Kemal Tahir
Kemal Tahir romanları neden yarım kalmış hissi ile bitiyor yoksa bana mı öyle geliyor. Kitap bitince hani bunun devamı diye bekliyorum, burada bitmemeli.
Pain demands to be felt
Gerçekten çok duygusal ve etkileyici bir filmdi. Açıkçası, böyle bir hikayenin gerçek hayatta yaşanma ihtimalinin düşük olduğunu düşünüyorum. Ama benim için önemli olan bu değildi. Benim dikkat ettiğim şey, filmin bana ne hissettirdiğiydi. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki film, Amerikalı yazar John Green'in 2012 yılında yazdığı aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Film oldukça yoğun duygular barındırıyor. İnsan hayatı, ölüm, aşk, arkadaşlık, insan ilişkileri ve hayatın adaletsizliği gibi konuları derin bir şekilde işliyor. Bu yüzden izlerken duygusal olarak etkilenmeye hazır olmalısınız. Filmin konusuna girmeyeceğim, çünkü spoiler vermek istemiyorum. Ama film, insanın zihnine yerleşen birçok soru ve düşünce bırakıyor. Ben de bu yüzden filmde dikkatimi çeken bazı detaylara değinmek istedim. Filmin başında kitaptan bir alıntı görüyoruz: "Pain demands to be felt" (Acı hissedilmeyi ister). Bu cümle film boyunca birkaç kez karşımıza çıkıyor. Verilmek istenen mesaj aslında çok net: acıdan kaçamazsın. Ne yaparsan yap, bir noktada gelip seni bulur. Bu noktada filmdeki çok etkileyici bir metafor dikkat çekiyor. Augustus sigarayı ağzına alıyor ama hiçbir zaman yakmıyor. Onun bir düşüncesi var: Seni öldürebilecek bir şeyi dudaklarının arasına koyarsın ama ona seni öldürme gücünü vermezsin. Bu bir tür kontrol hissi... Belki de bir üstünlük. Çünkü zaten kanserle mücadele ediyor, seçimleri sınırlı ve bedeni hastalığının kontrolü altında. Ölüm ona fazlasıyla yakın. O da bu şekilde ölüme küçük de olsa bir meydan okuma alanı açıyor ve bundan bir tür içsel rahatlık buluyor. Gelelim filmdeki yazar Peter Van Houten'e. O, kitabını bir cümlenin tam ortasında bitirmişti. Bu da doğal olarak şu soruyu doğuruyor: Peki ya devamı? Ama aslında burada verilmek istenen fikir çok daha derin. Çünkü
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Selçuk Özdağ imza günüm. Teşekkür ederim.
Selçuk Özdağ Ağabeyim. imza günümde beni yalnız bırakmadı. Candan teşekkür ederim. Güneş Doğudan Doğar Selim Gürbüzer KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY) GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından
Şiirin devamı için Truva Edebiyat Dergisini ziyaret ediniz.👇 truvaedebiyatdergisi.com
1000Kitap
RESÛLULLAH (S.A.V.) EFENDİMİZİN DEDESİ ABDÜLMUTTALİB VE ZEMZEM KUYUSU -1 Zemzem kuyusu, Cürhümlüler tarafından kapatılmış ve yeri belirsiz hâle gelmişti. Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib’e bir gece rüyasında Zemzem kuyusunun yeri gösterilerek “Ey Abdülmuttalib! Zemzem’e hürmet et! Zemzem, Cebrâîl aleyhisselâm’ın kanadı ile açtığı, Hazret-i İsmail’in ve ehlinin içtiği sudur. Zemzem berekettir; Beytullâh’a gelen yolcuların susuzluğunu giderir. Hastalıklara devadır ve nimetlerin en hayırlısıdır” denildi. Gördüğünün sâdık bir rüya olduğunu anlayan Abdülmuttalib, ertesi sabah, o vakitlerde tek oğlu olan Hâris ile beraber, rüyasında gösterilen yeri kazmaya başladı ve kuyunun taşla örülmüş kısmını ortaya çıkardı. Kureyşliler, Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu bulduğunu anladılar. Abdülmuttalib’in yanına gelip dediler ki: “Ey Abdülmuttalib! Bu, atamız İsmail’in kuyusudur ve bunda bizim de hakkımız vardır, bu işte ortak olmak istiyoruz.” Abdülmuttalib onlara, “Buna müsaade edemem, zira bu vazife için ben seçildim, bu vazife sırf bana verildi.” dedi. Onlar da “Ey Abdülmuttalib! Sen, bir tek evladınla bütün Kureyş’e karşı duramazsın” deyince, Abdülmuttalib de onlara, “Sadece bir evladım olmasıyla beni ayıplıyor musunuz? Ey Rabb’im! Eğer bana yardımcı olacak on erkek evlat ihsân edip, şu hayırlı işte muvaffak kılarsan birisini sana kurban edeceğim.” diye nezretti. Kureyşlilerin, “Bunun peşini bırakmayız, seninle mücadeleden de çekinmeyiz.” diyerek ısrar etmeleri üzerine Abdülmuttalib, “Öyleyse aramızda hakem tayin edeceğiniz birine gidelim, aramızda hükmü o versin.” dedi. Onlar da “Şam’daki Benî Sa’d bilginine gidelim.” dediler. Abdülmuttalib, bunu kabul etti ve kavminden kendisine karşı çıkanlardan bir toplulukla Şam’a doğru yola çıktı. Bu topluluk içinde
Fazilet Takvimi
en beğendiğim zombi filmleri ;(`benim listem`) 1. `28 days later` 2002 yapımı, yönetmen koltuğunda danny boyle oturuyor; başrollerde cillian murphy, naomie harris ve brendan gleeson var; yaklaşık 113 dakika. konu basit ama etkisi büyük: laboratuvardan yayılan “rage” virüsüyle toplum çöküyor, gözünü hastanede açan bir adam boşalmış bir dünyada hayatta kalmaya çalışıyor. modern zombi çağının start tuşu. 2. `train to busan` 2016, yönetmen yeon sang-ho; oyuncular gong yoo ve ma dong-seok; süre 118 dakika. seul'den busan'a giden bir trende patlayan salgınla birlikte, kapalı alanda artan gerilim ve insan ilişkileri üzerinden yürüyen, aksiyonla duyguyu aynı anda tokat gibi veren film. 3. `dawn of the dead` 2004, yönetmen zack snyder; oyuncular sarah polley, ving rhames; süre 101 dakika. bir grup insanın alışveriş merkezine sığınıp zombilere karşı hayatta kalmaya çalışmasını anlatır; hızlı zombi konseptini popülerleştiren remake. 4. `rec` 2007, yönetmenler jaume balagueró ve paco plaza; başrolde manuela velasco; süre 78 dakika. bir televizyon ekibinin itfaiyecilerle girdiği apartmanda karantinaya alınmasıyla başlayan found-footage tarzı saf panik ve kapalı alan kabusu. 5. `world war z` 2013, yönetmen marc forster; başrolde brad pitt; süre 116 dakika. küresel salgının ortasında dünyayı dolaşarak çözüm arayan eski bir bm çalışanı üzerinden büyük ölçekli zombi kaosu; aksiyon yüksek, mantık bazen izinli. 6. `:shaun of the dead` 2004, yönetmen edgar wright; oyuncular simon pegg, nick frost; süre 99 dakika. zombi istilesini pub'a gidip çözmeye çalışan iki arkadaşın kara mizah dolu hikayesi; komedi ama türün en zekilerinden. 7. `zombieland` 2009, yönetmen ruben fleischer; oyuncular jesse eisenberg, woody harrelson; süre 88 dakika. zombi kıyametinde hayatta kalma kurallarıyla