us | 2025 | 7/9 | tekâmül
emretimur.com/2025/07/us-2025... Us Emre Timur hangi çağda yaşamak isterdiniz? bu, bazıları için, bir parça kutsallık bir parça da romantiklik yükledikleri bir, eski yüzyıl seçimi oluyor. eskilerin iyi olduğuna şartlanmışlar vardır. veya hiç var olmamış olan asr-ı saadet, yani mutluluk dolu bir yüzyılı özleyen… dünya tarihi hep kan, ter, acı ve sömürü ile dolu oldu. bu hiç değişmedi. savaşlar ve yalanlar hiç bitmedi. hiçbir dönem de öyle masalsı filan değildi. sokrates iki bin dört yüz yıl önce şunu dedi; “gençler bozuluyor.” asurlular da var kıyametin çok yakın olduğu. hristiyanlar da 1000 yılında bekliyordu kıyameti çünkü dünya artık tahammül edilmez derecede bozulmuştu. biliyorsunuz, 2012 yılı da geçti kıyametsiz. ahlak, töre, toplum, hayat devamlı bozuluyor mu yoksa değişiyor mu? 40 doğumlular 60 doğumluları çocuksu ve asi buldu. 60 doğumlular 80 doğumluları çılgın, şımarık… 80 doğumlular 2000 doğumluların telefonuna kafayı taktı ve 2000 doğumlular da 2020 doğumluların robotlarla kurduğu dostluğu anlamsız bulacak belki. yani bu bakış yeni değil. hep oldu. ‘nerede’ imiş, ‘o eski bayramlar’? ‘şu gençlerin hâline bak’ imiş! ‘hepsinin elinde bir telefon var’ imiş… eski neslin z kuşağı’na duyduğu nefret ve kıskançlığın kökeni, kaybettikleri hormonlarına ve yaşamadıkları çocukluklarına duydukları hasretten geliyor. sanki kendileri uzaya çıktı da ayaklarına gençler asıldı. zamanlarında neler olup bitti, kitaplar yazıyor işte. menderes’i onlar asmadı mı? asılırken onlar susmadı mı? gençler şunu sormalı: siz ne halt ettiniz? kitap bulamadılar da mı okumadılar? okusaydılar. efendim sevdiklerini söyleyememişler; söyleseydiler. fakirlik varmış. gençlerin mi suçu bu? kahvelerde sigara dumanıyla kalan beyinlerini zehirlerken, gençlerin
Felsefe
us | 2025 | 5/9 | etik
emretimur.com/2025/07/us-2025... önce düzenli bir şekilde tüm haritayı çizeyim, sonra serbest sohbete geçeriz. ahlakın kurgusal ve kılgısal yanları var. bazılarımız iyi insanlardır ve onların iyi insanlar oluşu kadın-erkek, zengin-fakir, dindar-dinsiz, yaşlı-genç, eğitimli-eğitimsiz oluşlarından ileri gelmez. tıpkı tezcanlılık ya da korkaklık, gevezelik, utangaçlık gibi ahlaklılık da doğuştan gelir ve eğitimle pek değişmez. insanları kötü insan yapmaya götüren saikler aşırıya varan yoksulluk eksenindedir. yani açlık ortadan kalktığı sürece tüm insanlar rastlantısal olarak iyidir ya da kötüdür. işin kılgısal kısmı böyle. biz kurgusal kısmını konuşacağız ve bu konuşacağımız felsefi tartışmaların insanın iyi olmasıyla en ufak bir ilintisi yoktur. masada konuşulur, sonra hayat aynen devam eder. hasılı, sokakta, otobüste, mecliste insanların iyi veya kötü oluşu kurgusal temelli değil, refleks ve eğilimdir; hiç değilse bilişsel değildir. “niçin ahlaklı olmalıyım?” sorusunun cevabı yoktur! evet, yoktur! allah yakar, bir ahlak motivatörü olamaz, o korkudur. hapse girme riski korkudur, toplumun iyiliği için de ahlaklı olunmaz bunu söylemek sorunu çözmez, bir kademe öteye iteler; öyleyse toplumun iyiliğini niçin istiyoruz? tekrar ediyorum, kurgusalı tartışıyoruz; günün sonunda insanların iyidir, bazıları değil ama niçin ahlaklı olunması gerektiğinin cevabı mevcut değildir. “uzayda uçuşan atomlar isek, bir çocuğu öldürmek niçin kötü?” “toplum cezalandırır.” “ya kimse görmezse?” “insanlık adına kötü” “o ne ki? insanlık bir atom yığını.” “içinde bir vicdan var.” “onu susturabilirsem, sorun kalıyor mu?” “…” bu “niçin?” sorusu idi. ahlaklı olasımız gelir ve niçin geldiğini bilmeyiz. muhtemelen binlerce yıllık evrimsel bir kalıntıdır bu his ama yok da
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İSLAMDA ZIMMİ (İSLAMA BOYUN EĞEN KÂFİR) HUKUKU
(Can ve Mal Güvenliği ve İnanç Özgürlüğü) “Hiç inanan ile inanmayan bir olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.” (Secde Suresi 18. Ayet) İslâm, zimmîlerin haklarını onlara teslim etmekle birlikte, kendi küfür akidelerinin ve geleneklerinin propagandasını yapmalarına asla müsaade etmemiştir. Zimmînin, İslam Devletinin müsaadesi ve kuralları dâhilinde sadece can ve mal emniyeti ve inanç özgürlüğü söz konusudur. İslam toplumunun Dini ve Ahlaki değerlerini zedeleyecek hiçbir faaliyette bulunamazlar. Kilise yapamaz, Zina edemez, Faiz alıp veremez ve askere alınamazlar. Misyonerlik faaliyeti yürütemez ve ayinlerini açıktan yapamazlar. Devletin meclis ve hiçbir yönetim kadrosunda da yer alamazlar. Çünkü: İslam da bir yöneticinin meşruiyeti (liyakati) hak ve adalet üzere olmasına bağlıdır. Şeriat devletini ancak şeriat sahibi (müminler) yönetebilir. Bu yüzden en hayırlısı getto tarzı yerleşimlere sahip olmalarıdır. Efendimiz (sav) döneminde de olduğu gibi… “Kim bir kavmi severse, Allah Teâlâ onu onların arasında haşreder.” (Heysemî, X, 281) Allah (ﷻ) Şöyle Buyurdu: Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. / Sen onların dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: “Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur.” Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki artık Allah sana ne dost ne de yardımcı olacaktır. / Ey peygamber! (gerektiğinde) Kâfirlere ve münafıklara karşı Cihad et, onlara sert davran, onların varacağı yer cehennemdir. (Ahzab Suresi 1, 48. Ayet/ Bakara Suresi 120. Ayet / Tahrim Suresi 9. Ayet) Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: ✔ Hiç mü’min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. / Peygamber’in beraberinde bulunan mü’minler kâfirlere karşı çok sert
Suç ve Ceza'da İnsanın İradesi.
Öncelikle Kitapla ilgili hazırladığım videoya şuradan ulaşabilirsiniz. youtu.be/CyAK-KawobU Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını bilmeyen yoktur. Romanla ilgili genel olarak Raskolnikov'un suç olgusunu kendi açısından "güçlü olanın suç işleme hakkı olduğunu savunması ve bu fikrini gerçekleştirmesi" üzerine değerlendirilir. Fakat ben Suç ve Ceza'da tıpkı Mark Twain 'in İnsan Nedir? kitabındaki gibi insanın iradesi üzerine çok yoğun bir felsefi tartışmanın yapıldığını düşünüyorum. Dostoyevski o zamanlar tüm dünyada tartışılan meseleyi işlemiştir: İnsan iradesi nasıl çalışır? Mark Twain İnsan nedir kitabında insanın bir makine olduğunu ve bir iradesinin de mümkün olmadığını ileri sürse de Dostoyevski'nin insanı bambaşkadır. Raskolnikov aklı roman boyunca bulanıktır, onu devamlı bir şekilde delirmiş, delirecek olarak görürüz hatta Razumihin onun delirmiş olabileceğini bir çok yerde ima eder. Öte taraftan Raskolnikov suça giderken ve onun akabinde neredeyse romanın sonuna kadar sanki kendisi bizzat kendi kendisini hareket ettirmiyor da kader tarafından itiliyor gibidir. Sürekli kendisiyle konuşuyordur ( Hatta romanın bir yerinde Svidrigailov, onun yirmi adımdan sonra kendi kendisiyle konuştuğunu gözlemlediğini söyleyecektir), kronik şüphecidir ve müthiş derecede evhamlıdır. Kısacası dünyada olan biten olayları sürekli kendisiyle ilgili zanneder. Örneğin Yaşlı kadını öldürme fikri kafasından geçerken, oturduğu bir yerde yaşlı kadını öldürüp öldüremeyeceğini tartışan iki kişi dinlerken kendisine şunu sorar: Ama neden tam da şimdi kulak misafiri olmuştu böyle bir konuşmaya ve tam da aklında böyle fikirler doğmaya başlarken... Yazar burada ne yapmaya çalışıyor? Devamında "sanki gerçekten de önceden belirlenmiş bir şey vardı, bir uyarı vardı... " diyerek Raskolnikov'un bu
Edebiyat
İttihat, Osmanlıda oğlancılık, Rabıta, 28Şubat, Apollo, Yunan...
_İttihat Terakki Cemiyeti_ _Mustafa Kemal Paşa, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Fethi Okyar, Halil Kut, Mehmet Akif Ersoy, Fahrettin Paşa, Enver Paşa, Cemâl Paşa, Talat Paşa, İsmet İnönü, Celal Bayar, Ali Fuat Cebesoy, Ali Çetinkaya, Ziya Gökalp, Hacı Bekir, Tevfik Rüştü Aras, Said Halim Paşa, Nuri Conker, Çerkez Ethem, Yunus Nadi… _1889 devletin anayasal bir düzene kavuşmasını amaçlayan gizli bir dernek olarak kurulan örgüt; anayasanın kabul edilip İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra iktidarı denetleyen bir siyasî parti (İttihat ve Terakki Fırkası) halini almış; 1912 yılında ise iktidar partisi olmuştur. Üyeleri İttihatçılar olarak anılır. Cemiyetin 1918 yılında kendini feshetmesinden sonra üyelerinin çoğu Millî Mücadele'de yer almıştırTriumvira sistemi ile yönetilen bir meclis yapısında egemenlik sürmüştür. Triumvirlik ya da üçler erki, Roma Cumhuriyeti’nin ilanının ilk yıllarından itibaren devletin yönetim ve idare mekanizmalarının bir parçası olarak oluşturulmuş, gerekliliği mevcut devlet idaresi tarafından öngörüldükten sonra farklı yetkilerle donatılmış, üç memurun bu birimlere atanmasıyla oluşturulmuş teşkilatlanmadır. ************** _Osmanlıda Oğlancılık_ _Evliya çelebi, Seyahatnamesinde Osmanlıdaki oğlanları şöyle anlatır: Oğlanlar, esnaftan sayılır ve padişahın huzurunda yapılan resmi geçitlere bile katılırlardı. Müşteriye çıkan delikanlılara “Hiz oğlanı” denirdi ve “hizler defteri” denilen kütüğe yazılırlardı. 4. Murad’ın bir sefere çıkışından önce yapılan büyük resmi geçitte “Oğlanların, deyyusların ve pezevenklerin” de yer aldığını yazmaktadır. Pasif dilber eşcinsel esnafı, evsiz-barksız 500 kişidir. Resmi geçide katılan deyyusların sayısı 212, pezevenklerin adedi de 300’dür. (Deyyus: Karısının başka erkeklerle ilişki yaşamasını hoş karşılayan
Felsefe
Zenğinliğe doğru büyük adımlar. Okumaya değer.
Tamam o zaman, zengin olmaya gerçekten kendinizi adamış iseniz ve spesifik, elle tutulur bir hedef belirlediğinizi varsayalım. Başka nelere ihtiyacımız var? Diğer herhangi bir hedef gibi üzerinde durmamız gereken başka noktalar da mevcut. Eğer bu noktaların üzerinde durup, bu tutumunuzda kararlı olur, her gün bu noktalara yönelik eylemler gerçekleştirir ve bu eylemlerin sonuçlarını gözden geçirirseniz hedefiniz le aranıza girebilecek tek şey “zaman” olur.Aradığınız tüm cevaplar ben de olmasa da size biraz da olsa ilerleyeceğiniz zorlu yolda rehberlik yapabilirim. Bu işi doğru sebeplerden yaptığınız ve zengin olmayı isteme sebepleriniz saf ve iyi olduğu sürece, vazgeçmezseniz hedefinize ulaşabilirsiniz. Ama sizin hedefleriniz, motivasyon süreciniz yüzeysel ise, istekleriniz güzel bir araba almak ya da büyük bir konak da yaşamak gibi isteklerse, dünyaya büyük bir değer katma isteğiniz, çabanız yok ise başarısız olmanız kuvvetle muhtemeldir. Gidişat zorlu gözükse de zaman öyle ya da böyle geçecektir ve bir yıl sonra geriye baktığınızda bugün başlamış olmayı dileyeceksiniz. Öyleyse neden ileride pişman olmak yerine bugün başlamak için bekleyesiniz ki? Eğer zengin olmak istiyorsanız kendinize karşı son derece dürüst olmak zorundasınız. Zaman içinde sizi mahvedebilecek finansal alışkanlıklarınızdan kurtulmak zorundasınız. Örneğin giderleriniz gelirinizi aşıyorsa nasıl zengin olmayı düşünebilirsiniz ki? Böyle bir durumda kendinizi sadece daha derin bir borcun içinde bulabilirsiniz. Tamam tamam. Bu kadar gevezelik yeter. Görünen o ki zengin olmanın yollarını arıyorsunuz, işte buradalar. 17 farklı yol var bunun için. Bu 17 yola da bağlı kalmalısınız. Birini bile görmezden gelirseniz zengin olmayı beklemeyin. Bu iş o şekilde yürümez. Kendinize bu yolun ne kadar süreceğini
1000Kitap