`mappa mundi` & fantastik ortaçağ dünya haritaları (`hereford` + bu harita) bu harita ( görseldeki dairesel, rengarenk, ejderhalı olan) klasik ortaçağ mappa mundi tarzının modern/fantastik bir yorumu. gerçek coğrafya haritası değil; dini, ahlaki ve eğitici bir sanat eseri. tıpkı 1300'lerde yapılmış `hereford mappa mundi` gibi. `hereford mappa mundi nedir?` • dünyanın en büyük ve en iyi korunmuş ortaçağ dünya haritası (yaklaşık 1.58x1.33 metre, dana derisi üzerine). 13 yüzyıl sonu, ingiltere, hereford katedrali'nde sergileniyor. • t-o stili: dünya yuvarlak disk, içindeki t şeklinde sular (akdeniz + nil + don) dünyayı 3 kıtaya böler: asya (üstte/en büyük), avrupa ve afrika. • doğu yukarıda (çünkü cennet orada), kudüs tam merkezde. • amaç coğrafya öğretmek değil; hristiyan kozmolojisini, yaratılışı, düşüşü ve kurtuluşu anlatmak. hacılar için manevi harita gibi. haritadaki temel semboller ve anlamları 1 merkezdeki büyük şehir (australis jervsalem civarı)klasik kudüs. dünyanın göbeği, isa'nın çarmıha gerildiği yer. haritada surlu, mavi kubbeli muhteşem bir kale-şehir olarak çizilmiş. 2 eden (üstte/kuzeyde) cennet bahçesi. duvarlarla çevrili, adem-havva'nın yasak meyveyi yediği yer. insanlığa kapatılmış kutsal alan. haritada büyük harflerle yazıyor. 3 griffin (üstteki kanatlı aslan-kartal) en güçlü sembollerden. aslan (yeryüzü kralı, insani doğa) + kartal (göklerin kralı, ilahi doğa).?hristiyan alegoride isa mesih'in iki doğasını temsil eder (hem tanrı hem insan).?ayrıca koruma, cesaret, asalet ve altın bekçiliği sembolü. bestiary'lerde vahşi ama soylu bir yaratık olarak geçer. haritada eden'e yakın konumlandırılması tesadüf değil; kutsal düzeni koruyor. 4 ejderha (ferfisa civarı büyük yeşil ejder) denizlerin kaosu, bilinmeyenin tehlikesi, şeytan veya
İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendi küçük hayatlarimizdaki deneyimlerimizden büyük meseleleri idrake kalkışırız. Bu bir cücenin devler ülkesinde dansa kaldırılması yahut bir karıncanın bir filin ayağını gıdıklaması gibi bir şey.
Hayata Dair
Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın Nurullah Genç
BİZ NİYE EVDE (BEKÂR) KALDIK?..
Allah selâmet versin. "Mustafa" isminde bir arkadaşım var. Kendisi şimdilerde evlidir. Maşaallah. Fakat bundan yıllar önce iki bekâr "Biz niye evde kaldık?" muhabbetini döndürürken şöyle bir şey söylemişti: "Bu işler akılla olmaz. Akılla hareket eden evlenemez. Gençken teşebbüs etseydik o cahillikle, cür'etle, cesaretle kolayca içinden çıkabilirdik. Şimdi çok düşünüyoruz. "Armudun sapı, üzümün çöpü..." diyoruz. Bu kadar düşünmekle de işin tadı kaçıyor. İllâ kusurlar görünür oluyor. "Olmazlar" daha çok göze batıyor. İnsan hareket etmeye korkuyor." Benzer bir şeyi, çok nâmlı bir üniversiteden pazarlama eğitimi almış, "Özgür" ismindeki bir arkadaşımdan da duymuştum. O da ticarette başarılı olmak için "cahil cesareti" sahibi olmak gerektiğini söylerdi. Kendisinin başarısızlığını da "o cahillikten kurtarılmış olmasına" bağlardı. Ona göre, teşebbüs etmeden önce çok düşünmek, teşebbüsü öldürüyordu. Modern eğitim ise "raporlama yapmaktan" ticaret yapmaya zaman bırakmıyordu. Kendisi gibiler evraklarla boğuşurken ilkokul mezunu "Anadolu Kaplanları" hızla paranın gözüne basıveriyordu. Onların bu sözleri, bana, Efendimiz Aleyhissalâtuvesselâmın "gençleri erkenden evlendirmek" konulu hadîslerini hatırlatmıştı. Hani hem Buharî hem Müslim'de yer alan birisinde buyuruyor: "Ey gençler! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Çünkü evlilik, gözü haramdan sakındırmak ve iffeti korumak için en etkili yoldur. Kimin de evlenmeye gücü yetmiyorsa, oruç tutsun; çünkü oruç, onun için bir kalkandır (şehveti kıran bir engeldir)." (Buhârî, Nikâh 3; Müslim, Nikâh 1) Yine Tirmizî'de geçen bir başkasında da diyor ki: “Üç şeyi geciktirmeyin. Vakti gelince namazı, hazır olunca cenâzeyi ve denk birini bulunca bekârı evlendirmeyi.” (Tirmizî, Salât, 13/171) __Bunlara
Tefekkürât
Geceye...
Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın Yavuz kahramanları, şiirin burçlarını Ayak ucuna koydum gecenin saçlarını Urganmış boynumda taşıdığın gerdanlık Sana hükümdarlığı getirdim; anlamadın Sevda suya karışır, sızar kan dağlarına Köpüren yüreğimde zıpkınlanır umutlar Yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar Her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar Bir yanında münzevi hıçkıran Leyla kuşu Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın Seni bir yıldız gibi koyacağım göklere Her gece ışığını ruhumdan alacaksın Aldanma gururunu okşayan çiçeklere En güzel güllerini ruhumla alacaksın Kopacak sanıyorsun bu ip ince yerinden Bu ipin her çizgisi yaralı bir dev gibi İnecek sanıyorsun bu bayrak gönderinden Bu sevda tükenecek sönen bir alev gibi
Şiir