Distopya, ütopyadan her zaman daha gerçekçi ve olası gelmiştir bana.
Tüm dünyayı etkileyen bir delilik salgını içerisinde, tam olarak kendini koruman bile mümkün değil.
Hani derler ya ruh hastalıkları hastanesinde yatanlar, kendini akıllı diye tabir edenlerin çıldırttılaridir diye. Öyle bir tat verdi kitap bana. Aslında hangi taraf hasta? Kitabın bir yerinden sonra işte bunu sorgulamaya başlıyorsunuz.
Sıcak KafaAfşin Kum · April Yayıncılık · 20161,880 okunma
Harry Potter serisi birçok insan gibi çocukluğum, ergenliğim... Tiyatro oyununu duyunca hayal kırıklığına uğramıştım. Tiyotro metinlerinin, romanlara göre; duygu yansıtamadığını yeterince ayrıntı veremediğini bilen bir insanım. Kitabı yeni alıp okyabildim. Hiç kimse işte o yaa.. diyebileceğim şekilde çıkmadı romanda. Ne Ron Ron'du ne de diğerleri... Üstelik tiyatro oyununda, başka oyuncularla tad alınabildiğini de sanmıyorum. Yine de elime alırken bile heyecanlandım kitabı, bitmesin diye çok uğraştım :) Dumbledore aşkına seri bitmesin... Harry Potter, benim çocukluğum, kurtarıcım, ergenliğim..
Alper Canıgüz, yarattığı felsefik, hazır cevap, olgun bir çocuğun hayatını anlatmış bu kitapta. Karşınızdaki karakter hem çocuk gibi hem de kırklı yaşlarda biri gibi. Sanırım kitabı çekici hale getiren de bu özellik oluyor.
Bir "Erken Kaybedenler" olamamışsa da netice Emrah'ımSerbes... Erken Kaybedenler'den farkı bu sefer, tek bir insanın farklı zaman ve mekanlardaki hikayelerini anlatmış.