Yûsuf bin Hâlid es-Semtî, İmâm-ı Âzam rahimehullâh’tan ilim tahsîl ettikten sonra memleketi Basra’ya dönmek için kendisinden izin istedi. Bunun üzerine İmâm-ı Âzam Hazretleri, ona şu tavsiyelerde bulundu:
“İnsanlarla ve ilim ehliyle mertebelerine göre muâşerette bulun, nefsini edeplendir. Bilesin ki insanlarla iyi geçinmediğin zaman en yakın akrabaların da olsa sana düşman olurlar. Eğer onlarla iyi geçinirsen akraban olmasalar da senin en yakının olurlar.
Diyelim ki Basra’ya vardın ve orada bize karşı olanların yanına gittin. Kendini onlardan üstün gördün ve yanlarında, ilminle büyüklendin. Onlarla birlikte olmaktan ve aralarına karışmaktan kaçındın. Sen onlara muhalefet ettin, onlar da sana muhalefet etti. Sen onları, onlar da seni terk etti. Sen onlara kötü söz söyledin, onlar da sana kötü söz söylediler. Sen onları dalâletle, onlar da seni dalâletle suçladılar. Bizim ve senin hakkında fena sözler söylendi ve artık onların yanından ayrılmak zorunda kaldın. Bilmelisin ki bu, akıllıca bir hareket değildir. Zira Allâhü Teâlâ, kendisi için bir çıkış kapısı açıncaya kadar idare etmek zorunda olduğu insanları idare edemeyen kimse, akıllı değildir.
Basra’ya vardığın zaman insanlar, seni karşılayacak ve seni ziyaret edecekler, sana kıymet verecekler. Onlara dâima mevkilerine göre muâmele etmeye gayret et. İzzet sahiplerine ikram et, ilim ehline ve yaşlılara hürmet göster. Gençlere iyi davran. Halka yaklaş, günahkârları hayra sevket; güzelce nasihat et. Hayırlı kimseleri dost edin, sultanı hafife alma, emirlerini yerine getir. Hiç kimseyi küçük görme, insaniyeti elden bırakma, sırrını kimseye açma, tecrübe etmeden kimsenin dostluğuna güvenme.
Cimri ve ahlâksız kimselerle arkadaşlık etme. Sana yakışmayacak hareketlerde bulunma. Sefih kimselerle beraber olmaktan, onların