Dilek Kartal – Taşı Kim Atacak
kısa boylu bir kadınım ben
bundandır boyumdan büyük ne yazsam
ne yapsam; yaşımı kestirmeniz güç
başıma bakarsınız oysa, gülünçtür
belki durup narin nazenin
bir elif miktarı evet evet
ya da kalıp biraz pişmanlık biraz nostalgia
olmasaydı sonumuz böyle
**
çocuklar kalır bölünmelerden geriye
yetim çocuklar; ana dilleri öfke
**
besmeleni çek ve başla!
tumturaklı sözlere ihtiyacın yok buğzetmek için
**
biyoloji soğukkanlı:
insan doğar, büyür, yaşar ve ölür
sosyoloji: arada bir yerde de okula gider
ben: türk olduğunu öğrenir, doğru ve çalışkan
varlığını armağan etmeyi bir de
**
eğitim şart, okullar mühim tam böyle
dört bin isteyen bir dershaneyle
dershane isteyen bir düzen arasında
anneyim diyecektim
kapısı takılmamış sınıflar
sınıflar boyası yapılmamış
yakacak için ödenek var da
“Devlet-i ebed müddet sona eriyor, islam aleminden doğup, yüzyıllarca insanlığı aydınlatan güneş batıyor; milletin, ümmetin hali ne olacak?…Ah bu güneş batmasa…”
Bu anda kulaklarına davudi bir ses çarptı; bir insan değil sanki çiğeri sökülen bir arslan kükrüyor, Gelibolu Yarımadası’nın dağı taşı bu haykırışa dar geliyordu.
-Yetiş ya Muhammed! Kitabın gidiyor!
İslâm'dan evvel Türklerin kabile teşkilatları üstünde çok kuvvetli bir İl Teşkilatı kurmuş oldukları; bazan asırlarca müddet, hatta göçebeleri bile birbirine bağlıyan devletler vücuda getirdikleri biliniyor.
Devlet-i Aliyye güç demektir, iktidar demektir. Yaratanın yeryüzündeki hükmü, icracısıdır. Anadolu insanının temel görevi bu yeryüzü hükümdarlığına hizmettir. Anadolu insanının esası ise Tanrı mayasıdır. Bu maya Hoca Ahmet Yesevî'den gelen kelâmla ifadelenmiştir. Mayalanmış Anadolu insanının genel adı Türk'tür. Ehli-beyt muhabbeti işin özüdür. Bütün bu kök üzerinde büyüyüp dal budak salan ulu çınar Devlet-i Ebed Müddet yani Yüce Devlettir. Bize göre devletin olmadığı yerde din de olmaz, Müslümanlık da.