Devler de diz üstü çökecek bir gün, Putlar da gözyaşı dökecek bir gün, Kurtuluş yok, ama erken amma geç, Eden etitiğini çekecek bir gün. Abdurrahim Karakoç
"Devler de diz üstü çökecek bir gün, Putlar da gözyaşı dökecek bir gün. Kurtuluş yok, amma erken, amma geç; Eden ettiğini çekecek elbet bir gün..." Abdurrahim KarakoçAbdurrahim Karakoç
Duygular
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Babamın Masalları
​Gece örtünce şehrin yorgun sesini, Odamıza bir büyülü rüzgâr eserdi. Babam çekip yanına tahta sandalyesini, Dünyanın en güzel ülkesine götürürdü bizi. ​Ne bir kitap vardı elinde, ne bir yazı, Zihninden dökülürdü saraylar, devler... Onun sesiyle ısınrdı kışın ayazı, Kafdağı’nın ardına kurulurdu evler. ​O anlatırken prensesler adil, devler uysaldı, İyiler hep kazanır, kötüler yenilirdi. Dünya o odada iyilikten ibaret bir masaldı, Onun dizinin dibinde korkular silinirdi. ​Zaman akıp gitti, büyüdük erkenden, Hayat o masallar kadar toz pembe değilmiş meğer. Ama ne zaman bir fırtına kopsa içimde yürekten, Babamın o ılık sesi kulaklarımda gezer. ​Şimdi ne o eski odamız var, ne çocukluk yılları, Ama kalbimin en korunaklı, en sıcak köşesinde; Hâlâ yaşıyor babamın o eşsiz masalları, Güven veren, huzur kokan o tatlı sesinde.
Şiir
Trump yönetiminin dış politika felsefesi hiçbir zaman "demokrasi ihracı" veya "halkların kendi kaderini tayin hakkı" olmadı. Kushner’ın mimarı olduğu İbrahim Anlaşmaları (Abraham Accords) çizgisi, bölgeyi istikrarsız tutarak İsrail’in güvenlik ve genişleme alanını tahkim etmeyi ve bu süreci ticari/ekonomik zaferlerle taçlandırmayı hedefliyor. Kürtler (özellikle Rojava’dakiler), Washington için IŞİD’e karşı kullanışlı bir saha partneri olmanın ötesinde, bölgesel pazarlıklarda her an masaya sürülebilecek birer "hisse senedi" muamelesi görüyor. Pekin için Orta Doğu, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin güvenli bir şekilde akması gereken bir lojistik otobandan ibaret. Moskova için ise Akdeniz’e açılan sıcak deniz kapısı. Her iki aktör de ulus-devletlerin egemenliğini (ne kadar baskıcı olurlarsa olsunlar) savunur; çünkü devlet dışı aktörlerin (Özerk Yönetim vb.) yarattığı gri alanlar, uzun vadeli ticari ve askeri anlaşmalar için "öngörülemez riskler" barındırır. İsrail, tarihsel olarak bölgedeki Arap hegemonyasını kırmak için Kürt aktörlerle (özellikle IKBY/Erbil ile) pragmatik ilişkiler geliştirdi. Ancak seküler, tabandan yükselen ve radikal demokratik iddiaları olan bir Rojava modeli, İsrail’in bölgede görmek isteyeceği bir siyasi genetik değil. Türkiye ve Şam’daki Sünni ve Milliyetçi blok, sınır hattında herhangi bir Kürt otonomisine doğrudan varoluşsal bir tehdit olarak bakıyor. İran ve Bağdat eksenindeki Şii blok ise Kürtleri ancak Sünni bloka karşı bir "frenleyici tampon" ve zayıf, kendilerine bağımlı kaldıkları sürece tolere ediyor. ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun Irak’taki askeri misyonunu bitirme takvimi işliyor. Federal bölgelerdeki devir teslimlerin ardından, gözler Eylül 2026'ya, yani Kürdistan Bölgesi’ndeki (Erbil) koalisyon varlığının da nihayete ereceği
1000Kitap
Devler de diz üstü çökecek bir gün Putlar da gözyaşı dökecek bir gün Kurtuluş yok, amma erken, amma geç; Eden ettiğini çekecek bir gün. Abdurrahim Karakoç
Birkaç büyük ölçekli bölgesel güç (Hindistan veya Brezilya gibi) dışında, gelişmekte olan ülkelerin ezici çoğunluğu bu yeni sömürgecilik dalgasına karşı tek başlarına veri egemenliği kurabilecek kurumsal, finansal ve teknolojik kapasiteden büyük ölçüde mahrum. Dijital dünyada egemenlik, sadece ülke sınırları içine birkaç sunucu (server) binası dikip "verilerimiz burada duruyor" demekle kurulamaz. Dijital bağımsızlık, en alttaki donanımdan en üstteki yazılıma kadar uzanan devasa bir dikey yığın kontrolü gerektirir. En altta yarı iletkenler (mikroçipler) ve bunu üreten litografi makineleri var (Hollanda-ASML, Tayvan-TSMC tekeli). Onun üstünde bu çipleri çalıştıracak devasa veri merkezleri ve bulut (cloud) altyapısı var. Onun üstünde ham veriyi işleyecek büyük dil modelleri (LLM) ve yapay zeka algoritmaları var. Küresel Güney'deki bir devlet, bu yığının en üstündeki birkaç yazılımı yasaklasa bile, en alttaki donanım ve bulut mimarisinde ABD (Silicon Valley) veya Çin (Shenzhen) eksenine göbekten bağlıdır. Bu katmanların her birini sıfırdan inşa etmek trilyonlarca dolarlık sermaye, yetişmiş insan gücü ve on yıllarca sürecek bir ekosistem inşası gerektirir ki gelişmekte olan ülkelerin bütçe dengeleri buna izin vermez. Küresel Güney ülkeleri, tıpkı Soğuk Savaş dönemindeki askeri ittifaklar gibi, bugün de dijital bir kutuplaşmanın ortasında pazarlık yapmak zorundadır. Önlerinde iki baskın şablon var ve ikisi de yapısal bağımlılık üretiyor. Amerikan Modeli (Yazılım ve Platform Hegemonyası): Tüketici odaklıdır. Google, Microsoft, Meta ve AWS gibi devler üzerinden Küresel Güney’in pazarını ve dikkatini ele geçirir. Veriyi serbest piyasa ve inovasyon söylemiyle dışarı çeker. Çin Modeli (Altyapı ve Donanım Hegemonyası): Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika ve Asya
1000Kitap