*MÜSLÜMANLARI SEVMEK - 1* Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki: *(İbâdetlerin efdâli, Müslümanları Müslüman oldukları için sevmek, kâfirleri, kâfir oldukları için, sevmemektir.)* Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma sordu: *(Benim için ne işledin?)* Mûsâ aleyhisselâm şöyle cevap verdi: (Yâ Rabbî! Senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim, ismini çok zikrettim.) Allahü teâlâ, buyurdu ki: *(Yâ Mûsâ, namazların sana burhandır. Oruçların Cehennemden siperdir. Zekât kıyâmet gününün sıcaklığından koruyan gölgedir. İsmimi söylemen de, kabir ve kıyâmet karanlığında seni aydınlatan nûrdur. Yânî, bunların fâideleri hep sanadır. Benim için ne yaptın?)* Mûsâ aleyhisselâm yalvararak sordu: (Yâ Rabbî! Senin için olan ameli bana bildir!) Cenâb-ı Hak buyurdu ki: *(Yâ Mûsâ! Dostlarımı benim için sevdin mi ve düşmanlarıma benim için düşmanlık ettin mi?)* Mûsâ aleyhisselâm da, Allah için amelin, *(Hubb-i fillah)* ve *(Buğd-ı fillâh)* olduğunu anladı. - devamı var - *Türkiye Takvimi* turktakvim.com *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
RABBİNE İNANIR DA ALLAH'I NASIL İNKÂR EDER?
Arkadaşım, bunu da "acaba" avucunda tut, çünkü bir ihtimâldir. Zâten "çünkü"ler hep ihtimâldir. "Allahu'l-a'lem!" demeden hakikat sahasına giremezler. Özetiyse şöyle: Kehf sûresinde iki arkadaştan birisi diğerine, kısa bir meâliyle, şöyle diyor: "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbimin huzuruna götürülürsem, hiç şüphem yok ki, (orada) bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum." Bahtiyar olanıysa uyarıyor: "Arkadaşı ona hitaben: Sen, dedi, seni topraktan, sonra nutfeden (spermadan) yaratan, daha sonra adam biçimine sokan Allah’ı inkâr mı ettin?" Öncesini-sonrasını da konuşacağız fakat, arkadaşım, burada dikkatime evveliyetle şu ilginçlik çarpıyor: İlk konuşan Allah'ı inkâr etmiyor ki alttaki ona "Allah'ı inkar mı ettin?" diye tepki göstersin. Hattâ dikkat edersen aslında şöyle diyor o: "Şayet Rabbimin huzuruna götürülürsem..." Yâni Rabbinden haberli gibi. "Yoktur. İnanmam. Olamaz..." falan demedi. İlhada girmedi. Peki âyet-i kerime mezkûr diyaloğu bize neden bu şekilde aktardı? Mürşidim Bediüzzaman Said Nursî'nin "Allah" isminin içeriğine dâir hatırlattığı bazı şeyler var ki, arkadaşım, bence okumanın tam zamanıdır onları şimdi. Diyor ki Mesnevî-i Nuriye'sinde: **"Bütün Esmâ-i Hüsnâ'nın ifâde ettiği mânâlar ile bütün sıfât-ı kemâliyeye Lâfza-i Celâl olan Allah bil'iltizam delâlet eder. Sair ism-i haslar yalnız müsemmâlarına delâlet eder. Sıfatlara delâletleri yoktur. Çünkü sıfatlar müsemmâlarına cüz olmadığı gibi aralarında lüzum-u beyyin de yoktur. Bu itibarla ne tazammunen ve ne iltizâmen sıfatlara delâletleri yoktur. Amma Lâfza-i Celâl bilmutabakat Zât-ı Akdese delâlet eder. Zât-ı Akdes ile sıfât-ı kemâliye arasında lüzûm-u beyyin olduğundan sıfatlara da bil'iltizâm delâlet eder. Ve keza, ulûhiyet ünvanı sıfât-ı kemâliyeyi istilzâm etmesi, ism-i has olan
Tefekkürât
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eda kadındır… (devamı alıntıda)
Bin gönlüm olsa sana birini vermem. Senin layığın işte öyle murabiye gibi Frenk omleti, Paris kayganası karılardır. Eda kadındır. Hem de şöyle sapına kadar kadındır.s.71 Mürebbiye Hüseyin Rahmi Gürpınar
Alıntı
İMÂM-I ÂZAM HAZRETLERİNİN TALEBESİNE NASİHATİ -1
Yûsuf bin Hâlid es-Semtî, İmâm-ı Âzam rahimehullâh’tan ilim tahsîl ettikten sonra memleketi Basra’ya dönmek için kendisinden izin istedi. Bunun üzerine İmâm-ı Âzam Hazretleri, ona şu tavsiyelerde bulundu: “İnsanlarla ve ilim ehliyle mertebelerine göre muâşerette bulun, nefsini edeplendir. Bilesin ki insanlarla iyi geçinmediğin zaman en yakın akrabaların da olsa sana düşman olurlar. Eğer onlarla iyi geçinirsen akraban olmasalar da senin en yakının olurlar. Diyelim ki Basra’ya vardın ve orada bize karşı olanların yanına gittin. Kendini onlardan üstün gördün ve yanlarında, ilminle büyüklendin. Onlarla birlikte olmaktan ve aralarına karışmaktan kaçındın. Sen onlara muhalefet ettin, onlar da sana muhalefet etti. Sen onları, onlar da seni terk etti. Sen onlara kötü söz söyledin, onlar da sana kötü söz söylediler. Sen onları dalâletle, onlar da seni dalâletle suçladılar. Bizim ve senin hakkında fena sözler söylendi ve artık onların yanından ayrılmak zorunda kaldın. Bilmelisin ki bu, akıllıca bir hareket değildir. Zira Allâhü Teâlâ, kendisi için bir çıkış kapısı açıncaya kadar idare etmek zorunda olduğu insanları idare edemeyen kimse, akıllı değildir. Basra’ya vardığın zaman insanlar, seni karşılayacak ve seni ziyaret edecekler, sana kıymet verecekler. Onlara dâima mevkilerine göre muâmele etmeye gayret et. İzzet sahiplerine ikram et, ilim ehline ve yaşlılara hürmet göster. Gençlere iyi davran. Halka yaklaş, günahkârları hayra sevket; güzelce nasihat et. Hayırlı kimseleri dost edin, sultanı hafife alma, emirlerini yerine getir. Hiç kimseyi küçük görme, insaniyeti elden bırakma, sırrını kimseye açma, tecrübe etmeden kimsenin dostluğuna güvenme. Cimri ve ahlâksız kimselerle arkadaşlık etme. Sana yakışmayacak hareketlerde bulunma. Sefih kimselerle beraber olmaktan, onların
Fazilet Takvimi
Tarikat: Kök
An itibariyle TARİKAT serisinin ikinci kitabı Kök'ü tamamlamış bulunuyorum. 184.948 kelime, iki yıl iki ay... Bittiğine hâlâ inanamıyorum. Yok ya diyorum, bitmemiştir daha. Yazmadığım kısımlar vardır. Ama yok. Bitti. Yani elbette bitmedi, seriyi üçüncü kitapla tamamlayacağız. Ve Kök'ü teslim etmeden önce bir kez daha okuyacağım, ekleme çıkarma düzeltme. Ama bitti. Tarikat: Çağrı Demet Yılmaz Demet Yılmaz Desteğini esirgemeyen herkese çok ama çok teşekkür ederim. Çok az kaldı. İkinci kitaba çok yakında kavuşuyoruz ♡♡♡
1000Kitap
Kimse İçimdeki Müzik in devamı İçimdeki Melodi ve İçimdeki Hayal yi bilmiyor olamaz değil mi ?