Kitabın konusu: Endura'nın batmasıyla Kuzey Merika Yüksek Bıçağı olan Goddard, tırpanlar için yeni dünya düzenini getirmiş ve kuralları kendi lehine olacak şekilde düzenlemeye çalışmıştır.
Neden olduğunu bilmiyorum ama ilk iki kitaba kıyasla bu kitap bir türlü akmadı. Anastasiya ve Rowan'dan sonra Greyson'a alışmıştım ama hala inatla kitaba birilerinin eklenmesinden mi sıkıldım, heyecanlı olmaması mı beni etkiledi, bilmiyorum ancak ilk iki kitaba kıyasla benim için ortalama kaldı diyebilirim. Yine de Goddard hariç tüm karakterleri seviyorum, Rand'ı bile. Eğer kitabı beklentisiz okursanız belki benden daha çok sevebilirsiniz. +14 bir kitap diyebilirim.
Spoiler olabilecek yorumuma gelirsek iterasyonun ne olduğunu anlayana kadar feleğim şaştı diyebilirim. Bunun dışında bazı sayfalarda bir rahibin tefsiriyle diğerinin analizini okuyorduk, onların sebebini hala anlamadım. Fırtına Bulutu'na üzüldüm. Astrid'e daha çok üzüldüm. Normalde bu kitap sondu diye biliyordum, Devşirmeler çıkmadan önce öyleydi ama cidden son bu olsaydı bu sondan hiç de tatmin olmazdım. Goddard ve Rand'a ne oldu? 117 yıl boyunca o gemide neler yaşandı? Asıl ana karakterlerden biri Rowan olmasına rağmen onu neden bu kadar az okuduk? Koca bir kitap boyunca tutsaklığı dışında bir şey görmedik. Bir ara yazarın kayıp adayı da unuttuğunu sanmıştım ama unutmamış. Tamam her şey yavaş olması gerekiyordu, onu anladım ama şimdi ilk kitaptan çıtayı bu kadar yükseltmişken ben daha farklı şeyler bekledim şahsen. Çan'ın çıkmasını, Tonistlerin sırf Fırtına Bulutu'yla konuşabiliyor diye onu peygamber ilan etmesini beklememiştim. Greyson'ı severim yanlış anlaşılmasın ama bir şeyler bozuktu bu kitapta.
Kısacası en baştada da dediğim gibi ilk kitaplarına nazaran daha az beklentiyle okursanız sevebileceğinizi düşünüyorum
Çok gereksiz bir kitap olmuş. İçindeki iki bölüm dışında gerisi boş boş hikayeler. Biri sirüsler burası önceki kitaptan gelen kısımın devamı. Birde kara bir perde açılıyor burası önce kitabın devamı diye biliriz. Gerisi gereksiz tırpanlarla karşı gelen işi yaptıran nahoş kişiler felan filan yani.
Hiç bakmadan aldım tırpan Tırpan Goddard ya başkan olarak kalcak yada Tırpan Goddard ve ekibi devşirilecek gibi birşey olur diye bekliyordum.
Boşa zaman kaybı
DevşirmelerNeal Shusterman · Juno Kitap · 202616 okunma
Neal Shusterman bu kitapta artık hikâyeyi sadece karakterler üzerinden değil, tüm dünyanın kaderi üzerinden anlatmaya başlıyor. Ölümsüzlüğün sıradanlaştığı bu dünyada: hastalık yok, yaşlanma kontrol altında, ölüm sadece tırpanların elinde. Peki, bu sistem gerçekten kusursuz mu, yoksa sadece kusursuz mu görünüyor?
Tırpanlık kurumu içten içe yozlaşıyor, güç dengeleri değişiyor, eski etik anlayış ile yeni nesil tırpanlar çatışmaya devam ediyor. Bu kitapta odak nokta; gücü kim yönetmeli? sorusu. İnsanlar mı? Yoksa kusursuz olduğu düşünülen bir sistem mi? İnsanlık ile onları yöneten “üst akıl” arasındaki ilişki derinleşiyor. İşin Bulut tarafı, İnsanlık&sistem dengesi, güç, kontrol ve ölümün anlamını farklı bir perspektiften genişletiyor.
İlk iki kitaptan farklı olarak duygusal ve felsefi katmanlar bu kitapta zirvede. Yani daha az aksiyon odaklı, daha çok düşünsel gerilimi var. Adaletin bireysel mi, yoksa sistemsel mi olması gerektiği ya da ölümsüzlüğün nimet sayıldığı bir evrende, sınırları olmayan insan doğasının neye dönüşebileceği gibi konular hakkında bolca düşündürüyor.
Tanıdığımız karakterler kendi yollarında ilerlerken, çok daha büyük bir oyunun parçası haline geliyorlar. Artık mesele; sadece hayatta kalmak değil, sadece doğruyu yapmakta değil, insanlığın geleceğini belirlemek. Bu noktada karakterlerle oluşan sevgi bağı ya katlanıyor ya da sınanıyor. Orası tamamen sizin hangi tarafı daha çok sahiplendiğinize bağlı.
Tempo yönüyle Çan, daha geniş bir zaman ve mekân hissi veriyor ve yine birden fazla bakış açısıyla ilerliyor. Ayrıca bir distopyadan çok, insanlığın sınırları üzerine felsefi bir hesaplaşma keyfi sunuyor.
Çan, Tırpan serisinin resmi ve kesin final kitabı. Rowan, Citra ve dünyanın kaderi burada tamamlanıyor. Peki dördüncü kitap gibi görünen Devşirmeler
Tırpan serisinin ek kitabı. Hem serideki tanıdığımız karakterlerin geçmişini aydınlatması hem de yeni ve akılda kalıcı karakter tanıtması açısından müthiş bir kitap olmuş. Zaten mükemmel olan Tırpan evrenini genişletmiş, derinlik kazandırmış.
DevşirmelerNeal Shusterman · Juno Kitap · 202616 okunma
Kitap, gelecekteki bir dünyada geçiyor. İnsanlık artık ölümü, hastalığı, açlığı ve savaşı yenmiş durumda. İleri teknoloji ve güçlü bir yapay zekâ sayesinde insanlar neredeyse sonsuza kadar yaşayabilmekte. Ancak bu “ölümsüzlük”, kontrolsüz nüfus artışına da beraberinde getiriyor.
Bu nedenle oluşturulan özel bir sınıf var: Tırpanlar — nüfus dengesini sağlamak için insanların hayatını sonlandırmakla görevlendirilmiş bireyler. Kitabın ana karakterleri Citra ve Rowan, bir Tırpan’ın çırakları olarak seçilirler ve bu yeni dünyada, yaşam ve ölümün anlamı ile ağır bir etik sorumlulukla yüzleşirler.
Özlem’in laf arasında Tırpan’ı merak ediyorum demesiyle başlayan maceramız, ertesi gün serinin elimize geçmesiyle son buldu. Şimdi iyi ki diyorum. Sebebi;
Öncelikle fikir çok güçlü. “Ölüm ortadan kalkarsa ne olur?” sorusunu sistemli bir şekilde ele alıyor. Dünya kurgusu yüzeysel değil; siyaset, etik ve güç dengesi çok iyi düşünülmüş. Ahlaki tartışma seviyesini yükseltecek olaylarla şekillenen keyifli bir kurgu. Tırpanların farklı “ölüm felsefeleri” olması çok ilginç. Kimisi merhametli, kimisi gösterişçi, kimisi yozlaşmış, kimisi muhafazakar. Bu karakter çeşitliliği psikolojik olarak da doyurucu. Ayrıca tempolu ama boş değil. Her ne kadar YA etiketi taşısa ve genç yetişkin olarak sınıflandırılsa da basitleştirilmiş hissettirmiyor. Özellikle ikinci yarı merak ivmesiyle birlikte nabzınızı da yükseltiyor. En önemlisi de devamlılığı olmasına rağmen, finali havada bırakmıyor. Açıklanamaz durumlar ya da “mistik” bir yapı yok. Sistem mantıklı temellendiriliyor. Somut çözümleme sevenlerin beklentilerine uygun. Kısacası; kitap “ölüm” temasını korku gibi değil, etik ve sistematik bir gerilim olarak işliyor. Haliyle devamı için de merak uyandırıyor. Saydığım öğelerin haricinde öncelikli amaç
TırpanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024978 okunma
Yugoslavya'nın Tolstoy'u olarak da anılan İvo Andriç'in 1961 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandığı en ünlü romanı.
Roman Drina nehirinin kıyısında bulunan Vişegrad şehiri ve bu nehir üzerine 1566 yılında başlayıp 1571 yılında bitirilen yapımı o çağa göre çok zor olan Drina Köprüsü, onun yapımı ve efsaneleri ile başlayıp 300-350 yıl sonraki olaylara doğru akıyor.
Ben romandan çok ona fon oluşturan Drina köprüsünden bahsetmek isterim.
Köprü Romanın geçtiği Vişegrad kasabasına yakın olan Sokoloviç köyünde doğan ve o çağlarda Osmanlıların savaştıkları yerlerden kan vergisi olarak bölgeden toplayıp İstanbul'a götürdüğü ve eğittiği ( Devşirmeler ) zeki çocuklardan olan uzun yıllar sadrazamlık yapan Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılır ( Andriç Romanda projeyi yapanı nedense Mimar Rade olarak belirtmiş ama gerçekte köprü Mimar Sinan'ın eseridir ) ve bu köprü çok stratejik olup doğu ile batıyı birbirine bağlar ve bu sayede uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu bu bölgelerde ticarete hakim olur. Dolayısı ile de Sokullu'nun doğduğu bölgeye büyük refah getirip geliştirir.
İvo Andriç'in hemen hemen tüm yazdıklarını okumuşumdur. ( Yazar daha çok hikaye yazmış olup toplam da iki roman yazmıştır ) Yazarın her okuduğum eseri gibi bu romanınıda çok severek okudum. Yalnız şunu söylemek isterim Drina Köprüsü kısa ama çok boyutlu bir roman.
Okumanızı tavsiye ederim. Sadece tarihi roman severlerin değil okumayı seven herkesin seveceğine inanıyorum....