Sırp Entrikası: Görünmeyen Savaş
Bazı savaşlar kılıçla kazanılır… Bazıları ise zihinlerde başlar. Ve en tehlikeli olanı, henüz başlamamış gibi görünen savaştır. Osmanlı ile Sırplar arasındaki gerilim sadece meydanlarda yaşanmıyordu. Asıl mücadele, sarayların kapalı kapıları ardında şekilleniyordu. Yazmakta olduğum romanda bu kez sahne değişiyor… Edirne’den Belgrad’a uzanıyoruz. Ve karşımıza bambaşka bir dünya çıkıyor: Korku… İhanet… Ve planlanan bir büyük oyun… Kral Lazar’ın huzuruna çıkan Sırp askerleri… Yorgun, yaralı ve çaresiz… Ama asıl tehlike karşılarında duran kral değil. Onları bekleyen şey… bir plan. Kısa bir kesit: “—Peki… neden hâlâ hayattasınız? Salon buz kesmişti.
Edebiyat & Roman
bunla başlayalım devamı gelir
-Düşme Dedim Sana Kurban olduğum demedim sana, Düştün mü pavyonun yollarına, Demedim mi sana düşme diye, Çıkmazsın şimdi çorbacıdan Kafayı çekip bozdun mu dünya ile aranı, Dinletemedim sözümü ben sana, Ankara’yı toz dumanına döndürmüşsün, Adın çıkmış alemlerde kaçışın zor Demleri sek vurup saldırmışsın ortalığa, Alkışlar yerine yumruklar yemişsin başına, Dostlar dediğin arkadaşların bırakmış yarı yolda, Bir sarı kız için değer miydi yıllarını yakmaya.. -turna 23.04.2026
Şiir
Reklam
Kardeşimle en normal diyaloğumuz: :Abi. Efendim. :Pembe mi daha güzel mavi mi? Yeşil. :Yeşil mi daha güzel demedim pembe mi mavi mi? Yeşil ikisinden de güzel. :Ben yeşili merak etmiyorum ama pembe mi mavi mi? Kırmızı. :Beni sinir etmeye çalışıyorsun di mi? Kaşlarını çatınca gamzelerin çıkıyor onları görmek için yapıyorum. :Boyun kadar beynin yok senin. Sende boy da yok ona ne demeli? :ANNE! (sinir krizi ve saçımı çekme çabaları) Devamı da şöyle geliyor: :Abi tamam şaka bitti şimdi gerçeği söyle pembe mi mavi mi? SARI! : Yiğit abi! KIRMIZI! :EN BÜYÜK! CİMBOMBOM :EN BÜYÜK! CİMBOMBOM
1000Kitap
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun!
Bu karanlık zamanda aydınlığa olan ihtiyacımız giderek artıyor. Milli Bayramlarımız bu aydınlık için umudumuzun devamını sağlıyor. 🇹🇷
1000Kitap
Bu ayki okuma planı...
Hilmi Ziya Ülken, Türk düşünce tarihini yalnızca bir olaylar dizisi olarak değil, bir “zihniyet arkeolojisi” olarak okur. Ona göre Doğu ile Batı arasında kalmışlık bir kriz değil, bir sentez imkânıdır; tasavvufi derinlik ile rasyonel düşünce aynı zeminde buluşabilir. Ülken’in eserlerinde Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan modern döneme uzanan düşünce çizgisi kopuk değil, süreklidir. Bu yüzden Türk Tefekkürü Tarihi ve Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi birlikte okunduğunda bir bütün hâline gelir. Bu bütünlük, Çağdaş İslam Düşünürleri ile daha da somutlaşır: Ülken’in çizdiği zihinsel harita, modern İslam düşünürlerinin hangi sorulara ve krizlere cevap aradığını anlamak için güçlü bir zemin sunar. Böylece isimler tek tek değil, bir düşünce geleneğinin devamı olarak anlam kazanır.
1000Kitap
Мuииi(şkoм)
нİит İmparatoяоliçe'si, adının 2cisi, IV.Shlomoh'n kızı ve varisi, yüceler yücesi мuииi Şком ! Hanımefendi hazretleri M.Ó. 545 yılında sürgünde olan kıralın(kral değil kıral) 4cü eşi aynı isimli kadın tarafından 3.602gr olarak Baharat ülkesinde ilk çığlığını atmıştır. Monarşi düzenine baş kaldıran sosyalist kominist başhintlerin devrini bir gün bitirecek o ilk çığlık tarihte yerini işte böyle almıştır. At üstünde geçen günleri at altında geçen aylar ve atlı ordularla tahta oturduğu yıllar birbirini takip etmiştir. Munni Şkom 'un ilk icraati "yol yapmak" ve "köylüye anasını alıp gitmesini söylemek" olmuştur. Vezir'i-azamlar meclisinde ki konuşmaları kayıtlara geçerken, kraliçenin güzelliği de dillere destan olarak kanıtlanmıştır. Çevre ve doğa bilincinin yanı sıra baharatlı yemeklerde kraliçeliğini kanıtlamış, entelektüel çevreler tarafından taktir edilmiş ve saygı duyulmuştur. Yıllar geçmiş tarihler M.Ö.456 yılına gelmişti imparatorluğunu dudak ısırtan uç sınırlara ulaştırmıştı. Gözlerinin ikiside bir savaşda kaybetmiş olan kıraliçemiz prensesimiz herşeymiz hanımefendi 89 yaşında artık gözlerini açmamak üzere kapatmıştı o güzelim kahverengi yıldızlarını. India kıraliçeliği yas günü ilan etmişti 11zart456mö yılını. Oysaki geride ne bir evlat ne bir eş nede bir varis bırakmıştı. O kendisinden sonra ülkenin halini falan düşünmemişti. Hanımefendinin tek bir yaşam felsefesi vardı; "Yaşıyorken Yaşa" !!! Öyle de yapmıştı. Geriye bıraktığı tek hatırası köpeğinin fotoğrafı olmuştu. Sizlerle paylaşmak büyük mutluluk. Tarihler bla blaa vs vs ... Devamı gelsin mi güzel insanlar hayal dünyama bir küçük destek çıkan olur mu?
1000Kitap
Reklam
Reklam