devler gibi eser vermek için, karıncalar gibi çalışmalı!"... Çok çetin bir dâva; sana sendekini buldurma dâvasında, eğer sende bir şey yoksa, şu sözlerim pörsüyüp gidiyor... Eğer ruhunda yanma istidadı, aşk ateşi varsa, bir tek kıvılcım yeter tutuşturmak için...
Ve erkek şehrin idrakine bütün bütün kapanmıştı: O, insanları, şehri, uğultularından, bir senfoniyi dinler gibi dinliyor ve bu senfoniyi yeni baştan, daha güzel, daha kutlu bir tempoda yaratmak için dinliyordu. Bu senfoni yeni baştan yazılmalıydı: Sanat ve düşünce devlerinin, çok eskiden, elbirliği ile yarattıkları bu senfoniye bayağı sesler, çirkin sesler, yâni zekâ ve dehalarına tapanlar -vahşi ve hayvanca bir uzlaşmaya sığınarak- demagoji ile, safsata, riya, hile ve kalleşlikle seslerini ön plâna geçirmiş, büyüyü bozmuş bulunuyorlardı.Erkek yirmi sekiz yaşında idi, bu senfoniyi yeniden yazmak gerektiğine, yeni baştan yazılabileceğine inanıyordu; çünkü sanata inanıyordu, mutluluğa, aşka inanıyordu; insanların sevgiye ve mutluluğa razı edilebileceklerine inanıyordu. Savaş önce vitrinlere karşı açılmalıydı, vitrinlere saldıran devler kıçüstü oturmalıydı. Ve bu mümkündü, bunun mümkün olduğunu ona sarışın öğretmişti.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İlk defa mı dev gördün?"
"Evet. EVET! Devler!"
"İlk defa bir dev gördün ve önünde paspas gibi serilmeye mi karar verdin?"
"Adım genelde doğru kararlarla anılmaz."
Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar
Her vâdi bir yanıyla senin yüzüne bakar
Bir yanında münzevî hıçkıran Leylâ kuşu
Sen henüz tanımadın Sevda denen yokuşu
Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi
Yıkılmak üzre olan çâresiz evler gibi
...sanatçının aşkına gelince, saygıdeğer küçük hanımefendi, size açıklamaya çalıştığım kadarıyla Herr Leonhard Ettlinger elbette kötü bir örnek olarak gözünüzün önüne geliyor, o bir müzisyendi; ama iyi insanlar gibi âşık olmak istedi, bu da tabii ki onun aklıselimini biraz altüst etti, işte ben tam da bundan ötürü Herr Leonhard Ettlinger'in gerçek bir müzisyen olmadığını düşünüyorum. Gerçek müzisyenler gözdeleri olan kadını kalplerinde taşırlar, onu onurlandırmak için şarkı söylemek, şiir yazmak ve resim yapmaktan başka bir şey istemezler, kendini sevgilliye adamak konusunda bir tek centilmen şövalyelerle karşılaştırılabilirler, hatta masum zihniyetlerine bakılırsa, onlardan bile üstündürler; çünkü kalplerindeki kadına bağlılıklarını bildirmek için, eğer ortalıkta sunacaklanı devler, ejderhalar yoksa, en değerli insanları yere seren o kana susamış şövalyeler gibi davranmazlar!”