Türkiye psikolojisinin temel belirleyeni parçalanmış büyük bir imparatorluğun devamı olmaktır. Bu dramatik hakikat hem devlette, hem de onun doğrudan biçimlendirdiği halkta refleks ve konumları ezber derekesinde yalınlaştırmıştır.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Siyaset
Günler sonra...
Sabah demek içinde hiç olmazsa küçücük bir umut barındıran zaman demektir. Umut yoksa da heves vardır. İkisi de yoksa o vaktin adına neden sabah diyelim, gecenin devamı deyip geçeriz.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
I- Orhun sözü Türkçe metinlerde en eski olarak Moyunçur Kağan âbidesinde geçer. Bu âbidenin şimal cephesinin 3'ncü satırında Orkun şeklinde ve cenup cep-hesinin onuncu satırında yalnız Orkun şeklinde Orhun kelimesi zikrolunmuştur. Bu âbideyi bulup neşreden Fin âlimi Ramstedt bu kelimeyi pek doğru olarak Oruqun diye okuyor. Çünkü Orkun harfi eski Türk alfabesinde ko, ku, ok, uk şekillerinde okunan mürekkep bir harftir. II- Ramstedt'in bunu Orokun diye okumamasına sebep Türkçedeki bir ahenk hususiyetidir. Çünkü Türk-çede bir heceden fazla olan sözlerde ilk heceden başka hiç birinde O ve Ö seslileri bulunamaz (İstanbul şivesin-deki hal sigası müstesna). III- Ramstedt'in okuyuşu doğru olmakla beraber bu söz Orqun diye de okunabilir. Çünkü eski Türk âbidele-rinde imlâ kaidelerine pek o kadar dikkat olunmadığın-dan Orkun harfinden sonra bir Orkun yazılmakla beraber Orkun imlâsı yerine Orkun imlâsı kullanılmış olabilir. IV- Fakat her ne de olsa bu kelime ancak Oruqun veya Orqun yahut da Uruqun veya Urqun şeklinde olabilir. Orqon (Orhon) şeklinde okunmasına imkân yoktur. Çünkü ne Gök Türkçe ve Uygurcada, ne de Çağataycada ve Osmanlıcada (yani eski yeni bütün edebî lehçelerde) birinci hecedeki "O"dan sonra, ikinci hecede "O" seslisi gelmez. İşte misal: dol-du, yor-gun, sol-gun, O-dun, o-lur, yo-lu-muz, dol-dur-mu-şuz. Hatta Türk halkı yabancı kelimeleri bile bu telaffuz kaidesine uydurur, doktor yerine doktur der. V- Bugünkü Saka, Altay ve Kırgız Türklerinde ahenk kaidesi daha ileri giderek edebî lehçelerdeki bu hususi-yete zıt bir şekil almıştır. Yani bu lehçelerde "O" ile baş-layan bir kelimenin ikinci hecesinde de "O" sesli harfi olabilir. Fakat bu lehçeler edebî lehçe değil mahallî ve umumî Türk kaidelerinden uzaklaşmış küçük lehçelerdir. Aynı zamanda Gök Türkçenin de
Sayfa 244 - 245 Orhun, 19 Nisan 1934·Kitabı okudu
"Yazar mı olmak istiyorsun? O halde otur ve yaz!" Hepsi buydu. Efsanenin devamı şöyle-bunu söyledikten sonra çekip gitti. Vay canına! Bundan daha bilgece bir şey görmedim. Sadece yazmanın coşkusu! Salt yazmanın, salt şarkı söylemenin. Hepsi bir. Sadece şarkı söylersin. Ya da sadece yazarsın. Ya da, bağışlayın ama sadece filme alırsın.Film yapılmaz, sadece filme alınır. Sadece filme almak varken ne diye film yapasın ki. Ah, bir şeyle uğraşmak ne büyük coşku! Bir sey, herhangi bir șey! Ben buna hayatı kutlamak derim! Ben böyle biriyim...
Sayfa 16·Kitabı okudu
“Öyle olmaz sanmıştım ama garip bir şekilde o sene de dünya dönmeye devam etti.”
Sayfa 68·Kitabı okudu
Alıntı
Cüzamlılara yardım etmenin yolu sadece onların hastalıklarını tedavi etmekten geçmiyordu.Toplumun dışına atılmış,insanların yanına yaklaşmaya korktuğu bu zavallı kader kurbanlarının, çevreleri tarafindan kabul görmelerini de vazife edinmiştim.İyileşip çıkanlara iş bulmak,aileleriyle,çocuklarıyla ilgilenmek de bir yerde,tedavinin devamı gibiydi bence.
Sayfa 204·Kitabı okudu
Alıntı