Harika
10/10
·430 syf.··
2023 3. kitabı
Harika bir kitaptı devamlı düşündürüyor . Zaman zaman yalnızlığın içinde buluyorsunuz kendinizi . Ah seni kim benden daha iyi anlayabilir ki .? Bazen hayattaki en yalnız insan olduğumu düşünürüm . Ama bunun başkalarının varlığıyla hiçbir ilgisi yoktur - aslında beni yalnızlığımdan koparıp ta gerçek anlamda eşlik etmeyenlerden nefret ederim. Hiç kimsenin tamamen başkaları için asla birşey yapmadığını anlayacaksınız . Tüm eylemler kişinin kendisine yöneliktir , tüm hizmetler kendisine hizmettir , tüm sevgiler kendisine olan sevgisidir . Amor fati . ( kaderini sev . )
1K
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Suç ve Ceza'da İnsanın İradesi
Puan vermedi·705 syf.··
2017 6. kitabı
İnsan Nedir? Mark Twain Fyodor Dostoyevski Öncelikle Kitapla ilgili hazırladığım videoya şuradan ulaşabilirsiniz. youtu.be/CyAK-KawobU Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını bilmeyen yoktur. Romanla ilgili genel olarak Raskolnikov'un suç olgusunu kendi açısından "güçlü olanın suç işlemeye hakkı olduğunu savunması ve bu fikrini gerçekleştirmesi" üzerine değerlendirilir. Fakat ben Suç ve Ceza'da tıpkı Mark Twain 'in İnsan Nedir? kitabındaki gibi insanın iradesi üzerine çok yoğun bir felsefi tartışmanın yapıldığını düşünüyorum. Dostoyevski o zamanlar( günümüzde de) tüm dünyada tartışılan bir meseleyi işlemiştir: İnsan iradesi var mıdır? ve varsa nasıl çalışır? Mark Twain İnsan nedir kitabında insanın bir makine olduğunu ve bir iradesinin de mümkün olmadığını ileri sürse de Dostoyevski'nin insanı bambaşkadır. Raskolnikov'un aklı roman boyunca bulanıktır, onu devamlı bir şekilde delirmiş, delirecek olarak görürüz hatta Razumihin onun delirmiş olabileceğini bir çok yerde ima eder. Öte taraftan Raskolnikov suça giderken ve onun akabinde hatta neredeyse romanın sonuna kadar sanki kendisi bizzat, kendi kendisini hareket ettirmiyor da kader tarafından itiliyor gibidir. Sürekli kendisiyle konuşuyordur ( Hatta romanın bir yerinde Svidrigailov, onun yirmi adımdan sonra kendi kendisiyle konuştuğunu gözlemlediğini söyleyecektir), Raskolnikov kronik şüphecidir ve müthiş derecede evhamlıdır. Dünyada olan biten olayları sürekli kendisiyle ilgili zanneder. Örneğin Yaşlı kadını öldürme fikri kafasından geçerken, oturduğu bir yerde yaşlı kadını öldürüp öldüremeyeceğini tartışan iki kişiyi dinler ve kendisine şunu sorar: Ama neden tam da şimdi kulak misafiri olmuştu böyle bir konuşmaya ve tam da aklında böyle fikirler doğmaya başlarken... Yazar burada ne yapmaya çalışıyor? Devamında "sanki gerçekten de
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İlgi Arayışı
8/10
·128 syf.·
2023 7. kitabı
Adam Phillips İngiliz psikanalitik psikoterapist ve deneme yazarıdır. İlgi Arayışı, ilgi kavramına kısa ve büyüleyici bir giriş niteliğindedir.   Kitaba daha başlamadan "ilgimi" kazanan bir cümle beni oldukça etkiledi : «Sizi neyin ilgilendirdiğini ve neyin ilgilendirmediğini bilmeniz korkunç derecede büyük önem taşır. Gertrude Stein» (S. 11). Ve yine ilgi üzerine birkaç dikkat çekici alıntı:   «Bana neye ilgi duyduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.» (S. 13).   «Her şey, ilgimizi nasıl ve nereye gösterdiğimize dayanır.» (S. 16). Neyi ilginç bulmamız için teşvik edildiğimize, eğitildiğimize ve kendimize rağmen neyle ilgilendiğimizi bulduğumuza bağlıdır. «Resmi merakımız ve gayri resmi merakımız vardır (ve psikanaliz ikisi arasındaki ilişki hakkında bir hikayedir).» (S. 11).   «İlgi alanlarımız ne yaptığımızdır, kimi dinlediğimizdir, nereye gittiğimizdir.» (S. 14). Gerçekten de insan bir süre sonra ilgilendiği ve devamlı olarak yaptığı şeylere dönüşme potansiyeli taşıyor.   «Herhangi bir şeye veya herhangi birine duyduğumuz ilgi, aşırıya kaçma veya yeterince aşırı olmama tehdidi taşır.» (S. 14).    Adam Phillips'in birbirine bağlı üç denemesine dayanan ve "Greenblat’ın Dikkat Eksikliği" isimli bir ek bölümden oluşan kısacık bir derlemedir. Bu kitap, ilgiden takıntıya, özel arzudan kurumsal metalara kadar uzanan dikkat kavramına açık ve akılda kalıcı bir fikir sunuyor. Dikkat nedir ve neden onu arıyoruz? Kültürümüz, kontrole ihtiyacı olan bir güç olarak dikkati nasıl ahlaki hale getirmektedir?   «Bir yere adanmamış ilgi, muhtemelen başka bir yere adanmış ilgidir.» (S. 21). Hayatta sıkça tecrübe ettiğimiz belki bunu ilgi odağının değişmesi olarak da nitelendirdiğimiz oldukça anlamlı ve sarsıcı bir cümle.   Phillips, en derin dürtülerimizi ve
Psikoloji
İlgi ArayışıAdam Phillips · Ayrıntı Yayınları · 2023592 okunma
Kendime Notlar ( İnceleme değil )
8/10
·344 syf.·
2023 17. kitabı
Mülksüzler’i tek bir kitap olarak biliyordum değilmiş, Hainli Döngüsü ya da Ekumen Döngüsü olarak bilinen serinin 6. kitabıymış ama birbirinden bağımsız da okunabilirmiş. Le Guin’in web sitesindeki açıklamalar: “İşin aslı şu ki, bu kitaplar devamlı bir tarihe sahip değil. Evet, bazı kitaplar arasında çok net bağlantılar var ama çok belirsiz olanları da var. Birtakım tutarsızlıklar da yok değil, örneğin Karanlığın Sol Eli’nden sonra ‘Zihin-konuşması’na ne oldu? Kimse bilmiyor. Tanrı’ya sorun, o da size bilmediğini veya artık ona inanmadığını söyleyecektir.” Bir başka yazısında şöyle diyor yazar: “Bu tür bir eksiklik, şimdi anlıyorum ki, fikirlerimin gelişip değişmesine önayak oldu. Zamanında ürettiğim birtakım kavramlara bağlı kalmak zorunda değildim, yeni şeyler üretmekte özgürdüm.” Le Guin’in genel hatlarıyla önerdiği okuma sırası : ROMANLAR 1. Rocannon’un Dünyası / İng. Rocannon’s World, 1966 2. Sürgün Gezegeni / İng. Planet of Exile, 1966 3. Hayaller Şehri – Yanılsamalar Kenti / İng. City of lllusions, 1967 4. Karanlığın Sol Eli / İng. The Left Hand of Darkness, 1969 5. Dünyaya Orman Denir / İng. The Word for World is Forest, 1972 6. Mülksüzler / İng. The Dispossessed, 1974 7. Bağışlanmanın Dört Yolu / İng. Four Ways to Forgiveness, 1995 8. Anlatış / İng. The Telling, 2000 Başlamaya korkmuştum her şey soyut kalacak diye tahmin ettiğimden daha kolay adapte oldum ama birden ortaya çıkan ‘Odoculuk’ ya da ‘Hainli’ gibi kavramlar soyut kalmıştı. Onun nedenini de şimdi anlıyorum her ne kadar bağımsız olsa da kitaplar birbirinden, neticede bir seriymiş ve önerilen bir okuma sırası varmış. Ana karakter Shevek’in çok sevdiğim konuşması; “Siz Uras’lıların her şeyi yeterince var. Yeterince hava, yeterince yağmur, çimen, okyanuslar, yiyecek, müzik, yapılar, fabrikalar,
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2023 12:24
Çok dikkatle okunması gereken bir kitap. Bu tarz araştırma eserlerini okuduktan sonra aklıma devamlı olarak “Türkiye geri kalmış bir ülke değil, geri bıraktırılmış bir ülkedir” sözü geliyor. Bu söz gün geçtikçe anlam kazanıyor benim içimde. Nasıl? Hep beraber başlayalım. FETÖ sorununu dile getiren bir kitap olduğu için artık yazarın haince katledilmesinde kimin sorumlu olduğuna eminim. F.G denilen hain haysiyetsiz bir geberseydi de biraz rahat etseydik, sıkıntılı günlerimizde biraz moral olurdu bizlere. Kitabımız bizlere neler anlatıyor? İslam'la alakası olmayan ama Müslüman gözüken bazı oluşumları ve bu oluşumların adeta bir ortak kümesini gözler önüne seriyor. Yani efendime söyleyeyim her tarikat, her cemaat, her cemiyet böyledir denmiyor. Zaten bütün cemaat ve cemiyetlere benzer yakıştırmaların yapılması bu siyasal İslamcılar yüzünden. Tarihsel olarak bakmasak da kurulduğu günden bu yana ülkemize bakalım, genç dönemlerinden itibaren. Hep sancılar, sıkıntılar... Din adı altında halkı galeyana getirenler. Tabi bunda biraz halkın da suçu var. Hepimizin aklında “Arif Efendi” geçince Kemal Sunal ve yağmur yağdırma sahneleri canlanacaktır. Başka var mı ülkemiz için hizmet edip bunları gösteren ve akılda kalıcılık sağlayan sahneler. Topluma mal olmuş insanların böyle göstermesi lazım. Kemal Sunal, rahmetli gidip de İslam’ı mı kötüledi? Asla. İslam üzerinden insanları kandıranları göstermeyi istedi ve başardı. Allah rahmet eylesin. Hatta birileri İslam ile dalga geçti derken biz bu yaptıklarını aynı kanıt olarak gösterip İslam için mücadele etti bile diyebiliriz. Yine kitaba döndüğümüzde sancılarından asla kurtulamamış ve halk için mücadele edenlerin karşısına inatla DİN DİN DİN diyerek çıkmış ve kitleleri kandırmış insanları göreceğiz. Bu insanların temellerini,
Şeriatçı Terörün ve Batının Kıskacındaki Ülke TürkiyeNecip Hablemitoğlu · Toplumsal Dönüşüm Yayınları · 2003234 okunma
Kötümser Filozof Schopenhauer
10/10
·440 syf.··
2022 20. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2022 12:44
Hayatın amacı mutlu mu olmak? Mutlu olmaya çalışmak saçma bir eylem. Çünkü dünya bizim mutlu olmamız için tasarlanmadı. Bu düşüncelerin sahibi olan Schopenhauer varoluş felsefesi ile ilgilenmiş , insan denilen varlığın aslında hep mutsuz olduğunu ve mutlu olmak için hayatta kendisine bir gaye ortaya koymaya çalıştığını ama bu gaye ve arzuların peşinde ne kadar koşarsa koşsun, isteklerini ne kadar yerine getirirse getirsin mutluluğu yakaladığını sandığı an sadece yeni bir mutsuzluğa kavuştuğunu ve bu çarkın sürekli devam edeceğini bundan ötürü insanın mutlu olmak yerine en baştan mutsuzluğu tercih etmesi onun mutlu olmasını daha çok sağlayacağını düşünür. Ona göre “Mutlu olmam gerekir!” isteği mutsuzluğun ve huzursuzluğun kaynağıdır. Zira bunu amaç haline getirip istediği ölçüde gerçekleştirmediğinde de aslında mutsuzluk için çabalamış da olacaktır. Schopenhauer’ı, kendisi ile aynı fikirlere sahip olduğu halde tepki almaktan çekindiği için bunları söyleyemeyen diğer düşünürlerden ayıran en önemli nokta ise hayatın veya insan denilen varlığın asıl özünü tüm çıplaklığı ile hiç çekinmeden en kötü hali ile dile getirmiş olmasıdır. “İnsan” kavramı için “İki ayaklı hayvan” tabirini kullanacak kadar kaba bir dile sahiptir. İnsanların arzularının peşinde dolanıp mutlu olma çabalarının gerçek ile yüzleşemeyecek kadar korkak ve aciz olduklarını gösterdiğini düşündüğünden kendisini daima onlardan ayrı tutmuştur. Çünkü kendisi mutsuzluk denen gerçeği karşısına almış, onu tanımış ve ona karşı nasıl mücadele edeceğini öğrenmiştir. Oysa diğer insanlar bunu yapabilecek cesarete sahip değillerdir. Bu nedenle amaçsızca isteklerinin peşinde koşarlar. Aslına bakılırsa pek de haksız değildir Schopenhauer bu düşüncelerinde. Bilinçaltına itilen varoluşun asıl gerçeğini tüm çıplaklığıyla
Bugünü Yaşama ArzusuIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20174,853 okunma