MS 1400 gibi geç bir tarihte bile çiftçilerin çoğu hayvanları ve bitkileriyle birlikte sadece 11 milyon kilometrelik bir alanda, yani gezegen yüzeyinin yüzde 2’ sine sıkışmış vaziyette yaşıyordu. Bunu dışında kalan her yer çok soğuk, çok sıcak, çok kuru, çok nemli veya başka bir şekilde tarıma elverşsizdi. Tüm tarih bu küçücük yüzde 2’ lik alanda olup bitti.
“Bazı adamlar,” dedi Selene bakışlarını Rand’ ın elinden almadan, “büyüklüğün peşinden koşmayı seçerken, diğerleri buna mecbur olur. Mecbur olmaktansa seçmek her zaman daha iyidir. Mecbur olan bir adam, asla kendisinin efendisi olmaz. Onu mecbur edenlerin iplerinde dans etmek zorunda kalır.”
Tarihin en kesin yasalarından biri de şudur: Lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. İnsanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. Onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler.
Atalarımızın doğayla uyum içinde yaşadığını iddia eden doğaseverlere inanmayın. Sanayi Devrimi’ nden çok önce, Homo Sapiens en çok bitki ve hayvan çeşidini ortadan kaldıran tür olma rekorunu elinde tutuyordu. Biyoloji tarihindeki en ölümcül tür olmak gibi şaibeli bir özelliğimiz var.