"Çünkü bazı sızılar bir defa başladı mı artık geçmiyor. Bazı yaralar hiç kapanmıyor. Bazı eller bazı saçları okşamayınca, bu minicik, aptal, önemsiz şey yaşanmayınca, bazı hayatlar geri dönüşsüz bir biçimde tarumar oluyor. Belki siz bunu bilmiyorsunuz. Umarım hiç öğrenmezsiniz."
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Dünya çapında bu kadar beğenilmesine şaşmamak gerek. Ölümcül Kimlikler deneme türünde yazılmış adından da anlaşılacağı üzre kimlik meselesini ele alan bir kitap. Yazar konuya fazlasıyla titiz yaklaşmış. Ben kendisiyle tam manasıyla aynı fikirde değilim fakat çok başarılı açıklamış.
Esasen benimsediğimiz kimliklerin bizim bir parçamızdan çok ölümcül silahlarımız olarak kullanılmasından dert yanmış. Artık ise herhangi bir kimliği sahiplenip onun adına savaşmanın işlevsizliğinden. Ben bu noktada fazlasıyla kendisine katılıyorum.
Dünyada sımsıkı sarıldığımız ayrıştırıcı kimliklerimizin yerine muhakkak birleştirici bir şey geçmeli. Fakat küreselleşme bu konuda başarılı olur mu? Ben de yazarın fazlasıyla eleştirdiği endişeli taraftayım. Bir yandan okurken şunu düşündüm hep belki de dünyada şu an yaşanan din,dil,etnisite kaynaklı kimlik çatışmaları; tüm bu savaşlar tüm bu ayrışmalar bir doğum sancısıdır. Birliğin, birbirini anlamanın herkesin aynı ölçüde insan olduğunu kavramanın sancıları...