Marx, toplumsal gerçeğe ilişkin temel anlayışını, en genel ve dolayısıyla en soyut biçimde, 1859 tarihli Önsöz'de ortaya koymuştur. Onun görüşüne göre, her toplum başlıca iki dizi yapı arasında bölünmüştür: altyapı (temel) ile üstyapı. İlki, iktisadi devinimi kalıba döken yapılar demetidir ve bu yüzdendir ki, siyaset, felsefe, estetik vs. gibi devinim alanlarını kapsayan ikinci yapıya göre daha fazla ağırlığa sahiptir. Marx bu ikinci dizi yapıyı, insanların toplumsal devinimlerini kavramalarını ve bunu -doğru veya yanlış yönde yönlendirmelerini olanaklı kılan ideolojik biçimler olarak açıklıyor. Bu tanıma göre, devlet ‘üstyapı'nın bir parçasıdır ve öyle olduğu içindir ki, tüm üstyapıların altyapı tarafından belirlenmesini düzenleyen genel kurallara uymak zorundadır.
Sık sık ileri sürüldüğünün aksine, sözü edilen bu belirleme mekanizması basit ve tek yönlü olmaktan çok uzaktır. Aşağıda sıralanan birkaç örneğin, bu belirlemenin bürünebileceği biçimlerin büyük çeşitliliğini göstermeye yeteceği umulabilir. Bunun en basit ve en sık sözü edilen biçimi, 'doğrudan ve olumlu' etkidir. Ör: kapitalist üretim tarzının burjuva devrimine yol açması. Ne ki, olabilecek biçimlerden bu yalnızca bir tanesidir. Gerçekten de, bu 'doğrudan' etki 'olumsuz' da olabilir: örneğin, toplumsal egemenliğini koruyabilmek için burjuvazi siyasal üstünlüğünü feda etmek zorunda kalabilir (Bkz. 18 Brümer). Üçüncüsü, bu etki ‘edilgin ve olumlu bir biçim alabilir, yani altyapı üstyapıya belirli yolları açmakla yetinebilir. Ör: kapitalizm krallıkla olduğu kadar cumhuriyetle de uyuşabilir. Dördüncüsü, belirleme ‘edilgin ve olumsuz' olabilir, yani altyapı belli çözümleri üstyapı için olanaksız kılabilir. Ör: toplumsal koşulların henüz olgunlaşmamış olması nedeniyle, 1848 ayaklanmasının bir proletarya devrimi