Emile Dermenghem: "Ashaptan birisi Hz. Peygamber'e söyle bir soru sormuştu;
'Bizim, hayvanlara yaptığımız iyilik için acaba mükafatımız olacak mı?'
Hz. Peygamber, buna cevaben şöyle demişti:
'Her can taşıyan, yüreği ve ciğeri olan bütün mahlukatın susuzluğunu giderenler için muhakkak mükafat verilecektir...'
Ve devamında şöyle buyurmuştu:
'Bir kuyu yapan kimseye, o kuyudan su içen her bir deve için her seferinde ayrı ayrı mükafat verilecektir.”
Bodley: "Her ne zaman bir Müslüman'ın hasta bir hayvanı tedavi ettiği görülürse bu, 9/10 muhakkak Şarklıların yaşadığı bir toplulukta, yani İslamiyet'in mevcut bulunduğu bir yerdedir. Gerçek Müslüman ailesine baktığı gibi atına, devesine de bakar. Bunda birtakım pratik hususlar mevcuttur. Fakat bu, bilhassa İslamiyet'in kurucusundan Müslümanlara intikal etmiş, dilsiz mahlukata karşı takınılan bir zihni durumdur. 'Ve Allah nazarında bu dilsiz mahlukata fena muamele etmekten sakının! Onları sürmeye müsait oldukları zaman sür, yorgun oldukları zaman onlara yük yükleme!' sözü, Muhammed'in, ümmetine verdiği en mühim emirlerden biriydi."
Bugün hayvanseverler, başka hiçbir şey olmasaydı bile Hz. Muhammed'e (s.a.v.), sadece bu yönünden dolayı saygı duyabilirlerdi.
Gel gelelim vakıa böyle midir?
O çağda hangi filozof, hangi devlet yöneticisi hayvan haklarından bahsediyordu? Hangisinin sözleri hayvanlar konusunda bir toplumun davranışını değiştirebiliyordu? Salat ve selam ona olsun O, yönetici ve filozoflardan ne kadar farklı birisiydi.
Montgomary Watt: "Sanki çocuklarla çocuk olabiliyordu. Çocuklar arasında çokça arkadaşı vardı. Hatta bir çocukla tükürük oyunu oynadığı bile rivayet edilmektedir. Habeşistan'dan gelen ve Habeşçe konuşan çocuklarla takılıyordu... Onun şefkati, hayvanları dahi kapsamaktadır. Ve bu tavır, Hz.