Kawabata neden böyle?
2/10
·552 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 20:34
Evlilik, aşk, erotizm … Sanki 1950’den sonra ilk kez açık-seçik konuşulabilmiş bu konular… Kawabatanın yarattığı izlenim japonyanın büyük çoğunluğu muhafazakar iktidar tarafından baskılanıyordu ve yıllar sonra bu devran tamamen döndü … Niçin böyle söylüyorum biliyor musunuz? Avuç içi öykülerinin hemen hepsi aynı konular etrafında kısır bir döngüde seyrediyor. Anı defteri bir nevi. Ama ne anılar. Hep aynı. Özgün 1 öykü var kalan hepsi tekrar. Yasunari Kawabata Avuç İçi Öyküler
1000Kitap
Avuç İçi ÖykülerYasunari Kawabata · Can Yayınları · 202416 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 22:10
Aynı kararlılık umut ve cesaretle sözünü söylemeye ediyor: " Değişir bu düzen; döner bu devran; biz bu mücadeleyi mutlaka kazanacağız! Halk kazanacak, hak kazanacak!"
Araştırma-İnceleme
Özgür İstanbul Çelik İradeMustafa Balbay · Halk Kitabevi · 20261 okunma
Reklam
10/10
·138 syf.·
2026 30. kitabı
Selahattin Demirtaş denildiğinde insanların aklına çoğu zaman önce siyasî kimliği geliyor. Kimi onu çok seviyor, kimi ise sert biçimde eleştiriyor. Fakat bugün siyasetten bağımsız olarak, Demirtaş’ın edebiyat tarafına değinmek istiyorum. Daha önce Seher’i okuduğumda hissettiğim o samimi ve insanı içine çeken anlatımı, bu kez Devran kitabında da yeniden hissettim. Açıkçası beni en çok şaşırtan noktalardan biri, Demirtaş’ın edebî yönünün bu kadar güçlü olmasıydı. Çünkü kitap boyunca karşınıza sadece olay anlatan bir yazar değil; insanın iç dünyasını, kırgınlıklarını, özlemlerini ve hayata tutunma biçimlerini iyi gözlemleyen bir anlatıcı çıkıyor. Devran, farklı öykülerden oluşsa da aslında ortak bir duyguda birleşiyor: insan hikâyeleri. Kitapta toplumun farklı kesimlerinden insanların acıları, sevinçleri, çaresizlikleri, umutları ve gündelik hayatın içindeki kırılma anları oldukça sade ama etkili bir dille aktarılıyor. Bazı öykülerde tebessüm ederken, bazı sayfalarda durup düşünüyorsunuz; bazı bölümlerde ise anlatılanların ağırlığı insanın içine oturuyor. Kitabın en güçlü yanlarından biri bana göre dili oldu. Abartılı ya da zorlayıcı bir anlatım yerine, daha doğal ve akıcı bir üslup tercih edilmiş. Bu da öykülerin samimiyetini artırıyor. Özellikle karakterlerin duygularını aktarırken kullanılan sade dil, anlatılan olayların daha gerçek ve vurucu hissettirmesini sağlıyor. Benim için Devran, yalnızca öykülerden oluşan bir kitap değil; aynı zamanda Türkiye’nin farklı hayatlarına, farklı insanların yaşadığı ortak duygulara kısa bir yolculuk gibiydi. Siyasî görüşünüz ne olursa olsun, edebiyat tarafına açık bir okur olarak yaklaşıldığında kitapta hissedilen insanî yönün okuyucuya geçtiğini düşünüyorum.
DevranSelahattin Demirtaş · İletişim Yayınları · 20199,9bin okunma
Dervran'ın Gölgesinde
Puan vermedi·138 syf.··
2026 3. kitabı
Babamla aramızda yıllardır süren tartışmalar, bir nehir gibi akıp duruyor. Kimi zaman taşkın kimi zaman kurak. ... O, meseleleri ırkların sert taşlarına yaslıyor; ben ise insanın kırılgan kalbine. Onun gözünde sınırlar dikenli teller, benim gözümde ise masumiyet kanatları. Aramızda nahoş olaylar yaşandı ardından bana bir kitabı aldı. Selahattin Demirtaş'ın Devran romanı. Kitap aramızda bir köprü görevi gördü. Kitabını bıraktığı iz, sayfaların bıraktığı umut yan yana durdu. Sınırın sert çizgisi ile kitabın yumuşak sesi birbirine karıştı. Devran'daki öyküler, birer ayna görevi gördü. Acıyı gösteriyor ama aynı zamanda insanın direncini ve adalet arayışına da. Babamın bana bu kitabı vermesi belki de sessiz bir özürdü "biz farklıyız ama aynı hikayenin içindeyiz" demekti. Bugün düşündüğümde meseleler devasa: sınırlar, kimlikler, savaşlar...
Hayata Dair
DevranSelahattin Demirtaş · İletişim Yayınları · 20199,9bin okunma
8/10
·464 syf.··
2026 66. kitabı
Yarası Saklı #okudumbitti Bu kitap, romantik-aksiyon etiketinin arkasına saklanmıyor; adalet duygusunu ve “görev” kavramını gerçekten omurgaya koyuyor. Leyal’i okurken içimden sürekli “işte böyle bir kadın karakter!” dedim. Savcı kimliğini vitrine koyup sonra unutulan bir kahraman değil; tehdit varken de, yalnız kalmışken de, üstüne “geri çekil” baskısı binerken de duruşunu bozmayacak kadar kararlı. Üstelik bu kararlılık kuru bir sertlik değil; kırılgan taraflarıyla, içine gömdüğü yaralarıyla, kendini yıllarca “eksik” hissettiren aile dinamikleriyle birlikte geliyor. O yüzden Leyal hem güçlü hem de çok insan. Devran Kerem Bozkurt tarafında ise en sevdiğim şey, askeri kimliğin sulandırılmamasıydı. “Sert erkek karakter” klişesine yaslanıp kolay romantizme kaçmıyor; disiplin, sınır, sorumluluk… Bunlar gerçekten karakterin parçası. Duygu meselesi açılınca bir anda bambaşka birine dönüşmemesi, tam tersine duygularını yönetmeye çalışması, okuru daha çok inandırıyor. Ve evet… o mecburi yakınlık (sahte nişanlılık) dinamiği burada bayağı iyi çalışıyor. Çünkü olay sadece “aynı evde iki kişi” değil; iki ayrı dünyanın aynı hedef için aynı çizgide durmayı öğrenmesi. Kurgunun temposu da çok yerinde ilerliyor. Aksiyon kısmı “bitmeyen çatışma sahneleri” gibi değil; daha gerçekçi bir gerilim duygusu var: takip edilme hissi, tehdit gölgesi, bir hata yaparsan bedeli ağır olur atmosferi. Romantizm ise “göz göze geldik âşık olduk” kolaycılığına düşmeden, çatışa çatışa, birbirinin sınırlarını tanıyarak büyüyor. Kitabın en tatlı yanı da bu bence: Duygular yükselirken bile hikâyenin derdi kaybolmuyor. Yan karakterlerin kattığı enerji ayrıca çok iyi. O tim dinamiği, aralarındaki şakalaşmalar ve “biz birlikte ayakta kalırız” hissi, Leyal’in yıllardır aradığı aidiyeti yavaş yavaş bulmasına
Yarası SaklıBaşak Kızıltan · Parola Yayınları · 202556 okunma
10/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
𝗞𝗶𝗹𝗶𝘁𝗹𝗶 𝗢𝗱𝗮𝗹𝗮𝗿ı𝗻 𝗘𝘀𝗿𝗮𝗿ı Dedektif Dergi Yazarlarından Türk Polisiyesinin İlk Kilitli Oda Öyküleri Antolojisi Herkese Merhabalar... Bugün sizlere harika bir polisiye öykü kitabı ile geldim. Sevdiğim bir çok kalem de bir arada Değmeyin keyfime modunda okudum. Hem de bir çok öykü okumuş oldum. Kitabımızın içerisinde birbirinden değerli 12 yazarımızın kaleme aldığı öyküler yer alıyor. Bu kitap bana fazlasıyla da iyi geldi. Tabi tema o isimden de belli hemen ona da değinmek lazım kapılar, pencereler kilitli ve olaylar aydınlatılmayı bekliyor. Eee hepsinin de bir kılıfı elbette ki var ne demişler 'Minareyi çalan kılıfını hazırlar. ' Keşke hepsinden bahsedebilsem ama ne yazık ki kısaca seçtiğim 3 öyküden bahsedeceğim. Ama hepsi harikaydı söylemeden geçemeyeceğim. İmkânsız (yeşim kaçmaz Yıllardır polislik yapmış son beş yıldır dedektif olan Devran Devridaim ülkenin en ünlü mücevher şirketleri sahibi Kemal ve Selma kardeşler tarafından yeni yıl partisine davet edilir. Bu parti bir kasabada babadan kalma bir evde olacaktır kalabalık beklerken davetin sadece dört kişi ile sınırlı olduğunu görür. O akşam kutlamadan sonra odalarına çekilen ev halkı ses ile ayağa kalkar. Ve Kemal bey intihar etmiştir. Ama bu olayda öyle sıradan bir izlenim yoktur. Tabi ki çözecek olan da Devran olacaktır. Hem de ne çözmek! Vay be diyeceksiniz. Pencere (Ali Genç Gazeteci ve Polis bir araya gelirse. Belkıs aile dostları Darendelioğlu ailesini ziyarete gider.
Kilitli Odaların EsrarıKolektif · Herdem Kitap · 202524 okunma
Reklam
Reklam