Çevrende kimse yok, gerçekleri söyleyen Unutma ki bu devran, hep aynı dönmez
Müzik
Sanma kara gün hep aynı Vardır elbet bir aydınlığı Devran döner de durmaz sanma Vardır bir hikmeti zamanın vardır…
Reklam
DENK Gökleri sırtına sarsan da yetmez, Bu dünya bir handır, kavgası bitmez. Azrail gelince "vaktim var" denmez, Yükünle kalırsın, yol biter bir gün. Sanma ki bu devran hep böyle döner, Yanan her meşale vaktiyle söner. Güneş de yorulur, bağrına iner, Kibirden kuleler kül olur bir gün. Kimin mülkü baki, hani o beyler? Suskun bir mezar bak, neleri söyler. Merdin heybesinde sabırdan şeyler, Namert de yükünü boşaltır bir gün. Hayat dediğin ne? Bir nefes borcu, Zalim de, mazlum da aynı yol yolcusu. Dindiğinde kalbin o son korkusu, Toprak her bedeni eşitler bir gün. Ne yaşamayı sor, ne ölümü sor, Közü yüreğe bas, yanmak olsun kar. Cihanın içinde koca bir boşluk var; Ruh o dar kapıdan sıyrılır bir gün. ✍️
Şiir
GÜN OLUR Gün olur, alır başımı giderim, Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra. Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; Çiçekler gürültüyle açar; Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar, Her bir tüylerinde ayrı telaş!... Gün olur, başıma kadar mavi; Gün olur başıma kadar güneş; Gün olur, deli gibi... Orhan Veli Kanık Bazı sabahlar sadece nefes almak yetmez; insan, gökyüzünün sonsuz mavisine ve denizin keskin kokusuna karışmak ister. Orhan Veli’nin bu dizeleri, modern hayatın tüm yüklerini bir kenara bırakıp hayatın o en ham, en telaşlı ve en "deli" haline doğru atılan bir adımdır. Çiçeklerin gürültüyle açtığı o gizli dünyaları keşfetmek için planlara değil, sadece o ilk adımı atacak cesarete ihtiyaç vardır. Çünkü gerçek özgürlük, bir martının kanadındaki telaşta ve başımızı kaldırdığımızda bizi selamlayan o uçsuz buçsuz güneşte saklıdır.... Ve Ahmed Arif diyor ki; Gün ola, devran döne, umut yetişe, Dağlarının, dağlarının ardında, Değil öyle yoksulluklar, hasretler, Bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır, Bir tek zeytin dalı bile yalnız... Sıkıysa yağmasın yağmur, Sıkıysa uyanmasın dağ. Bu yürek, ne güne vurur... Kaçar damarlarından karanlık, Kaçar, bir daha dönemez,
KEMALİSTLER ARAPLARI NEDEN SEVMEZ?
"Kemalistler Arapları neden sevmez?" diye kendinize bir sorun, cevab bulabildiniz mi? "Ee çünkü Müslümanlar!" Hayır. Olmadı. Cevap sadece bu değil. (Ama etkenlerden birisinin bu olduğu kesin.) "Ee çünkü Asyalılar!" Hayır. Olmadı. Cevap yine sadece bu değil. (Ama etkenlerden birisinin bu olduğu da kesin.) Doğru cevap ne peki? Doğru cevap: "Çünkü fakirler!" Yâni en azından bir vakit öylelerdi. Ve Kemalistler fakirlerden kesinlikle hoşlanmazlar. Onların gözü dünyadadır. Dünyayı kazanmadadır. O nedenle dünyevî bir getirisi olmayan sevgileri boşlarlar. Nitekim Kemalistlerin Kürtleri sevmeyişi de aynı sebeptendir. Ancak felek yine oyununu etmiştir. Kader yine hikmet ağlarını örmüştür. O gariban gördükleri Araplar "petrol zengini" oldukları gibi o saf buldukları Kürtler de "işadamı" hüviyetine bürünmüştür. Bundan kelli artık ne birincisine ne ötekisine o kadar düşman bakamazlar. (Nitekim Fenerbahçe Chobani'nin sponsorluğuna "Hayır!" diyebildi mi?) Bu sıralar Kemalistlerin en ciddi kimlik bunalımı bu eşikte yaşanıyor. Tam atalarının kendilerine çizdiği yolda olduğu gibi Arap düşmanlığı edecekler... Amaa... O da ne? Bir bakıyorlar ki: Para Araplarda. Hoppala! Tam atalarının izlerini takip edip Kürtleri yok sayacaklar... Fakaat... Bakıyorlar ki: Oyları sandıkta epey yer tutuyor. Hoppala! Bu defa bir tezatta yuvarlanmaya başlıyorlar. Bazıları "Herçi bâd âbâd!" deyip yeni bir yol tutturuyor gerçi. Evet. Nitekim bu gözler kimleri Suudi Arabistan'da, BAE'de, Katar'da konser verirken görmedi ki? Tarkan'ı, Zeyneb'i, Ebru'su vs... Hey yavrum hey! En son çıkanın yirmi milyon aldığını söylüyorlar hattâ. Ne para be! __O paraya Arapça şarkı söylenmez mi? O paraya Kemalistler komple Arap bile olurlar. Arabistan kütüğüne geçerler. Dağa-taşa "Ne mutlu Arab'ım
Kemalist Türkiye
Kutlu Yürüyüş
Cihan şahit bu millet dört bin yıl uyumadı, Üç kıtada at sırtında her mevsim ayaktaydı. Ecdad tarih yazmadı, tarihe yön verdiler, Kızıl Elma yolunda tavizsiz yürüdüler. Ergenekon dağından birer birer çıktılar, Bentleri aşmak için o dağları yıktılar. Malazgirt’ten bu yana bize vatan bu toprak, İnmedi hiç göklerden o şanlı nazlı bayrak. Bileğimiz bükülmez yüreğimiz hep çelik, Özümüzde mevcuttur asla bitmez yiğitlik. Âlem bilir, namımız yürür bütün çağlarda, Hain izi sürülür hem ova hem dağlarda İlây-ı Kelimetullah idi bizim kutlu davamız, Bu mukaddes uğurda feda ettik varımız. Gök kubbe şahittir ki, hakikat fermanımız, Mazluma sığınak idi, her daim vicdanımız. Yılmayız, yürürüz, sarp olsa da yollarımız, Vatan aşkıyla çarpar, çarpar hep yüreğimiz. Ecdattan emanettir bu asil, bu gür sada, Bak tarih sayfalarına hep yazılı şanımız. Sanmaki bu meşale üflemekle sönecek, Bu devran ilelebet lehimize dönecek. Yine aynı azimle, yine aynı şuurla, Kutlu yürüyüşümüz, çağlar boyu sürecek. nefes-kelam.blogspot.com/2026/02/kutlu-y...
Reklam
Reklam