(...) İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sanatçısı ve öğretim üyesi Ruhi Ayangil’in, 1994’ün Ocak ayında “Yeni Türkiye” mecmuasında yayınladığı “Müzik Devriminin 60. Yılında” başlıklı makalesine bir göz atmakta fayda var… Söz konusu makalede, M. Kemal’in 1 Kasım 1934 yılında TBMM’nin yeni yasama yılını açarken meclis kürsüsünde yaptığı konuşma ve sonuçları değerlendiriliyor. M. Kemal şöyle diyor:
“Arkadaşlar! Güzel sanatların hepsinde ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Ancak bunda en çabuk ve en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikîsidir. (Alkışlar) Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikîde değişikliği alabilmesi ve kavrayabilmesidir. Bugün dinletilmeye yeltenilen musikî yüz ağaracak değerde olmaktan uzaktır. Bunu açıkça bilmeliyiz. (Onay sesleri, alkışlar) Ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak onları bir gün önce [herhâlde “bir ân önce” demek istiyor] genel musikî kurallarına göre işlemek gerektir. Ancak bu yüzeyde [galiba “zeminde, satıhta” anlamında] Türk ulusal musikîsi yükselebilir, evrensel musikîde yerini alabilir. Kültür İşleri Bakanlığının buna değerince öze vermesini [bu kısım anlaşılmıyor!], kamunun da ona yardımcı olmasını dilerim…”
Bu “nutuk”un ardından, Kültür İşleri Bakanlığı’ndan önce, İç İşleri Bakanlığı meseleye el atıyor ve hemen bir gün sonra, Bakanlıktan gelen bir emirle, radyolarda ve umuma açık alanlarda Türk müziği çalınıp söylenmesi yasaklanıyor. Bir infiâl oluyor.
**Musikî çevrelerimiz neye uğradığını bilemiyor. Binlerce müzisyen bir ânda işsiz kalıyor. Toplumun ruhunda tarif edilmez bir gedik açılıyor. Bazıları atanın huzuruna çıkıp bu zulüm durdurulsun diye yalvar yakar oluyor. Neticede 6 Eylül 1936’da (2 yıl sonra) yayın ve icrâ yasağı
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 2, Nisan 1996, Feyyaz Aksakal imzasıyla) TÜRK MÜZİĞİNİN TEMEL MESELELERİ, -Müzik Devrimi Değil, Müzikte Soykırım-