Hayat… Her zaman, her şeye rağmen…
Puan vermedi·172 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 02:03
Bireysel değişimlerin toplumsal mücadelelerle birleştiği güçlü bir roman. Yazarın Saç Örgüsü romanının devamı niteliğinde, lakin bağımsız okunabilir. Romanın başkahramanı Lena, iç dünyasındaki savaştan kaçmak için Fransa’dan Hindistan’a gelir. Onun için yabancı topraklarda her şey belirsizdir. Ta ki bir gün sabahın ilk ışıklarında ıssız kumsalda uçurtma uçuran küçük bir kızı görene kadar…  Lena’nın bu küçük kızla karşılaşması, onun yaşamındaki kırılma noktasını oluşturur. Bu karşılaşma Lena’yı hem bireysel hem de toplumsal bir mücadeleye sürükler. Saç örgüsü romanını okuduysanız bu küçük kızın kim olduğunu kitabın ilerleyen sayfalarında anlayacaksınız. Romanın en güçlü yanı, küçük bir umut kıvılcımının bile bir insanın, hatta bir toplumun kaderini nasıl değiştirebileceğini gösterebilme gücü bence. Hindistan’ın geleneksel yapısı, kast sisteminin etkileri ve özellikle kız çocuklarının eğitimi, hayatı, yaşamı üzerine kurulu olan bu hikaye, aynı zamanda bir toplumun adalet arayışını da gözler önüne seriyor. Okurken kendinizi bir çok şeyi sorgularken bulacağınıza emin olabilirsiniz. Laetitia Colombani’nin dili yalın ama etkileyici! Olayları ve duyguları hissettirme biçimi okuru içine çekiyor. Uçurtma, basit bir karşılaşmanın hayatları nasıl değiştirebileceğini anlatırken “İnsanın içinde her zaman umut olmalı“ fikrini güçlendiriyor.
1000Kitap
UçurtmaLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 20231,729 okunma
10/10
·192 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 01:51
Bir kitap bir gece de bitebilir mi bitti... kitabı okurken o anları yaşadım ve bence mutlaka devamı gelmeli ya da lütfen gelsin sonrasını öyle çok merak ettim ki yarım kaldım
1000Kitap
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,243 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beni unutma
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Merhabalar Bugünün kitabı Dilek Bilgiç Esen 'e ait olan "Beni Unutma" Bu kitabı bence herkes okumalı özellikle önyargılı olanlar diyebilirim Ben yazarın diğer kitabınıda okumuş çok sevmiştim.Hatta önce o kitabın devamı sandım acele bir şekilde arka kapağı okumadan almıştım.İyi ki almışımAkıcı bir anlatım ile GERÇEK bir hikaye.Keşke daha uzun uzun anlatılsa dediğim çok yer oldu. Kerem 'in anlatımı ve Masal 'ın tuttuğu günlüklerden derlenmiş bir kitap. Bir Masal 'ın ağzından bir Kerem'in ağzından okuyoruz yarım kalan aşklarını.. Masal…Küçücük yaşında yetimhaneye terk edilmiş, çocukluğu hırpalanmış, erkenden büyümek zorunda bırakılmış, sevgiye,şefkate hasret,ruhu yaralı genç bir pavyon çalışanı…  Kerem…Çocukluğuna, gençliğine acı değmemiş, yokluk görmemiş, ailesinin,çevresinin göz bebeği, geleceği parlak bir hekim… Onlar gece ve gündüz gibi birbirinden farklı hayatların insanlarıydı. Bırakın bir arada olmayı, aynı sokakta yürümeleri bile zordu.Ama bir gece kader olmaz denileni oldurdu, onları bir araya getirdi. Birbirlerini gördükleri ilk anda yüreklerine düşen aşk ateşi imkânsızlıkların üzerine kocaman bir çarpı atmış, kurulu dengeleri alt üst etmiş, tüm ezberleri bozmuştu artık. İki genç yürek aşkla birbirlerine akarken onları buluşturan kaderin başka planları da olduğundan habersizdiler. Kerem'in ailesi ve yıllardır hayatında olan Bilge , yardımseverliği , doktor hasta ilişkisi  Masal 'ın aile özlemi,başına gelenler ,bu hayatta neler olabileceği ,iyi insanların hala var olduğu , kötü insanların zulmü.. O kadar güzel anlatmış ki yazar insan kitap bitince kendini sorguluyor..Ben Masal yerinde olsaydım ne yapardım diye.. Birgün sen de kuşların okyanusu terk edip rotayı bir sahil kasabasına çevirdiği gibi , uçarak bu dünyadan sonsuzluğa süzüleceksin ve ben
1000Kitap
Beni UnutmaDilek Bilgiç Esen · Müptela Yayınları · 2023477 okunma
GECENİN HAFIZASI
8/10
·440 syf.·
2026 9. kitabı
Roman, aile ilişkileri ve bireyin iç dünyası etrafında şekillenmiş. Özellikle anne figürü üzerinden ilerleyen hikâye, sadece bir hastalığı değil; geçmişin izlerini, bastırılmış duyguları ve insanın kendiyle olan mücadelesini anlatmış. Uyurgezerlik burada yalnızca fiziksel bir durum değil, aynı zamanda karakterin bilinçaltına açılan bir kapı olarak kullanılmış.Olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına odaklanılması, romanı psikolojik açıdan güçlü kılmıştır. Şehnaz’ın, annesinin ve anneannesinin hatta onun da annesinin bir asırdır kadın olarak yaşadığı yer yer dramatik yer yer trajik hayat öyküsünü ince ince dokumuş. Bazen daldan dala atlamış. ( Bu atlayışları bence Ayfer Tunç’un tarzını yansıtıyor biraz da. ) Hiç sıkmadan aşırı sürükleyici bir eser sunmuş yine bizlere. Roman, bugünkü kimliğimizi oluşturan, bizi biz yapan durumların, aile fertlerimizin yaşadığı geçmiş travmalarını bastırmalarıyla gensel ya da belki de kadersel bir aktarımla bizim hayatımıza da mazhar olduğunu ve bizi etkilediği düşüncesine de göz kırpmış. Tam bir ana fikir cümbüşü yaşatmıştır. Romanı bir çırpıda okudum. Sonunu çok fazla merak ettim ama sonuna geldiğimde tadı damağımda kaldı diyebilirim. Sanki devamı da olmalıymış hissi oluştu. Her şey o kadar çok detayıyla anlatılmış ki sonunun pat diye bitmesini istemezdim. Mesela Şehnaz’ın annesiyle E’nin arasında bir yakınlaşma oldu mu ? Bunu hiçbir zaman bilemeyecek miyiz? Annemin Uyurgezer Geceleri
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
Puan vermedi·
Arka kapak yazısı pek hoşuma gitti bitince yazacağım. Kitabın renkleri de çok güzel . Dişi güzel Şule gürbüzün ilk kitabı okuduğum sanırım devamı gelecek.
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,119 okunma
"Aydın Aylak Adam" Üzerine
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 22:52
Yusuf Atılgan, Aylak Adam’da modern bireyin yalnızlığını, yabancılaşmasını ve hayatın içindeki anlamsızlık duygusunu derin bir şekilde anlatır. Romanın merkezindeki Aylak C. hem bir kahraman hem de anti-kahraman alarak çıkar karşımıza. Çünkü klasik ve bilindik anlamda başarılı ya da topluma uyum sağlayan bir karakter değildir. C., toplumun çalışmak, düzen kurmak, evlenmek gibi kalıplarını reddeder. Çalışmayı bilinçli olarak istemez ve hayatın anlamını özellikle gerçek sevgiyi arayarak bulmaya çalışır. O, aynı zamanda düşünen, sorgulayan, çevresini gözlemleyen “Aydın” C.’dir. Atılgan, karakteri isimsizleştirir ve roman boyunca C. olarak biliriz sadece onu. Oysa bir isme sahip olmak kişinin var olmasının ilk adımlarındandır. C., insanın adının onunla ilgili en az ilgili yanı olduğunu ama onsuz olmayacağını söyler. Ama onun sadece bir harfle bahsedilmesi onun kimlik ve aidiyet sorununu gösterir. Böylece C. sadece bir kişi değil, kalabalıklar içinde kendine ve çevresine yabancılaşan modern insanın temsilcisi olur. Roman dört bölümden oluşur ve bu bölümleri mevsimlerle adlandırır Atılgan: Kış, ilkyaz, yaz ve güz. Bu mevsimler yalnızca Bay C.’nin bir yılını ve zaman geçişini anlatmaz ve onun kendi içindeki mevsimlerinden ve iç dünyasındaki değişimlerinden bahseden metaforlara dönüşür. Kış bölümü C.’nin en belirgin şekilde yalnız, içe dönük, soğuk ruh halini ve geçmişinden taşıdığı izleri gösterir bize. Bir arayış içindedir. Canlanma ve yeniden doğuşun mevsimi olan ilkyazda C.’nin Güler’le bir tür yakınlaşma ve ilişki ihtimali olsa da bu kalıcı olmaz. Mevsimsel bir değişim olsa da Bay C.’nin mevsimi değişmez. Yaz bölümü en yoğun dönemdir Bay C. için. Hayat hızlanır, insan ilişkileri artar kaldığı yazlıkta. Ayşe ile tekrar bir araya gelir. Ancak yine de C.’nin içindeki
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202571,1bin okunma