Tanrı ipleri çekerek olacakları belirleyen bir kukla oynatıcısı değildir. Kukla oynatıcısı kuklaları dışardan yönetir, yani bir 'dışsal neden' dir. Oysa Tanrı dünyayı bu şekilde yönetmez, doğa yasalarıyla yönetir. Bu yüzden de Tanrı -ya da doğa - olan biten her şeyin içsel nedenidir. Bu da doğadaki her şeyin zorunlu olarak gercekleştiği anlamına gelir. Spinoza doğada yaşananlar hakkında determinist bir görüşe sahipti.
Klinik psikolojinin şekillenmeye başladığı dönemlerde, kadınların merakına tamamen olumsuz bir anlam yüklenirken, aynı özellikteki erkeklere araştırmacı adı yakıştırılmıştır. Kadınların her işe burunlarını soktuğu söylenirken, erkeklere öğrenme heveslisi denmiştir. Aslında, kadının merakının sadece sıkıcı bir röntgencilikmiş gibi sıradanlaştırılması, kadının içgörüsünü, içedoğuşlarını, sezgilerini inkar eder. Tüm duyuların yadsır. Onun en temel güçleri olan ayırt etme neden sonuç ilişkilerine dayanarak belirleme (determinizm) yetilerine saldırmaya çalışır.
Gelecek, değişmeyecek geçmişe tamamen dayanıyorsa ve geleceği geçmiş belirliyorsa gelecek sabit demektir. Gelecek sabitse özgür irade diye bir şey nasıl olabilir?