Adı:
Çokaşklılık
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755399485
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Polyamory
Çeviri:
Özge Karlık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Devletlerin resmi kurumları boşanma oranlarındaki artıştan bahseder ama nedenlerini yeterince sorgulamaz. Ya da ekonomik, kültürel, sosyolojik, her türlü neden sayılır ama tek bir konu kesinlikle sorgulanmaz; o da heteronormatif tekeşli evliliğin kendisidir.

Thomas Schroedter ve Christina Vetter bu kitapta, işte modern zamanların bu en büyük tabusunu ele alıyor. İki yazar, tekeşliliğin ve buna bağlı aşk tasavvurlarımızın “gökten zembille inmediğini”, bilakis tarih içinde bir tertibat olarak kurulup şekillendiğini ve normatif hale getirildiğini söylüyor ve ardından çokaşklılık için yapılan tanımlamaları derleyip toparlıyor.

Tekeşli olmayan ilişkilerin kökenlerini ve bugünkü dünyada yaşanma biçimlerini anlatan Schroedter ve Vetter, aynı zamanda, sosyolojik bir perspektifle, bahsi geçen tüm kavramları eleştirel bir gözle irdeliyor.
Kitap boyunca tekeşliliğe ve çokaşklılığa kuramsal bir gözle bakmakla kalmayıp, edebiyatla da içlidışlı olarak, aşka dair Avrupa bağlamında yazılıp çizilenleri de gözden geçiren Schroedter ve Vetter, sık sık “queer” düşünceye göz kırpıyor ve bu düşünceden türeyen bir pedagoji ve etik önerisinde bulunuyor.
Normalin sınırlarını geçip, tekeşli olmayan ilişkiler dünyası üzerine düşünmeye cesareti olanlara...
176 syf.
·3/10
Kitabın konusu oldukça ilginç, beni bu kitabı okumaya iten de konunun sıra dışı olmasıydı.Kitap hakkında bir araştırma yapmadım ama olur da okursanız siz de kitabın aslında bir "tez" olduğunu fark edersiniz. Eğer konuyla ilgili akademik bir çalışma içindeyseniz, bu kitap size elinizde sağlam bir referans sağladığı için makul bir metin sunuyor. Ama benim gibi sadece konuyu merak edip kitabı okumak isteyenler için çok zor bir okuma olabilir, zorluk kitabın dilinden ziyade akademik kurallara uyulması hassasiyetiyle oluştuğunu düşündüğüm sıkıcı anlatım şekli.

Kitabın içeriği hakkında da bir kaç kelam etmek gerekirse; tekeşliliğin ve buna bağlı gelişen aşk hayatımızın insanlık tarihi boyunca nasıl şekillendiğini ve nasıl bir ahlak kuralı gibi algılandığını anlatan, çokeşli ilişkiler hakkında ilginç anekdotlar veren bir eser.

Sıkıcı anlatımına rağmen öyle şaşırtıcı bilgiler veriliyor ki kitabı bir şekilde bitirmek istiyorsunuz. Son olarak da kitabın çevirisinin başarılı olduğunu eklemek isterim.
Kapitalizmde romantik aşka giden yol, birbirine ardışık iki süreçten ibarettir: Bu süreçlerin ilki metaların romantikleştirilmesidir. Bu süreçte metalara azar azar romantik hatta spiritüel anlamlar yüklenir. İkinci aşamada aşkın kendisi bir meta olur ve yavaş yavaş tüketim alışkanlıklarına dahil olur.
Kişilik bütünlüğü kendine sadık olmaktır. Bütünlüğün tersi yani karaktersizlik, davranışları içsel değer ve prensiplerin değil, dışsal tehdit ve ayartmaların yönlendirmesi anlamına gelir.
Egemen aşk söylemine kölece boyun eğmeye ütopyayla karşı durabilen bir perspektif, aşk meselesini iktidarın ve egemenliğin diktasından söküp alabilecektir.
Tekeşlilik ve sadakat eş anlamlı kelimeler değildir. Aldatma, esasen, tekeşli evliliklerde söz konusu olabilir.
Distopya ve ütopya aynı anda doğar. Bu durum toplumun zengin ve yoksul diye bir kez daha ayrılmasından ileri gelir. Bu zenginlik kültürel kaynaklara erişimle alakalıdır.
Muhtemel bir gelecekte metalarla ve insanlarla olan ilişkiler daha da birbirine benzeyecek ve metalarla olan ilişkiler daha da romantikleştirilecek ve insanlarla olansa daha da yabancılaşacak.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çokaşklılık
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755399485
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Polyamory
Çeviri:
Özge Karlık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Devletlerin resmi kurumları boşanma oranlarındaki artıştan bahseder ama nedenlerini yeterince sorgulamaz. Ya da ekonomik, kültürel, sosyolojik, her türlü neden sayılır ama tek bir konu kesinlikle sorgulanmaz; o da heteronormatif tekeşli evliliğin kendisidir.

Thomas Schroedter ve Christina Vetter bu kitapta, işte modern zamanların bu en büyük tabusunu ele alıyor. İki yazar, tekeşliliğin ve buna bağlı aşk tasavvurlarımızın “gökten zembille inmediğini”, bilakis tarih içinde bir tertibat olarak kurulup şekillendiğini ve normatif hale getirildiğini söylüyor ve ardından çokaşklılık için yapılan tanımlamaları derleyip toparlıyor.

Tekeşli olmayan ilişkilerin kökenlerini ve bugünkü dünyada yaşanma biçimlerini anlatan Schroedter ve Vetter, aynı zamanda, sosyolojik bir perspektifle, bahsi geçen tüm kavramları eleştirel bir gözle irdeliyor.
Kitap boyunca tekeşliliğe ve çokaşklılığa kuramsal bir gözle bakmakla kalmayıp, edebiyatla da içlidışlı olarak, aşka dair Avrupa bağlamında yazılıp çizilenleri de gözden geçiren Schroedter ve Vetter, sık sık “queer” düşünceye göz kırpıyor ve bu düşünceden türeyen bir pedagoji ve etik önerisinde bulunuyor.
Normalin sınırlarını geçip, tekeşli olmayan ilişkiler dünyası üzerine düşünmeye cesareti olanlara...

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Savaş symz
  • Rana Beril Göçmen
  • Berkay
  • Elif Taner
  • Özcan Geçkin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%50 (1)
2
%0
1
%0