7/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 18:44
Eğer biyografik romanları seviyorsanız ve Türkiye'nin modernleşme sancılarını bir sanatçının gözünden görmek isterseniz, Ayşe Kulin 'in Füreya 'sı mutlaka okumalısınız. Füreya'nın sanat anlayışı mı yoksa Şakir Paşa ailesinin diğer üyeleri mi daha çok ilgimi çekti bilmiyorum. Kitabı okurken bir taraftan da Şakir Paşa ailesinin renkli hayatlarını araştırdım. Füreya, ”Son Osmanlı soyluları” içinde yer alan Şakir Paşa Ailesinin bir üyesi. Şakir Paşanın kızı Hakkiye hanımın kızı. Bir teyzesi Aliye Berger, diğer teyzesi Fahrelnisa Zeid, dayısı Cevat Şakir Kabaağaçlı; bildiğimiz adıyla Halikarnas Balıkçısı. Osmanlı’nın çöküş döneminde giderek yoksullaşan Şakir Paşa ailesinin fertleri için Fransızca bilmemek, keman-piyano çalmamak kabul edilemez bir şey. Bütün çocuklar Robert Kolej gibi çok iyi okullara gidiyor. İyi bir eğitim ve Osmanlı terbiyesi ile büyüyen Füreya birkaç yıl süren çok mutsuz bir evliliğin ardından Atatürk’ün çok güvendiği bir devlet adamı olan Kılıç Ali ile evleniyor ve uzun yıllar evli kalıyor. Füreya, verem teşhisi ile İsviçre’deki bir hastaneye yatıyor. Tedavi devam ederken ressam olan teyzesinin yönlendirmesi ile kendisini sanatın (seramik) içinde bulur. Önceleri çamur ile başlar. Tedavi için Fransa’ya nakledildiğinde seramik ile haşır neşir olur. Bir sergi açar, artık o ünlü bir seramik sanatçısıdır. Türkiye Cumhuriyetinin ilk bayan seramik sanatçısı olur. Hayatının devam eden günlerinde hem hastalığı ile hem de seramik ile uğraşır. Dünya çapında ödüller, burslar alır. Bu arada Kılıç Ali ile ilişkileri kopma noktasına gelir. Erkek kardeşinin kızı olan Sara’yı gelinlerinin itirazına rağmen evlat edinir. Çocuklara duyduğu özlemi onunla dindirmeye çalışır. İkinci eşi Kılıç Ali’den paylaşacak bir şeyleri kalmadığı için ayrılır. Teyzeleri ve kardeşi maddî ve
1000Kitap
FüreyaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20199,4bin okunma
Puan vermedi
İktidarın Patoloğu: Machiavelli ve Kadim Bilginin Modern Tezahürü Machiavelli’yi okurken, Doğu ve Batı siyaset geleneği arasında sanıldığından çok daha derin bir süreklilik olduğu görülür. İbn Haldun’un Mukaddime’de toplumların refah düzeyi, coğrafya ve iklimle birlikte insan karakterini nasıl biçimlendirdiğini anlatması; Nizamülmülk’ün Siyasetname’de devletin devamı için güç, denge ve itaat ilişkilerini açıkça tarif etmesi; Hasan Sabbah’ın inanç, korku ve mutlak bağlılık üzerinden iktidarın karanlık yüzünü kurması… Tüm bu örnekler aynı hakikate işaret eder: Siyasetin dili değişir, coğrafyası değişir; ama insan değişmez. Machiavelli, Rönesans Avrupa’sında bu kadim bilgiyi seküler, çıplak ve sistematik bir dile döken isimdir. Machiavelli devleti, bir doktorun insan biyolojisini incelediği gibi inceler. İnsan bedeni nasıl belirli işlevlere sahip organlardan oluşuyorsa, devlet de kendi içinde organlara ayrılır. Her organın bir görevi, her görevin bir işleyiş biçimi vardır. Devlet onun için ahlaki bir ideal değil; işleyen, bozulabilen ve müdahale gerektiren canlı bir organizmadır. Bu nedenle Machiavelli bir ahlak vaizi değil, bir iktidar patologudur. Onu “şeytan” yapan da tam olarak budur. Machiavelli siyaseti “olması gereken”den koparıp “olduğu gibi” ele alan ilk modern düşünürlerdendir. Tıpkı bir doktorun hastalığı ahlaken yargılamadan semptomlarını incelemesi gibi, o da iktidarın belirtilerini inceler. Rönesans’ın ampirik ve hümanist bakışını, siyasetin en karanlık alanına uygular. Bu yaklaşımın kaynağı kimliğinde saklıdır. Machiavelli bir filozof ya da soylu değildir; bir devlet memurudur. Teoriyi saraydan değil, bürokrasi masasından üretir. Bürokratları, askerleri, bankerleri, soyluları ve halkı gözlemler; not alır, karşılaştırır, sonuç çıkarır. Bu yönüyle bir
PrensNiccolo Machiavelli · Remzi Kitabevi · 201920,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·394 syf.··
2025 145. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 18:01
Füreya, ”Son Osmanlı soyluları” içinde yer alan Şakir Paşa Ailesinin bir üyesi. Şakir Paşanın kızı Hakkiye hanımın kızı. Bir teyzesi Aliye Berger, diğer teyzesi Fahrelnisa Zeid, dayısı Cevat Şakir Kabaağaçlı; bildiğimiz adıyla Halikarnas Balıkçısı. Osmanlı’nın çöküş döneminde giderek yoksullaşan Şakir Paşa ailesinin fertleri için Fransızca bilmemek, keman-piyano çalmamak kabul edilemez bir şey. Bütün çocuklar Robert Kolej gibi çok iyi okullara gidiyor. Erkekler eğitime ve miras parası yemeye devam etmek için Paris’i mekan tutuyor. İyi bir eğitim ve Osmanlı terbiyesi ile büyüyen Füreya birkaç yıl süren çok mutsuz bir evliliğin ardından Atatürk’ün çok güvendiği bir devlet adamı olan Kılıç Ali ile evleniyor ve uzun yıllar evli kalıyor. O yıllarda neredeyse herkes vereme yakalanıyor. Füreya da verem illeti sebebiyle yıllarca tedavi görüyor ve sonunda İsveç’te bir senatoryumda aylarca kalıyor. Ressam teyzesi Aliye’nin oyalansın diye posta yoluyla İsveç’e gönderdiği seramik hamuru ile tanışınca hayatı değişiyor. O yıllarda Türkiye’de hiç bilinmeyen seramik sanatını öğrenmek ve uygulayabilmek için büyük bir azimle yola koyuluyor. Yıllar içinde Füreya’nın atölyesi dönemin meşhur yazarlarını, şairlerini çeken bir mıknatıs oluyor. Çok güzel sofralar kuran (Atatürk yabancı konuklara sofra kurulacağı zaman ondan yardım istiyor), son derece çekici, özgüveni çok yüksek, her daim şık Füreya’yı görmek, onunla vakit geçirmek için bir sürü insan her gün eve doluşuyor. Bu kalabalık zamanla Kılıç Ali’ye ağır geliyor ve boşanıyorlar. Ondan sonra Füreya geçim sıkıntısı çekse de büyük emekle sanatını her gün geliştiriyor. Uluslararası başarılara imza atıyor. Ayşe Kulin
Edebiyat & Roman
FüreyaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20199,4bin okunma
Devletlerin Yönetilmesinde Liderlik Dengesi ve Diğer Hususlar
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2025 23:21
Dünya tarihi, birçok devlete ve bu devletlere liderlik eden kişilere sahne olmuştur. Liderler birbirini öldürmüş, devletler yıkılmış ve düzen zamanla ya kendini tekrar etmiş ya da farklı biçimlere bürünmüştür. Pek çok tarihçi, devletlerin de insanlar gibi doğduğunu, gelişip büyüdüğünü ve sonunda öldüğünü savunur. Bu süreçte bazı liderlerin isimleri tarihe kalıcı olarak geçerken, bazıları ise yaşadıkları dönemden çok kısa bir süre sonra unutulup gitmiştir. Bu eser, kalıcı olanların neden kalıcı olduğuna dair bazı ipuçları sunmaktadır. Prens adlı kitabımız, 1513 yılında yazılmış olmasına rağmen, hem o dönem hem de sonrasındaki liderler için bir kaynak niteliği taşımaktadır. Kitap, dönemin koşulları gereği devlet yöneticisini “prens” olarak adlandırmaktadır. Prenslerin (yani devlet yöneticilerinin) halka, askerlere ve soylulara (günümüzde zengin kesime) karşı nasıl bir tutum sergilemeleri gerektiği; devlet içinde dengeleri nasıl kurmaları gerektiği gibi konulara yer verilmektedir. Günümüzdeki siyasi koşullar nedeniyle benim en çok dikkatimi çeken bölüm, prensin halkıyla kurduğu ilişkinin önemine dair yapılan vurgular oldu. Halktan uzak duran ve halkın sevgisi yerine nefretini kazanan prenslerin karşı karşıya kalacağı tehlikelerin anlatıldığı kısımlar oldukça ilgi çekiciydi. Bu durum günümüzde de birçok coğrafyada karşımıza çıkıyor. Halklar, kendilerini yöneten kişilere karşı seslerini yükseltiyor. Bunun yanında, prensin askerî güçleri memnun etmesi ve soyluları da göz ardı etmemesi gerektiği vurgulanıyor. Halk, askerî güç ve soylular; prensin iktidarını sürdürebilmesi için denge içinde yönetmesi gereken üç temel unsurdur. Dünya üzerindeki örnekler incelendiğinde, bu üç unsurdan herhangi birinin ihmal edilmesinin, iktidar sahiplerini yerlerinden ettiği açıkça
Siyaset ve Felsefe
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201920,3bin okunma
Büyüyen Hanedan
Puan vermedi
Büyüyen Hanedan            ༄ ༄ ༄ Avrupa, Ural Dağları’nın batısı, Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Asya Kıtası’ndan Cebel-i Tarık Boğazı ile de Afrika’dan ayrılan kuzey ve batısı Atlas Okyanusu, güneyi ise Akdeniz üzerinde üç yarımadadan müteşekkil bir kıtadır. Avrupa siyasî tarihine bakıldığında 15’inci, 16’tıncı yüzyıllara Batı Avrupa ülkeleri krallıklar yanında demokratik meclislerle yönetilmeye başlanmasına karşılık Orta Avrupa ülkeleri bunun biraz daha gerisinden gelerek monarşi hanedanlarla yönetilmeye devam ettiler. Avrupa’nın siyasi tarihinde 9 asır yönetimde olan Habsburg Hanedanı; Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Avusturya İmparatorluğu, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Hırvatistan Krallığı, İspanya Krallığı, Portekiz Krallığı, Bohemya Krallığı gibi Avrupa’da birçok devlete yöneticilik yapmıştır. Üç yarımadadan müteşekkil bir kıta olan Avrupa'nın siyasi ve sosyal hayatında önemli yönetimlerde bulunan Habsburg ailesi, asillerden oluşan hanedanlarla yaptıkları evlilikler ve fetihlerle güçlerine güç katmayı başardılar. Habsburg sülalesinin biyografisini Ortaçağ’dan yirminci yüzyıla kadar uzanan Macaristan tarihi hakkında önemli çalışmalarda bulunan Martyn Rady, hanedanın varlığını ayrıntılı bilgilerle sunmakta. Orta Avrupa Tarihi profesörü olan Martyn Rady; Habsburg şatosu, III. Frederick, V. Charles, II. Philip, Maria Theresa, Franz Ferdinand ile Bosna gibi otuz başlıkla “Habsburglar – Bir Dünya Gücünün Yükselişi ve Çöküşü” kitabını ortaya koymuştur. 10’üncü ile 14’üncü asırlarda Kanzelin’den başlayarak I. Otto'nun oğlu I. Werner ilk “Habsburg Kontu” unvanını aldı. 1339’a gelindiğinde 14’üncü asrın son temsilcisi Kurucu Rudolf'tur. 15’inci yüzyılda I. Maximilian ile başlayan Habsburg hanedan yönetimi 1510-1520 yılları arasında İspanya mülküne
HabsburglarMartyn Rady · Kronik Kitap · 2021117 okunma
CENGİZ HAN TÜRK MÜYDÜ?
10/10
·176 syf.·
2024 7. kitabı
13.y.y. başlarında(1206) Moğolistan’da Cengiz Han birçok kavmi bünyesinde birleştirir, toplanan kurultay’da han seçilir. Cengiz Han Türk müdür Moğollar Türk müdür bu sorulara aslına bakarsanız net bir cevap verilemiyor. Çünkü kültüre sınır çizemezsiniz .Savaş, ticaret , göç gibi sebeplerle kavimler birbirini etkiler benzer yanlar farklı yanlar ortaya çıkar.. Cengiz Han Moğolistan’a hâkim olduğunda o topraklarda yaşayan Nayman kavmi(bugünkü Kazaklar) içinde Adliye Bakanı olarak görev yapan Uygur Türkü Tata Tonga’ yı görevlendirir. Cengiz Han çalan ,öldüren ,yağmalayan bir kültürü temsil eden bir handı .Mühürdarı Tata Tonga’ya dedi ki; kurduğum ülkenin yasalarını oluşturmakla seni görevlendiriyorum ,Türk ve Moğolların devlet idaresi, anane , toplumsal hukuk alanında tüm yasalarını topla bir yasa hazırla.Bunun üzerine Tata Tonga ,o ünlü Büyük yasa ,Cengiz Yasasını hazırlar .Cengiz Han bu yasa kitabına müdahelelerde bulunmuştur. Şimdi gelelim Cengiz Han Türk müdür sorusunu cevaplamaya. Cengiz Han kendisini Türk gibi hissetmiş, Moğolca’nın yanında Türkçe de konuşmuş, Tata Tonga’ya ,kendi oğullarına Türkçe öğretmesini istemiştir.Cengiz Han böyle yapınca diğer Moğol soyluları da çocuklarına Türkçe öğretmeye başlamışlardır. Sonuç olarak diyebiliriz ki; Moğolları yöneten Cengiz Han Türk’tür ve bir kısım Moğollar türkleşmiştir. Moğolistan Seyahatnamesi kitabı ,Sunuş bölümü ile başlayan dokuz(9) bölümden oluşan ,erken Moğol tarihi hakkında birinci kaynak olarak kabul edilmiş, Papa IV. İnnocent’in görevlendirdiği rahip Plano CARPİNİ tarafından kaleme alınmıştır. Moğollar , Doğu Avrupa’dan geçtikleri yerleri yağmalayarak ilerleyince Avrupalılar bu durumdan endişelenir dönemin Papa’sı İnnocent, rahip CARPİNİ’yi bir mektupla beraber Moğolistan ‘a
Ortaçağ Tarihi
Moğolistan SeyahatnamesiJohann De Plano Carpini · Kronik Kitap · 2018237 okunma
Reklam
Reklam