RESÛLULLAH (S.A.V.) EFENDİMİZİN DEDESİ ABDÜLMUTTALİB VE ZEMZEM KUYUSU -1
Zemzem kuyusu, Cürhümlüler tarafından kapatılmış ve yeri belirsiz hâle gelmişti. Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib’e bir gece rüyasında Zemzem kuyusunun yeri gösterilerek “Ey Abdülmuttalib! Zemzem’e hürmet et! Zemzem, Cebrâîl aleyhisselâm’ın kanadı ile açtığı, Hazret-i İsmail’in ve ehlinin içtiği sudur. Zemzem berekettir; Beytullâh’a gelen yolcuların susuzluğunu giderir. Hastalıklara devadır ve nimetlerin en hayırlısıdır” denildi.
Gördüğünün sâdık bir rüya olduğunu anlayan Abdülmuttalib, ertesi sabah, o vakitlerde tek oğlu olan Hâris ile beraber, rüyasında gösterilen yeri kazmaya başladı ve kuyunun taşla örülmüş kısmını ortaya çıkardı.
Kureyşliler, Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu bulduğunu anladılar. Abdülmuttalib’in yanına gelip dediler ki: “Ey Abdülmuttalib! Bu, atamız İsmail’in kuyusudur ve bunda bizim de hakkımız vardır, bu işte ortak olmak istiyoruz.” Abdülmuttalib onlara, “Buna müsaade edemem, zira bu vazife için ben seçildim, bu vazife sırf bana verildi.” dedi. Onlar da “Ey Abdülmuttalib! Sen, bir tek evladınla bütün Kureyş’e karşı duramazsın” deyince, Abdülmuttalib de onlara, “Sadece bir evladım olmasıyla beni ayıplıyor musunuz? Ey Rabb’im! Eğer bana yardımcı olacak on erkek evlat ihsân edip, şu hayırlı işte muvaffak kılarsan birisini sana kurban edeceğim.” diye nezretti.
Kureyşlilerin, “Bunun peşini bırakmayız, seninle mücadeleden de çekinmeyiz.” diyerek ısrar etmeleri üzerine Abdülmuttalib, “Öyleyse aramızda hakem tayin edeceğiniz birine gidelim, aramızda hükmü o versin.” dedi. Onlar da “Şam’daki Benî Sa’d bilginine gidelim.” dediler.
Abdülmuttalib, bunu kabul etti ve kavminden kendisine karşı çıkanlardan bir toplulukla Şam’a doğru yola çıktı. Bu topluluk içinde