7/10
·264 syf.··
2026 56. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 10:35
Merhaba arkadaşlar. Şimdiden iyi bayramlar, hayırlı cumalar, çalışanlara başarılar, diğer klalanlara da iyi tatiller dilerim. Jules Verne’e ait sonunda çok fazla bilinmeyen, okunmayan ve reklam olmamış bir kitap okumanın gururuyla yeni bir incelemeye başlıyoruz. Yine bir yolculuk öyküsü olduğundan, yolu ve yolculuğu sever misiniz diye sorarak da başlamak istiyorum. Benim cevabım, yola kiminle çıktığım özelinde değişkenlik gösteren bir cevap olacak tabi. Chancellor (Şansölye) ise maceramıza konu olan geminin adı. Liverpool’a yolculuk yapıyor. Tabi ki yolcular ne yaşayacaklarından habersiz (bizler bekliyoruz bir şeyler olacak diye) ve ilk olarak da bir yangın ile karşılaşıyoruz. Yangın kısmı başlangıç için oldukça önemli çünkü yangın çıktığı andan itibaren gemiyi hatırlamak için Felaket Gemisi tanımı da yapmak mümkün. Kazallon adındaki (bu isimler bir bana mı garip geliyor bilmiyorum cidden) adamın bu 4 aylık macerayı kaleme alıp bize anlatması da güzel bir detay. Gerçek hayatta ise Meduse isimli bir gemi 200 yıldan biraz daha fazla zaman önce bir kaza geçiriyor ve bu kitabın ilham kaynağı oluyor. Kitaptaki tartışmaların temel konusu ise bu yolculuğun nasıl ilerlediği ve neler yaşandığından çok ahlak, bağlılık, sadakat gibi kavramlara yönelik incelemeler ve bunların birbirleriyle olan çatışmalarından ibaret. İyilik sonunda kazanacak mı yoksa yine kötülük egemen mi olacak düşüncesi her alanda kitaba hakim diyebiliriz. Özellikle gemiyi terk etmek zorunda kalmaları ve hayat mücadelesi vermeleri kısmı çok güzel işlenmiş. Yani hepimiz sonuç olarak özellikle ‘Ahlak’ temalı konulardan bahsediyoruz ama bu ahlak tam olarak nasıl tanımlanıyor bunu yapamıyoruz. Çünkü işin temeline kendimizi koyup net bir değerlendirme yapamıyoruz. Haksızlık bize yapılıyorsa bunu ahlaksızca
ChancellorJules Verne · Alfa Yayınları · 202066 okunma
9/10
·152 syf.··
2026 10. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 22:41
Okuduğum en sürükleyici ve en etkileyici kitaplardan biri oldu. Hayvanların hikayesi gibi görünse de aslında tamamen bizi anlatıyor. Orwell’ın dili o kadar yalın ve sürükleyici ki, kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Hiç 'soğukluk' duymadan, merakla ve büyük bir hayranlıkla okudum. 10 üzerinden 10! Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum, bu devri daim olan klasiği sakın kaçırmayın
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,2bin okunma
Reklam
10/10
·520 syf.··
2026 36. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 21:41
merhaba arkadaşlar! bugün sizlere Osman Balcıgil’in Cumhuriyet Gibi Bir Kadın: Nahit Hanım kitabından bahsedeceğim. yazardan okuduğum 7. kitap bu kitap benim için sadece bir biyografi olmadı. resmen bir dönemin içine girip yaşamış gibi hissettim. Cumhuriyet’in ilk yılları, o heyecan, o idealler… ve tüm bunların ortasında dimdik duran bir kadın: Nahit Hanım. Nahit Hanım öyle sıradan bir karakter değil. İstanbul’dan Ankara’ya öğretmen olarak gidişi, en yakın arkadaşı Nermin Hanım ile birlikte Cumhuriyet’in kuruluş sürecine dahil oluşu… bunların hepsi aslında onun ne kadar idealist ve güçlü bir kadın olduğunu baştan hissettiriyor. Ankara’da tanıştığı Halil Bey ile evlenir Nahit Hanım; çok güzel, edebiyat dolu ve aslında mutlu bir evliliği vardır. evliliği daha düzenli bir hayatı temsil ederken, Nahit’in ruhu hiçbir zaman o kalıplara tam olarak sığmıyor gibi. ve tam bu noktada Orhan Veli ile tanışması… bu öyle klasik bir aşk değil. daha çok zihinsel bir çekim, tutku ve bir türlü tamamlanamayan bir bağ gibi. iki güçlü ruhun birbirine yaklaşması ama bir yandan da tam olarak tutunamaması… ve sonra o acı gerçek… Orhan Veli’nin bir belediye çukuruna düşüp kafa travması geçirmesi ve ardından gelen ölümü… cebinden çıkan o son şiir… Orhan Veli’nin ölümünden sonra Nahit’in eşinden boşanması, bir devri kapatması gibi geldi bana. Nahit Hanım kimseye ait olmayan bir kadın. seviliyor, aşık olunuyor ama o hep kendi yolunda yürümeye devam ediyor. Osman Balcıgil’e böyle güzel bir eseri bizlerle buluşturduğu için teşekkür ederim, kalemi daim olsun. hem güçlü bir kadının hikâyesini okumak hem de Cumhuriyet’in ilk yıllarına yolculuk etmek isterseniz kesinlikle şans vermelisiniz. sevgiler, Buse. Osman Balcıgil Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit Hanım
Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit HanımOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 2025827 okunma
Katre-i Matem
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 23:52
Kitap hakkında, lalenin güzelliğinin etkisinde bu satırları yazıyorum. Laleyi ve devrini bir cinayetle harmanlayarak ve tarihin içinde gezinirken iki ucu birbirinden çok uzak mekanlarını da aynı anda anlatmayı başarmış yazar. Zaten hep bahsedildiği üzere Osmanlı lale devrini ve o dönemde halkın ve sarayın yaşantısını tüm çarpıcılığıyla anlatıyor. Beni en çok etkileyen yönlerinden biri İstanbul'u anlatmasıydı. Şu satırların etkisinden çıkamamıştım. "Bu şehrin doyumsuz bir güzelliği vardı. Hele Boğaziçi... İki denizin ve iki kıtanın birleştiği yer... Ne büyülü bir güzellik... " Zaten hayran olduğumuz İstanbul'a o zamanda yaşasaydım da hayran olacakmışım, emin oldum bu satırlarla. Bir başka güzel yönü ise, kitaptaki derkenar bölümleri idi. Leyla ile mecnundan, aşktan, Ferhat ile Şirinden bahseden kısa ama güzel bölümler okumaya kesinlikle değerdi. Çok etkileyici olan bir tanesinde şöyle bir cümle geçiyordu; " Oysa bir âşık, sevgilinin ay mı, güneş mi olduğunu bilmese de, aklının bir oyunu mu, hayalinin bir çılgınlığı mı olduğunu kestiremese de, gözlerine her daim onun görüntüsü girdiği müddetçe âşık değil midir?" Öte yandan lale için söyledikleri ile zihnimizdeki çiçek de yeni bir zemine oturuyordu sanki. Nitekim şu sözler, "Ayrıca nasılki lale İslam'ın remzi olmuşsa yani, Türkler de İslam'ı temsil eden bir kimliğe bürünmüştür. Türk denince İslam, İslam denince Türk'ün akla gelmesi işte bundandır yani." hep söylenilen ama tam idrak edemediğim lalenin Türk ve İslam dünyasındaki yerini bana daha da hissettirmişti. Kitapta çok değerli çizimlerin de olması bizi biraz daha o döneme yaklaştırıyor, kitabın içine çekiyordu sanki. Kitabın bsşladığı hikayeye yani cinayete gelecek olursak sadece bir cinayet değil bir devir tekrar açığa çıkmıştı akıllarımızda. Kitabın sonuna
1000Kitap
Katre-i Matemİskender Pala · Kapı Yayınları · 202525,5bin okunma
Before Adam
Puan vermedi·160 syf.··
2025 57. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 15:32
Rüyada ataların çağında gündüz de insanların varlıklarıyla karışmış bir zihin için gerçek nedir? Şu delilik olgusunu bir yana bırakıp ciddi ciddi düşünelim, rüyada bir yerden düşme hissi (bir ben deneyimlemedim sanırım!) nasıl açıklanabilir? Verilen yanıt kitaptaki varsayım hakkındaki düşüncelerinizi size okumadan önden sunacak. Kitap rüyadaki deneyime şu şekilde yer veriyor (sayfa 10): "Hocanın anlattığına göre bu, ırksal hatıralarımızdan biridir. Ağaçlarda yaşayan uzak atalarımıza kadar uzanan bir geçmişi vardır. Ağaçları mekan tutan atalarımız açısın­dan, düşme olasılığı her daim var olan bir tehlikeydi. Hepsi feci düşme deneyimleri yaşamış, son anda bir dala tutunup kendilerini kurtarmışlardı; birçoğu hayatını bu şekilde kaybetmişti." Hatıra burada kişisel olmakla beraber kalıtsal bir özellik daha kazanıyor, edebiyat kanonlarındaki yapısalcılara uyan tanımıyla ki araya Proust kurabiyesi de katılabilirdi, gerçi o zaman Kayıp Zamanın İzinde'ye daha vardı. Okurken hatırlattığı uyarıyı dikkate almak gerek yoksa baştan savma olacak atalarının düşünme kapasitesine(?) göre rüya görüldüğü sanılacak ancak o kendi zihniyle rüyasındaki benliği içine alıyor ve alıntı bunu doğruluyor: "Modern insan olan benim, rüyalarım aracılığıyla Kocadiş'in (rüyadaki ana karakterin) gözle­rinden bakarak gördüklerimin anlatımıdır bunlar." (...) "Asırların ardından dö­nüp geriye bakarak öteki benliğim Kocadiş'in duygularını ve güdülerini ölçüp biçen, analiz eden kişi, modern insan olan benim. Kocadiş, kendi duygu ve güdülerini ölçüp biçmeye ve analiz etmeye kafa yormazdı. O basitliğin kendisiydi. Sadece olayları yaşar, o olayları neden o şekilde, neden genellikle düzensiz ve değişken biçimde yaşadığı üzerine hiç düşün­mezdi. Oysa ben, asıl benliğim, büyüdükçe rüyalarımın özüne
İnsan ve Hayat
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2025 87. kitabı
BELKİ YAZ ERKEN GELİR YEKTA KOPAN 168 SAYFA Belki en güzel yılın olur bu. Yaraların kabuk bağlamaz, hayat izin vermez buna. Ama korkma. Onları nasıl saracağını daha iyi öğrenirsin belki. Bir öykü kitabı okudum sevgili Yekta Kopan kaleminden ve yine çok çok sevdim. Daha önce okuduğum "Aile Çay Bahçesi" romanıyla kalemini tanımış ve neden bu kadar geç tanıştık diye üzülmüştüm açıkçası. Aslında pek çoğumuz tanıyor bu değerli ismi ama daha çok sesiyle hayatımızda. Buz Devri'nin sevimli Sid karakterinden Alvin ve Sincapların Alvin'ine, Arabaların Şimşek McQueen'ninden Ayı Bobo'ya hayat katan bir isim. Yıldız Savaşları, Esaretin Bedeli, Geleceğe Dönüş gibi pek çoğumuzun severek izlediği bir çok filminde baş karakteri olarak yer aldı hayatımızda. Sesiyle olduğu kadar kalemiyle de öyle güzel etkiler bırakıyor ki lütfen tanışın henüz okumadıysanız bu değerli ismi. Dediğim gibi öyküleriyle eşlik etti bana sayın Kopan. Yalın bir dilin yanında biraz masalsı bir hava hissettiriyor size anlatılanlar. Hüzün, bekleyiş, yüzleşme, geçmişin ağırlığı gibi bizden hayatlar, bizden duygular yaşatıyor her bir öykü. Nergis İki Yol Köftecisi Okunmayanların Şarkısı Kabak Dolması Kaplanın Fısıltısı sevdiğim öyküler oldu ama tüm bunlardan öte beni alıp götüren bir öykü var ki... Bir kaç satırlık, tek sayfaya sığdırılmış o öykü; ️Geçmiş Zaman.️ Yakan, kavuran, ahhh dedirtip, o anı içimde hissettirip, zamanı unutturan bir öykü. Boris Vian'dan Mezarlarına Tüküreceğim; Jorse Luis Borges'den Alef; Pavese'nin Ağustosta Tatil, Yalnız Kadınlar Arasında kitaplarının yanında Savaş ve Barış, Don Kişot, Binbir Gece Masalları bahsi geçen kitaplar. Birde Fakir Bayburt, Fazıl Say, Levent Gönenç, Sylvia Plath, Truman Capote gibi değerli isimler selam veriyor satırlarda size. Ankara'lı olan sayın Kopan
Belki Yaz Erken GelirYekta Kopan · Can Yayınları · 2024823 okunma
Reklam
Reklam