"Aynadaki kadın benim zıttım," demişti, "ben ne kadar ev haliysem o, o kadar sokak. Ben sokulan isem, o başını alıp giden. Ben gündüzüm o gece... çapkın, güçlü, özgür."
"Güvenmenin, sevgiye boyun eğmenin, tutkuya kayıtsız şartsız teslim olmanın ve bütün bunları karşılığında hiçbir şey beklemeden, mutluluğu bile düşlemeden, sadece aşk adında yapabilmenin sevincini keşfetmek, bir kez daha, yeniden keşfetmek istiyordum. İşte böylesine bir kendini verişi bir tek biz kadınlar başarabiliriz.
Bir yenilgi gibi değerlendirilse de aslında bu hüzünlü bir zaferdir."
"Yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını, yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı. Başın döndü mü öbür yana döndür başını. Başkasının güçsüzlüğüyle iyileşir umutsuz keder. Gözlerine yeni bir zehir bul ki yok etsin ötekinin zehrini."
Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi meselâ;
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak...
"Herkesin uyuduğu bir evde uyanık olmak, uyuyamayan için bir sorundur. Hareket alanı kısıtlanır, ses çıkarmamak için hassasiyet göstermek gerekir. Kimsenin hiçbir şey düşünmediği yerde ise düşünüyor olmak aynı etkiyi yaratıyor."