*İSLÂM AHLÂKI - 446* *ELLİDÖRT FARZ* *7* İslâm âlimleri, her müslimânın öğrenmesi, inanması ve tâbi' olması lâzım olan farzlardan elli dört adedini seçmişlerdir. *Ellidört farz şunlardır:* 44- Âdetli ve lohusa hâlinde bulunan ehline yakın olmamak. 45- Kalbini günâhlardan pâk etmek. 46- Kibrli olmakdan sakınmak. 47- Bâliğ olmamış yetîmin malını hıfz etmek. 48- Genç oğlanlara yakın olmamak. 49- Beş vakt nemâzı vaktinde kılıp, kazâya bırakmamak. 50- Zulmle, kimsenin malını almamak. [Boşadığı kadına mehr parasını ödemek de kul hakkıdır. Ödemezse, dünyâda cezâsı ve âhıretde azâbı çok şiddetlidir. Kul haklarından en mühimmi ve azâbı en çok olanı, akrabâsına ve emri altında olanlara emr-i ma'rûf yapmamakdır. Bunlara din bilgisi öğretmeği terk etmekdir. Onların ve bütün müslimânların dinlerini öğrenmelerine ve ibâdetlerini yapmalarına, işkence ederek veyâ aldatarak mâni' olanın kâfir olduğu, islâm düşmanı olduğu anlaşılır. Bid'at sâhiblerinin, mezhebsizlerin, sözleri ile, yazıları ile, Ehl-i sünnet i'tikâdını değişdirmeleri, dîni, îmânı bozmaları da böyledir.] - devamı var - *İslâm Ahlâkı* hakikatkitabevi.net/book.php?bookCo... *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
İlk kitaplarını okuduğum ve devam etmem gereken seriler
Serileri yarım bırakmama takıntım var ve maalesef birçok seriye başlayıp ara verdiğim için okumam gereken çok seri birikti Buraya yazacağım ki okumayı unutmayayım ve okudukça tik atayım Karanlıkta Bir Kapı Kan ve Külden Yılan ve Güvercin Sadece Bir Canavar Ebedî Rekabet Miras Oyunları Ben Ölürsem Gümüş Yürek 1 Hizmetçi Devamı Elimde Olmayanlar Köprü Krallığı Ay Düğümü İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi Bazı İnsanlar Böyle Yaşar Bronz Bülbül Kapanı I
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
*HAZRET-İ HAMZA - 1* Babası Abdülmuttalib; anası Vehib kızı Hâle'dir. Peygamber efendimizden 2 yaş büyük olup, öz amcası ve süt kardeşi idi. Süveybe Hâtun, her ikisine de "Süt analığı" yapmıştır. Hazret-i Hamza, Kureyş'in en asil soyundan olması yanında; çok iyi kılıç kullanır, mükemmel ok atardı. Güçlü kuvvetli bir savaşçı idi. Müslümanlığı kabul ettikten sonra da aynı kahramanlığı Allah, Peygamber ve İslâm dini uğrunda göstermiştir. Bu yüzden Resûlullah efendimiz kendisine Esedullah (Allahın Arslanı) lâkabını vermişlerdi. Peygamber efendimiz, Mekke ve Medineliler arasında din kardeşliği ilân edince, Hazret-i Hamza da, Peygamber efendimizin azatlı evlâtlığı Hazret-i Zeyd ile kardeş olmuştu. Kendisini o kadar çok severdi ki, Allah yolunda harbe çıkarken, bütün mülkünü Hazret-i Zeyd'e vasiyet ederdi. - devamı var - *Türkiye Takvimi* turktakvim.com *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
*İSLÂM AHLÂKI - 445* *ELLİDÖRT FARZ* *6* İslâm âlimleri, her müslimânın öğrenmesi, inanması ve tâbi' olması lâzım olan farzlardan elli dört adedini seçmişlerdir. *Ellidört farz şunlardır:* 34- Kulağını fuhş ve çalgı gibi münkerât dinlemekden korumak. 35- Farzları ve harâmları öğrenmek. 36- Tartı, ölçü âletlerini, hak üzere kullanmak. 37- Allahü azîm-üş-şânın azâbından emîn olmayıp dâimâ korkmak. 38- Müslimân fakîrlerine zekât vermek ve yardım etmek. 39- Allahü azîm-üş-şânın rahmetinden, ümmîdini kesmemek. 40- Nefsinin hevâsına, ya'nî harâm olan isteklerine tâbi' olmamak. 41- Aç olanı Allah rızâsı için doyurmak. 42- Kifâyet mikdârı rızk [ya'nî yiyecek, giyecek ve mesken] kazanmak için çalışmak. 43- Malının zekâtını, tarladaki mahsûlünün uşrunu vermek. - devamı var - *İslâm Ahlâkı* hakikatkitabevi.net/book.php?bookCo... *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
Dini Konularda Kendini Kandırmanın 40 Yolu
Dini yükümlülüklerini yerine getirmemek için hem kendini, hem de çevresini kandırmada her türlü kurnazlığa aklı eren ama Allah'ın apaçık emir ve delilleri karşısında kör, sağır ve dilsiz kesilen insan. Allah'ın tüm uyarılarına rağmen şeytanın adımlarını izleyen, kendisini Allah'a beğendirmesi gerekirken Allah'tan başka herkese kendini beğendirme derdine düşen insan. Zaten bir gün kaçınılmaz olarak yüzleşeceğimiz hatalarımızla hemen yüzleşmek varken bunu ertelemek neden ve nereye kadar? 1- Benim Kalbim Temiz "Benim kalbim temiz" ifadesi sıklıkla karşılaştığımız bir cümledir. Hatta bu durum öyle boyutlardadır ki neredeyse kalbi temiz olmayan tek bir kişinin bile var olmadığını düşünebilirsiniz. Şüphesiz insan için en tehlikeli olanı, kalbinin temiz olduğu iddiasıyla dini buyrukları dikkate almamasıdır. Bunun için ileri sürülen bahaneler genellikle "Ben namaz kılmam, oruç tutmam, ama kalbim temiz" şeklindeki yaklaşımlarla ibadetleri önemsizleştirme ya da dinin tüm emir ve yasaklarını "Allah'ın insanlardan istediği temiz bir kalbe sahip olmaları değil mi?" şeklindeki kişisel anlayış ve yorumlara dönüştürmekle gösterir kendini. Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O'dur: 'Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman, hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize çıkarmayın; kimin sakındığını en iyi bilen O'dur.' Ayette de dikkat çekildiği gibi kimse kendini temize çıkartmaya çalışmamalıdır. 2- Dinlerin Özü İyiliktir İnsanı gaflete düşüren ve kendini kandırmasına sebep olan bir diğer yanılgı ise, kalp temizliği iddiasına benzer şekilde tarih boyunca gelen tüm dini buyrukların iyiliğe
Hayat ve İnsan
İKRİME RADIYALLÂHÜ ANH -1
İkrime radıyallâhü anh, Hicret’ten 47 veya 49 sene önce Mekke’de doğdu. Babası, İslâm’ın azılı düşmanlarından Ebû Cehil idi. Kendisi de bir müddet Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in aleyhinde bulunmuşsa da Mekke-i Mükerreme’nin fethinden sonra iman edip sâlih müminlerden ve İslâm’ın meşhur süvârilerinden olmuştur. İman etmesi hakkında naklolunmuştur ki: Mekke-i Mükerreme’nin fethi günü, hakkında öldürülme hükmü verilince Habeşistan’a kaçmak için Yemen sahiline gelmişti. Oradaki gemicilere, bir miktar para verdi, onu gemiye aldılar. Gemiye binince Lât ve Uzzâ ismindeki putlarına dua etmeye başladı. Bunu işiten gemi halkı hemen, “Bizim gemimiz, ancak tek olan ve ortağı olmayan Allâhü Teâlâ’nın izni ile denizde yürür. Edeceksen ona dua et, yoksa gemimizden in!” dediler. İkrime de “Şâyet Allâhü Teâlâ, denizlerde kendisine sığınılacak ortağı olmayan tek İlâh ise karada da kendisine sığınılacak İlah’tır. O, bu hakikati bana böylece işittirdi. O hâlde neden hak olandan kaçıyorum?” diye düşündü ve geri dönüp Müslüman olmaya karar verdi. Onun Mekke-i Mükerreme’ye dönüp huzuruna doğru geldiğini gören Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) çok sevindiler. Hemen yerlerinden kalkıp “Hoş geldin, ey süvârî muhâcir.” buyurarak ona sarıldılar. Sonra İkrime (r.a.) elini, Peygamberimize uzatarak, “Burası size sığınan, ilticâ eden bir kimsenin yeridir. Eğer öldürülmemi emrederseniz, günahkâr ve hataya düşmüş bir kimseyi öldürmüş olursunuz. Şâyet af buyurursanız, hakkı görüp kabul eden bir akrabanızı affetmiş olursunuz” dedi. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) de mübarek ellerini uzatıp onun bîatini kabul buyurdular. İkrime (r.a.), Resûlullah Efendimize, “Yâ Resûlallah! Öğrettiğiniz şeylerin en hayırlısını bana da öğretiniz ki onu tekrar edeyim.” dedi. Peygamberimiz
Din İslam