Gece örtünce şehrin yorgun sesini,
Odamıza bir büyülü rüzgâr eserdi.
Babam çekip yanına tahta sandalyesini,
Dünyanın en güzel ülkesine götürürdü bizi.
Ne bir kitap vardı elinde, ne bir yazı,
Zihninden dökülürdü saraylar, devler...
Onun sesiyle ısınrdı kışın ayazı,
Kafdağı’nın ardına kurulurdu evler.
O anlatırken prensesler adil, devler uysaldı,
İyiler hep kazanır, kötüler yenilirdi.
Dünya o odada iyilikten ibaret bir masaldı,
Onun dizinin dibinde korkular silinirdi.
Zaman akıp gitti, büyüdük erkenden,
Hayat o masallar kadar toz pembe değilmiş meğer.
Ama ne zaman bir fırtına kopsa içimde yürekten,
Babamın o ılık sesi kulaklarımda gezer.
Şimdi ne o eski odamız var, ne çocukluk yılları,
Ama kalbimin en korunaklı, en sıcak köşesinde;
Hâlâ yaşıyor babamın o eşsiz masalları,
Güven veren, huzur kokan o tatlı sesinde.