Bir Yazar Bir Kitap
Kim Olmayı İstiyorsun? Hayatta çözüm diye bir şey yoktur. Sadece hareket halinde olan güçler vardır. Bu güçleri uyandırdığımız anda, çözümler kendiliğinden gelecektir. ANTOINE DE SAINT-EXUPERY 9 * Gerçekte sınırlar sadece bizim beynimizdedir. Bu sınırları kaldırabilirsek önümüz uçsuz bucaksız imkânlarla doludur. Asıl harika olan ise, bu fikrimizi artık sadece salt inançlarımıza veya tahminlere dayandırmak zorunda olmayışımızdır. 10 * araştırmalar inançlarımızla sadece kendi hayatımızı değil, çevremizi de etkilediğimizi ortaya çıkarmıştır. Düşünce gücümüz ve hislerimizle hayatımızda olmasını arzuladığımız tüm değişiklikleri yapabilme imkânına sahibiz. Hatta inanışlarımızla, DNA'mızı bile değiştirebilir, vücudumuzun kendi kendini tedavi etme mekanizmasını harekete geçirebilir, yaşamımızda mutluluk ve sevinç rüzgârları estirebilir, kısacası mümkün olduğunu düşündüğümüz her şeye ulaşabiliriz. 11 * İmkânsız, sadece bizim imkânsız olduğunu düşündüğümüz şeydir. 11 * En yeni bilimsel araştırmalar, duygu, düşünce ve inançlarımız sayesinde her şeyi yapabilme gücüne sahip olduğumuzu, hiçbir şüpheye yer bırakmaksızın ispatlıyor. Zira duygularımızla desteklenmiş ve kaydedilmiş inançlarımız muazzam bir rezonans alanı oluşturuyor. Ve bu rezonans alanındaki titreşimlerle uyum içinde olan her şey, evet dünya üzerindeki her şey, bu titreşime ayak uydurmak durumunda kalıyor. 11 * İstediğin kişi olabilseydin eğer, kim olmayı isterdin? Seni bundan alıkoyan şey nedir? 12 1. BİRİNCİ BÖLÜM DÜNYAYI DEGİŞTİREN BULUŞLAR Rezonans Nedir? Resonantia= Akis. Rezonans= Eko, yankı, titreşim. 17 Rezonans Kanunu, evrendeki her şeyin birbirleriyle titreşimler aracılığı ile nasıl iletişim halinde olduğunu anlamamızı sağlar. Vücudumuzun her bir organı ve hücresi de dahil olmak üzere dünyadaki bütün
Koridor
Kişilik bütünlüğü, kişisel eylemler ve hümanist etik ile uyumlu değer sistemleri arasında devamlı bir şekilde muhafaza edilen tutarlılık halidir. Sıralanan şu özellikler toplumsal olarak kişilik bütünlüğünü göstermektedir: İçtenlik, hümanizm, eşitlik ideali, güvenilirlik, medeni cesaret. Bütünleşmiş bir kimse, inançlarını, kıstaslarını ve değer yargılarını davranışlarına yansıttığı bir farkındalıkla yaşar. Kişilik bütünlüğü, kendine sadık olmaktır. Bütünlüğün tersi karaktersizlik, yani, davranışları içsel değer ve prensiplerin değil, dışsal tehditler ve ayartmaların yönlendirmesi anlamına gelir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
[Allah'ı] hatırında tutanlar için*******
Ve gündüzün başında ve sonunda, bir de gecenin erken saatlerinde salâtta devamlı ol; çünkü muhakkak ki iyi eylemler kötü eylemleri giderir: [Allah'ı] hatırında tutanlar için bir öğüt, bir hatırlatmadır bu. Hûd suresi 114.Ayet
Sayfa 479·Kitabı okuyor
Alıntı
Halil İbrahim Kutlay Hoca ve Kazım Albayrak
Bu kitabın yazılışına teşvik olarak şu anımı da aktarayım. Boykotlarda aynı davayı sırtlandığımız ve şu an bir vakıf üniversitesinde hadis hocası olan Halil İbrahim Kutlay, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'ndeki Buhârı okumaları dersinden sonra (10.1.2020) sohbetimiz esnasında boykotları hatırlatarak, "Bu mevzuda bir kitap yazsan iyi olur." demişti. Hoca orada bulunan gençlere boykotları anlatmak ihtiyacı duymuş olacak ki "Kâzım'ın emrinde yüz kişi vardı ve gayet düzenli eylemler yaptılar." dedi ve boykotun amacından bahsetti. Boykotlarda Fethullah Gülen grubunun kırıcılık yaptığını ve onların hain yapısının ta 1977'lerde görüldüğünü de konuştuk. Bunun üzerine aramızda bulunan caminin imamı Adem Hoca da, 15 Temmuz gecesi üzerindeki paraları eve bırakarak helalleşip çıktığını, camiye gelip kapıları kapattığını ve minareden devamlı anons yapıp Çanakkale'de nasıl direnildiyse bu gece de vatan için herkesin sokağa çıkmasını söylediğini, müftülüğü de arayıp anons yapılmasını hatırlattığını, Fetöcü askerlerin surlardan onu vurmak için gözetlediğini, ancak bunda muvaffak olamadıklarını anlattı. İslâmcı hareketin öncesi ve sonrası ile bir bütün olmasını hatırlatması ve mevzumuza da denk gelmesi için bu anekdotu da ekledim.
Sayfa 113 - Kökler Yayınları·Kitabı okudu
Mustafa Kemal Paşa, Cemal Paşa'nın İstanbul'a giderek Harbiye Nazırı yapıldığı günlerde, yerine vekil bırakılan Albay Selahattin Bey'le ilişkisini sürdürdü. Selahattin Bey'e, Konya'daki kuvvetlerin başından kesinlikle ayrılmaması, Ali Fuat Paşa ile devamlı haberleşmesi ve yıkıcı hareketlere karşı tedbirli olması emrini verdi. Selahattin Bey de, cevap telgrafında Mustafa Kemal Paşa'ya, "bütün önlemlerin alınmakta olduğunu" bildirdi. Fakat bir süre sonra Albay Selahattin Bey de aniden Konya'dan ayrıldı ve İstanbul'a gitti. Cemal Paşa ve Albay Selahattin'in, Konya'dan ayrılmalarıyla meydan tamamen Konya Valisi Cemal Bey'e kalmış oluyordu. Komutanların gidişini fırsat bilen Vali Cemal Bey, Milli Mücadele aleyhinde gizlice sürdürdüğü baltalayıcı çalışmalarını ve sinsi propagandalarını artık açıktan açığa yapmaya başladı. Konya'da askeri otorite son bulmuş, yerine Vali Cemal Bey'in egemenliği gelmiş demekti. 1862 Antalya doğumlu olan Vali Cemal Bey, Mülkiye'de okumuş, çeşitli yerlerde kaymakamlık yapmış, Elazığ valisi iken Konya'ya atanmıştı. İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyesi ve Hürriyet ve İtilaf fırkası yandaşıydı. Dolayısıyla Damat Ferit Paşa'nın has adamlarındandı. İttihatçılar'a karşı düşmanlığını ve onları suçlamasını dile getirirken, adeta Ermeniler'in söylemlerini aynen tekrarladığı için ona "Artin Cemal" lakâbı takılmıştı. Cemal Bey, Milli Mücadele karşıtı ilk hıyanetini Erzurum ve Sivas Kongrelerine Konya'dan temsilci gönderilmesini engellemeye çalışarak göstermişti. Meydanı boş bulan Cemal Bey, Millī Mücadeleyi baltalayıcı hainliklerini daha ileri götürerek silahlı eylemler de başlattı. Hapishanedeki eşkiya ve katilleri serbest bıraktırarak onlara silah dağıttı. Bu eşkiyalardan bir çete kurdu. Emrindeki çeteyle, Milli Mücadele'ye yakınlık duyan halka korku verip
Sayfa 46 - Toker Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Beynin kendisini korumaya alması
Alzheimer beynin kendini korumak için yaşadıkları ile arasına mesafe koymasıdır. Kişi yaşlandıkça yaptığı eylemler hakkındaki sorgulaması sonucunda dayanılmaz bir acı yaşar. Bu acının sonunda kendisini korumak için bir duvar örer ve bazı yaşanmışlıklarını bilinçaltına atar. Bazıları da ciddi bir korku içinde yaşar ve dış dünyaya karşı kendilerini devamlı olarak korumaları gerektiğine inanırlar. Bu oluşum da aynı şekilde dış dünyaya karşı bir içsel duvar örerek sahte güvenlik sağlamalarına neden olur. En üzücü olan da ördükleri bu duvarlar arasına güvensiz kişiliklerini hapsetmeleridir.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Psikoloji