Puan vermedi·352 syf.··
2026 170. kitabı
Halid Ziya Uşaklıgil’in o ağdalı, görkemli ve döneminin ruhunu iliklerine kadar hissettiren o devasa kalemiyle; Servet-i Fünun döneminin o melankolik, içe dönük atmosferinde, hayalleri ile hayatın acımasız gerçekleri arasında sıkışıp un ufak olan Ahmet Cemil’in o trajik hikayesini derin bir hüzünle okudum. Yazar; edebiyat dünyasında büyük bir devrim yapma arzusuyla yanıp tutuşan, o her şeye umutla, mavi bir gökyüzü altından bakan genç bir şairin, Babıali’nin o entrikalı, acımasız çarkları ve hayatın peş peşe indirdiği darbelerle nasıl simsiyah bir geceye, mutlak bir hayal kırıklığına sürüklendiğini muazzam bir psikolojik ve sosyolojik derinlikle işlemiş. Ahmet Cemil’in şahsında o dönemin aydın kuşağının marazi ruh halini, yalnızlığını, uçurumun kenarındaki naifliğini ve aşkı da içine alan o büyük trajediyi İstanbul’un o yağmurlu, dumanlı dekorunda öyle güçlü anlatmış ki Türk edebiyatında Batılı anlamdaki ilk modern romanın neden bu eser olduğunu her sayfada yeniden anladım. O masmavi umutların yerini alan simsiyah bir hüsranın, hayal ve hakikat çatışmasının o en görkemli, en sarsıcı ve zamansız başyapıtıydı.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Yakamoz Yayınları · 201634,8bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 5. kitabı
başımıza ne geldiyse yaşamak istediğimiz için geldi gülfem, keşke şu renkleri söküp çıkarsalar da dünyadan, ama yapmıyorlar, mevsimlere söz geçmez ve ne demişler, gayet ortak suçumuz sayılabilir hayatta kalmak. Deniz'i sadece darağacından tanıyoruz belki de, Aygün Hanım yazmasa, hele böyle de iyi yazmasa nasıl öğrenirdik bilmem. ama yine de özgürlüğü düşünmeden edemiyorum, kalıp direnmekse özgürlük pekala kaçıp gitmek de olabilir, Aygün Hanım'a yaramamış ya, neyse. ama yine de, özgürlük daha iyi bir dünyayı hayal edebilme gücüdür belki de sadece. Hem böyle sevemeseydi Deniz, değişim aşkı içindeki aşktan beslenmeseydi bir darağacı nasıl ölümün ötesine geçebilirdi ki. Haddime değil, ama gurur duydum Aygün'le. yine de, bu kadarına değer miydi özgürlük. zaman bir çember, daha iyiye giden her şey boğazına doğru yol alıyor, tarih elbet tekrar tekrar, Deniz'lerden önce ve sonra gelip boğazımıza yapışacak ısrarla. Ve bakmayın öyle devrimlerin romantize edildiğine, devrim içinizdeki sevgiyi kopyalıyor yalnızca. kalsanız da, kaçıp gitseniz de bir yaz gecesi sahili gibi dürüst kalın dostlar. Tüm yaşamınızın bir şeylere değip değmeyeceğini düşünmeyin, fikirleriniz yapmasa da sevginiz bir şeyleri kurtarmaya yakın, zaten Aygün Hanım'ın bana fısıldadıkları üzre, ikisi pekala birbirinin aynısı olabilir. Bir bal peteğini seviyorsanız, eh, siz de yaşamı kurtarmak istiyorsunuz. Yine de,sırlarınız hiç ipte asılı kalmasın derim
Sırlarım İpte Asılı Kaldı BalımAygün Kevrina · Kor Kitap · 2025131 okunma
Reklam
10/10
·257 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 21:04
Eğer bir devrim yapmak, isyan çıkarmak istiyorsanız aşık olun. Aşk devrimlerin en yaratıcı olanıdır. Eğer yaşadığınızı kanıtlamak istiyorsanız kendinize bir aşk hikayesi yazmalısınız. Sonu genelde mutsuz biter ki kalıcı olsun, unutulmaz olsun. Mutlu biten aşk hikayeleri bence bitmiş sayılmıyor. Kavuşmak aşkın en büyük sınavı çünkü. ​Kitapta aşkı o kadar güzel anlatıyor ki... Ali şu ana kadar okuduğum en 'kafa' karakter olabilir. Uzun süredir okurken ağladığım bir kitap olmamıştı. Kitabı seveceğime çok emindim çünkü kitabı açtığımda karşılaştığım ilk tarih doğum günümdü. İster istemez farklı bir yakınlık kurarak okumaya başladım kitabı. Ben aşk okumayı çok seviyorum. Hele böyle aşkları... İlk görüşte aşk olur mu, buna hâlâ emin değilim ama ilk görüşte o insanla bir hikayenizin olduğunu anlayabilirsiniz. ​Kırlangıçların denizcilere evlerini bulmalarında nasıl yardımcı olduğunu biliyor muydunuz? Bu bence karşılıksız bir aşk gibi. Denizcilerin umudu, kırlangıçların umurunda bile değil aslında. Bazen sadece seversiniz, yolunuzu bulmak için o gökyüzüne muhtaçsınızdır ama gökyüzü bunu bilmez. Hayat umutlar ve hayaller üstüne kurulu. Çok büyük hayal kırıklığına uğrarsanız demek ki çok büyük hayaller kurmuşsunuz. Hayal kırıklığına uğradığımızda bir daha hiç hayal kuramayacağız sanıyoruz. Ama her sabah yeni bir hayal oluyor. Farkında değiliz. ​Kitabı okurken hep Göğe Bakalım şiirini düşündüm. Hep onun dizeleri yankılandı zihnimde. Sayfaları çevirirken sanki Turgut Uyar arkadan fısıldıyor gibiydi. Uzun lafın kısası ben çok sevdim. ​Göğe Bakma Durağı ​İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gitgide azalan hacimden Kafamı kaldırıp kaldırıp bu kaçıncı aramaktan Seni
1000Kitap
Kırlangıç DönümüSinan Sülün · İletişim Yayıncılık · 2015413 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 323. kitabı
Aşk, iki kişilik komünizmdir Srecko Horvat Aşkın Radikalliği aşk ve devrim arasındaki derin bağlantıyı inceleyen, felsefi ve politik bir incelemedir Aşk ve Devrim İlişkisi: Horvat, gerçek aşkla yaratılan radikal dönüşümün, devrimci bir arzuyla aynı kaynaktan doğduğunu savunur. Tarih boyunca ortaya çıkan "aşk ya da devrim" ikileminin, ancak "aşk ve devrim" formülüyle çözülebileceğini öne sürer. Ekim Devrimi'nden İran Devrimi'ne, 1968 olaylarından günümüz meydan işgallerine (Gezi Parkı, Tahrir) kadar, devrimlerin her zaman kişisel, özel ve mahrem alanı (aşkı) düzenlemeyi amaçladığını gösterir. Kitap, Tinder gibi uygulamalar üzerinden internet çağında aşkın ve tanışmanın nasıl dönüştüğünü, "şeffaflık" çağında aşk sorusunun nasıl kaybolduğunu irdeler.Radikal Dönüşüm: Aşkın, dünyayı yeniden icat etmek için gereken yıkıcı ve dönüştürücü gücünü, İbn-i Arabi'den Che Guevara'ya, Lenin'den Rimbaud'ya kadar uzanan geniş bir yelpazede analiz eder. Ezcümle , Aşkın Radikalliği aşkın sadece kişisel bir duygu değil, toplumsal düzeni değiştirme potansiyeline sahip radikal bir eylem olduğunu savunur. Aşkın Radikalliği
Araştırma-İnceleme-Siyaset-Politika
Aşkın RadikalliğiSrecko Horvat · Edebi Şeyler Yayınları · 202015 okunma
Çünkü, “Bazen erken ölüyor insanlar umutlarından.”
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:48
Spoiler olacak. Yukarıdaki şarkı sözü, çok sevdiğim bir şarkı olan Ateş ve Barut’a ait. No.1’in bir parçası ve benim karakterimi şekillendiren 3 rapçiden birisi. Yani demem o ki bu şarkıyı bu kitaba atfettiysem kitapla sandığımdan daha fazla bağ kurmuşumdur. Bu kitap her şeyiyle -hatta bu seri- benim kafamda bu şarkıyla bağdaştı. Sevdiğiniz bir tür olmayabilir belki ama sözlerine bakarsanız neden öyle dediğimi anlayacağınızı düşünüyorum. En azından bazı cümlelerde aklınıza Beau gelir. Belki de gelmez ama bu şarkıyı her dinleyişimde benim aklıma Hainin Mührü’nu getirip böyle bir kitap vardı ve bana ellerim titrerken inceleme yazdırmıştı dedirtecek. Bu kitap umudumu yitirdiğimi düşündüğüm bir dönemde bana ufacık bir umudun bazen direnişler başlatıp zaferler alıp başka insanlara umut olabileceğini gösterdi. Çok sevdiğim bir kitap var, #k:272469. Kitapta ana erkek karakter Reid’in, ana kız karaktere kitap verdiği bir sahne var. Verdiği kitapta ana karakterler kitabın sonunda ölüyor. Kız da “kitap mutsuz bitiyorsa, ölümle bitiyorsa okumayacağım” diyor. Reid de “Ölümle bitmiyor, umutla bitiyor,” diyor. Bu kitap ölümle bitmedi. Umutla da bitmedi. Ama ölüm ve umutla ilerledi. Bazı ölümler acıtsa da umut olur. Direniş olur. Zafer olur. Devrim olur. Yeniden başlangıç olur. Fazla romantik konuşuyor olabilirim. Haksız da olabilirim. Gerçek hayatta ölümler acıtır çünkü. Fakat bazen bazı hikayelerde bazı kahramanlar kendilerini feda eder ve o hikayenin umudu olurlar. Diğer karakterlerin umudu. Bu seride onlarca umut vardı. Boğar vardı, Pim vardı, Öfke vardı ve en çok acıtan olarak Beau vardı. No.1’in de dediği gibi: bazen erken ölüyor insanlar umutlarından. Ama yine No.1’in de dediği gibi: bizi yolu sokmalarına ve değiştirmelerine izin veremeyiz. O ölen umutlarla kendi
1000Kitap
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202661 okunma
7/10
·448 syf.··
2026 13. kitabı
•Tutsak, benim yazarla tanışma kitabım oldu. Yazarın kalemi gerçekten çok akıcı ve içten. Abartılı, süslü bir anlatımdan ziyade duyguların ön planda olduğu bir dili var ve bu da hikayeyi çok daha samimi ve gerçek hissettiriyor. Yarım kalan hayallere, sesi duyulmayan kadınlara yapılan o anlamlı ithaf kitabı benim gözümde daha da özel bir yere koydu. •Hikaye ise sıcacık bir mahallede geçiyor. Devrim ve Aysima’nın hikayesi, aslında çok tanıdık ama bir o kadar da etkileyici. Birbirlerini severek büyüyen ama bunu söylemeye cesaret edemeyen iki insanın hikayesi… O “kaybetme korkusu” o kadar güzel işlenmiş ki, onları okurken bazen sinirlendim, bazen de “hadi artık söyleyin” diye içimden geçirdim. •Yan karakterler de kesinlikle hikayeyi taşıyan unsurlardan. Yasemin, Giray, Çetin, Ali ve Nur… Sadece bir aşk hikayesi değil aslında, aynı zamanda güçlü bir dostluk hikayesi de okuyoruz. •Aysima’nın hayalleri için verdiği mücadele, karşısına çıkan engeller ve buna rağmen vazgeçmeyişi gerçekten çok güzeldi. Devrim’in her zaman bir şekilde onun yanında olması, onu koruması ve desteklemesi de ayrı bir detaydı. Ama işte bazı sırlar var ki… her şeyi değiştirebiliyor. Özellikle Aysima’nın aldığı bir karar ve bunu Devrim’den saklaması, hikayenin kırılma noktalarından biri oldu. Okurken o anlarda gerçekten “keşke saklamasaydın” dediğim çok yer oldu. •Burak karakteriyle birlikte hikaye biraz daha farklı bir boyut kazandı ve olaylar yavaş yavaş karmaşıklaşmaya başladı. Her şey yoluna giriyor derken yeni gelişmeler oldu ve bu da kitabı sürekli merak içinde okuttu. •Ve final… Kitap öyle bir yerde bitti ki, resmen yarım kalmış gibi hissettim. Devamı gelmeli ve hemen gelmeli dedirten bir sondu. Hem aşkı hem dostluğu hem de hayallerin peşinden gitme mücadelesini bir arada okumak isteyenler
Tutsak: Bir Kibrit ÇöpüÖzlem Tatlı · Parola Yayınları · 202613 okunma
Reklam
Reklam