İlginç bir okuma serüveni oldu. Bir solukta okurum diye düşündüm ama Friedrich Nietzsche buna izin vermedi. Adeta bu bir roman değil bu kitabı bir solukta bitiremezsin dedi. Okumam uzun sürdü, anlamakta zorlandığım kısımlar da oldu. Ama bir yandan da altını çizdiğim cümle sayısında rekoru bu kitapta kırdım diyebilirim.
Eserin kapalı, derin ve şiirsel bir dili var. Anlatılanlar Nietzsche tarafından bilmecelerin içine gizlenmiş gibi. Eseri anlamakta zorlandığınızda bakabileceğiniz geniş özeti, bilmecelerin çözümünü buraya bırakıyorum. Puzzları birleştireceğini düşünüyorum.
Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt
Zerdüşt otuz yaşındayken yurdunu terk edip dağlarda yaşamaya başlar. Dağlarda on
yıl yalnız yaşadıktan sonra insanlara bir armağan getirdiğini söyleyerek insanların arasına
tekrar iner.
“Bir denizde yaşar gibi yaşadın yalnızlıkta ve deniz taşıdı seni. Eyvah, şimdi karaya
çıkmak istiyorsun, öyle mi?”
Halkın karşısına çıkarak “Tanrının öldüğünü” söyler onlara “üstinsan” öğretisini anlatır.
İnsan, aşılması gereken bir köprüdür ve amacı üstinsana ulaşmaktır. Ancak halk bu sözleri
anlamaz, onunla alay eder. Zerdüşt de onların arasından ayrılarak kendine öğrenciler aramaya
başlar.
“Olacak iş mi bu? Bu yaşlı ermiş, ormanında henüz duymamış tanrının öldüğünü.”
“Yalvarıyorum kardeşlerim, yeryüzüne sadık kalın ve size doğaüstü umutlardan söz
edenlere inanmayın zehir saçar onlar, farkında olsalar da olmasalar da.”
“Gülüyorlar işte, beni anlamıyorlar. Ben bu kulakların dinleyecekleri ağız değilim.”
“Çoban yok ve bir sürü var! Herkes aynı şeyi ister, herkes aynıdır: başka türlü hisseden
kendi ayağıyla gider tımarhaneye.”
Üç Dönüşüm Üzerine
Zerdüşt gezmeye başlar. Bulduğu küçük topluluklar kendi felsefesini anlatır. Zerdüşt,
üç dönüşüm üzerine konuşur: deve, aslan, bebek. Deve,