için Nietzsche'nin görüşlerini derleyip özetledim.
Kendisi bu eserine şöyle bir giriş yapmış;
'Neyseki çok geçmeden teolojik önyargıları ahlaksal önyargılardan ayırmayı öğrendim ve kötünün kaynağını dünyanın öte tarafında aramaktan vazgeçtim.'
Nietzsche'ye Göre "Vicdan" Nedir?
İnsan, binlerce yıl boyunca korkuyla terbiye edildi. Onun içgüdüleri, dizginlenmiş hayvanın içgüdüsüne dönüştürüldü. Cezayla, acıyla, utandırmayla... “Vicdan” dedikleri şey, dışa yöneltilen gücün içe dönmesiyle oluştu. Bir zamanlar saldıran, avlayan, hıncını dışarı akıtan insan, sonra kendine saldırmaya başladı. İşte bu iç saldırının adı oldu “vicdan azabı”.
Nietzsche'ye Göre "Suç" ve "Ceza" Nedir?
Ama sana şunu soruyorum: Sorumluluk dediğin nedir? Bir insanı eylemlerinden sorumlu tutmak, onun koşullarını, geçmişini, iç dürtülerini, iradesini bütünüyle kavradığımız anlamına mı gelir? Hayır! İnsan, tam anlamıyla özgür değildir—çünkü bir bütün değildir. O, içgüdülerden, dürtülerden, kalıtımdan, toplumdan, geçmiş travmalardan yoğrulmuş bir karmaşadır. Ve biz bu karmaşaya “suçlu” damgasını vuruyoruz.
Ona göre; Toplum ve din insana suçluluk hissettirmek ve onu kontrol etmek için özgür irade yalanını söyler fakat özgür irade yoktur. İnsanlar özgürce karar aldığını sanarken aslında içgüdü ve arzularına, karakterlerine göre hareket ederler.
Zerdüşt: "Bağırsaklarınızın emrine giren ruhunuz, çekiniyor şimdi." derken bizim içgüdülerimizle hareket ettiğimizi vurgular. Ona göre özgür irade yoktur çünkü beynimiz karar vermez içgüdüsel karar veririz beynimiz ise bu karara mantıksal bir hikaye yazar.
Yani akıl çoğu zaman karar vermez; karar verildikten sonra onu gerekçelendirir.
Doğanın yasalarına uyduğu ya da doğanın yasalarının daha adil olduğu görüşüne de karşı çıkar. Çünkü aynı şekilde tiranca