Oğuz Atay candır:)
9/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Ben büyük bir Atay hayranıyım. Türk edebiyatında onun gibi sıra dışı yazar bulmak zor. Başarılı yazarımız çok fazla ama Oğuz Atay benim için bambaşka bir yere sahip. İlk okuduğum eseri olan tutunamayanlar da yazarın dünyasıyla ilk defa karşılaşmıştım ve o zamanda kendimde esere inceleme yazacak cesareti bulamıyordum (ya kötü bir inceleme yazarsam, eseri hak ettiği gibi övemezsem) diye. Hâlâ da yazmadım. İkinci okuduğum eseri ise; Oyunlarla Yaşayanlar olmuştu, onu da çok beğenmekle birlikte inceleme yazmamıştım. Ama bu defa korkuyu beklerken öykü kitabıyla şeytanın bacağını kırmaya niyetliyim:) Atay'ın eserlerindeki başkaralterler genellikle ondan birşeyler taşıyorlar, onun düşünce dünyasının yansıtıyorlar. Tutunamayanlar romanındaki Turgut'un mühendis olması (Atay'da mühendisti) oyunlarla yaşayanların baş karakteri çoşku'nun yaşadığı aydın bunalımı, korkuyu beklerkendeki her öykü'nün baş karakterlerinin de ortak sorunu olan; yalnızlık, toplum tarafından anlaşılmama ve topluma olan kızgınlık. Bunlar Atay ile karakterlerinin ortak bazı özellikleri. Ama onun düşünce dünyasını yansıtıyorlar derken tam olarak anlatmak istediğim şey bu değildi. Örneğin; "beni anlamıyorlardı. Zarar yok, zaten beni daha kimler anlamadı! " Ya da, " düşünmek mi? Durmadan düşünmekten başka ne yapıyordum ki? O kadar çok düşündüm ki, o kadar çok şeyi bir arada düşündüm ki... "Bunlar korkuyu beklerken öyküsünden, bana göre Oğuz Atay'ın kendi düşünceleri, serzenişi. Oradaki isimsiz baş karakterin değil. Ayrıca kitaptaki birçok öyküsünde baş karakterlerin ismi yok, bunun sebebi onların aslında kendisi olması bence. Tamamen olmasa bile büyük ölçüde Oğuz Atay'ın ta kendisi o tutunamayan, yalnız, insanlara küskün ve öfkeli karakterler. Eğer hala aksini iddia ediyorsanız kendimce fark ettiğim bir iki
Alıntı
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
6/10
·232 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 10:48
Kitabı okurken dijital bağımlılığın sadece bende olmadığını anladım, bu bana huzurlu hissettirdi. Kitap bana sosyal ağların kontrolden çıkıp insanlık adına ne denli tehlikeli olduğunu öğretti. Bu kitabı okurken hayattaki en büyük nimetlerden biri olan odaklanmanın değerini anladım. Artık odağımı korumak ve dikkatimi dağıtan her şeyden uzak kalmaya karar verdim. Her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır. Ayrıca Kitapta kendimizle baş başa kalmanın önemini anladım. Malum, teknoloji çağında kendi düşüncelerimizle 5 dakika bile baş başa kalamıyoruz. Hal böyle olunca hiçbir düşünce üretemiyoruz, zihnimiz yaşadıklarımızı bile işleyemiyor. Kısaca koyun sürüsü gibi oluyor toplum. Kitapta beni en çok etkileyen kısmı olduğu gibi yazıyorun : Kolaylığın yarattığı mutluluk geçicidir ve bir şeyleri kaçırma üzüntüsü hızla hafifler, ama zamanına ve dikkatinize el koyan bir şeyin kontrolüne sahip olmakla gelen o anlamlı ışıltı kalıcıdır.” Burda benim hayat felsefeimi anlatıyor aslında : Kendine hakim olmak. Çünkü insan ordan oraya savrulursa zevkler bile çöplüğe dönüşür. Kendine hakim olmanın kendi kendinin efendisi olmanın verdiği haz bütün herşeyden ötedir. Dinlenemiyoruz! Beynimiz sürekli saçma sapan uyarıcılar ile gereksiz yere meşgul ediliyor. Beyin sağlıklı işler yerine gereksiz durumlara harcadığı efor nedeniye sürekli yorgun. Burda çok önemli bir ayrıntı var: Beyin çalışarak yorulmaz, öğrenerek ve çalışarak dinlenir aslında. Beyni asıl yoran şey bu gereksiz dikkat dağıtıcı unsurlar, yani boş uğultu. Düşüncelerimiz arasında sürekli gidip gelmek beyinde bağ kurar ve bu insanı diri tutar. Yazmak düşünceyi netleştirir. Sosyal medya insanı hem bağ kurmuş hem yalnız hem mutlu hem hüzünlü hissettirir. Asla bir doyuma ulaştırmaz. İnsanlar, uzun vadede daha zararlı olsada
Dijital MinimalizmCal Newport · Diyojen Yayıncılık · 20251,649 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kuantum Sen
8/10
·428 syf.··
2025 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 04:24
Fiziksel şeyler somut madde değildir. Atom %99.999…. enerji ve 0.00000…1 maddedir. Yani atom maddesel anlamda bir hiçtir. Atomaltı seviyede enerji, sizin farkındalıklı dikkatinize cevap verir ve maddeye dönüşür. Atomaltı parçacıklar aynı anda sonsuz farklı yerde var olabilir. Zihniniz, kuantum alanda sonsuz olasılık yaratabilir. Kimlik, alışkanlıktır. Aynı şeyleri düşünüp hissederseniz, beyin ve beden aynı döngüyü tekrarlar. Düşünceler, beynin dilidir. Duygular da bedenin dilidir. Duygular ve düşünceler uyumlandığında ortaya çıkan yeni olma hali, davranışlarınızı değiştirir. Davranışlar da hayatın gidişini. Kuantum alanı ne istediğinize değil, kim olduğunuza karşılık verir. Şimdide kalmak güçtür. Zihin ya geçmişe takılır ya da geleceği kurcalar. Dönüşüm için zihin şimdiye geri getirilmelidir. Minnet evresinde olduğunuzda, kuantum alana bir olayın hali hazırda gerçekleştiğine dair sinyal gönderirsiniz. Minnettarlık, olmuş gibi hissettirir. Sonuçların nasıl olacağını zorla kontrol etmekten vazgeçmek gerekir. Analiz etmeyin, nasıl olacağını çözmeye çalışmayın. O gelecek olay sizi bulmak zorundadır, çünkü siz onu kendi enerjinizle zaten yarattınız.
1000Kitap
Kendiniz Olma Alışkanlığını KırmakJoe Dispenza · Butik Yayınları · 20151,516 okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 09:30
Okurluk yolculuğumuzun dönüm noktalarını oluşturan devrim niteliğinde hareketler vardır. Yüzyıllık Yalnızlık’ı okumak da kesinlikle bunlardan biri. Kitabın son sayfasını çevirdim, kapatıp kenara koydum ve şu satırları düştüm sayfama; “Bu sabah Yüzyıllık Yalnızlık'ı bitirmenin azizligi var üzerinde. Şüphesiz ki bu, kişisel okurluk tarihimde bir kaçışın göz alıcı bir sonu; ışıl ışıl, yepyeni bir yolun başlangıcı.” Marquez’le yolum ilk kez iki sene önce Kırmızı Pazartesi ile kesişti. Kitabın insanı evinde hissettiren bir dil ve anlatımı vardı. Kendi ülkemle benzer kültürel dinamiklere rastladığımdan olsa gerek yazarın yarattığı atmosferi çok sevmiştim. Lafın kısası, daha ilk buluşmada yıldızım barışmıştı Marquez’le. İlişkimiz öyle güçlenerek ilerlemedi elbette. Aramıza zaman zaman giren şeyin büyülü gerçekçilik denen -ziyadesiyle çetrefilli bulduğum ve yazınsal yolculuğumda “okurluk seviyesi” diye bir olgu uydurmama neden olan- bir edebiyat akımı olduğunu çok sonradan öğrenecektim. Bir yazarın kalesine en gösterişli kapısından paldır küldür girilmeyeceğini Dostoyevski sayesinde öğrenmiştim. Bu sebeple -Marquezle ilişkimin seyrini de göz önünde tutarak-Yüzyıllık Yalnızlık’ı hep kenarda bekletmiştim. Ve dahası -tıpkı Karamazov Kardeşler’de yaşadığım gibi- beni yerle yeksan edecek bir serüvene adım atmaktansa; o yolculuğa hiç çıkmamayı, akıl almaz güzelliklerden mahrum kalma pahasına bile olsa o kalenin kapısından hiç adım atmamayı bile tercih edebilirdim. Bu sebeplerle uzunca bir süre bakıştık Yüzyıllık Yalnızlık ile, ya da onu görmezden geldim demek belki daha doğru olur. Bu kaçış kitap kulübümde Yüzyıllık Yalnızlık’ın listemize eklenmesine kadar sürdü. Ama içten içe bir bahane bulup kaçışıma devam etmeye kararlı gibiydim. Çok övgü alan kitaplardan beklentim yüksek olur.
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
İniş; Nekyia; Katabasis
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2025 03:08
Jean-Baptiste Clamence, belli bir olay örgüsü sunmak veya anlatılanlar arasında mantıksal bağlantı kurmak gibi kaygılardan özgür, akışta aklına gelenleri sıraladığı, diyalog efektli monolog biçiminde anlatımıyla bize hayatından kesitler sunuyor. Başlarda kitabı elinize her aldığınızda en az bir kez bu ne diyor ya dedirtiyor. İlerledikçe kendinizi bu roller coastera hazır hissettiğinizde okumayı tercih ediyorsunuz. Kimi zaman manasız gelen bir akış bir bakıyorsunuz çok incelikli mesajlar barındıran bir cümleyle devam ediyor. Bu yüzden her okunduğunda o anki dikkatinize, yaşamsal tecrübenize bağlı olarak farklı bir anlam yakalayabileceğiniz bir metin olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar kitabın anlatım biçimi okuru zorlasa da karakterin içinde yaşadığı durumu okura geçirebilmek için akıllıca düşünülmüş yerinde bir hamle olduğunu düşünüyorum. Buradan karaktere geçersek... Clamence ile empati kuramadığımı, kendime yakın bir yan bulamadığımı söyleyebilirim ancak böyle olmam saygı duymayacağım anlamına gelmez ki farklı olan insanları hep orijinal ve ilginç bulmuşumdur ve fakat Clamence’a saygı da duyamadım açıkçası zira en başından sonuna kadar kendini inkar etmek ve olduğundan farklı göstermeye çalışmak gibi bir derdi var. Kendisinin ne kadar … biri olduğunu ortaya koyduğu her an can simidi kibiri onu su üstünde tutuyor. İnsanlara selam verişinin, bir köre yardım edişinin altında bile bir samimiyet, içtenlik yok. Kendiyle yüzleşmemek için psikolojik olarak ‘’unutmak’’ gibi zihinsel bir sansür bile geliştirmiş diyebilirim. Ne büyük uğraş ama jdjdjsjs Akrebin dönüp kendini sokması gibi bir şey düşünün işte sadece çevresindekileri değil kendisini de manipüle ediyor adam ve bir gün tüm kaçışlarının işe yaramadığı, sergilediği duyarsızlığın üzerinden kolaylıkla akıp gitmediği
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma
"İyi şeyler unutulmaz, seni unutmayacağım"
7/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 00:06
Dedi ünlü yazar R. ama zaten hatırlamadığı bir kişiyi nasıl unutabilecekti ki? Öncelikle incelememde spoiler bulunmaktadır dikkatinize!! Kitapta çocuksu bir beğenme ve hayranlıktan başlayarak bunun bir hoşlantı, aşk, ona ait olma ve saplantı süreçlerini okuyoruz. Bu olay örgüsünde kadının çocuğunun acısını yaşamak yerine onu asla tanımayan adama kendini tanıtmak için yazdığı 20-25 sayfalık mektubu yazar. Evet çocuğu için çabalamış ve bir şekilde çocuğuna babası gibi üst tabaka hayatı tattırmış. Ancak eline geçen her fırsattı da adını ya da hiçbir adresini vermediği o adamın onu tanır umuduyla geri itmiştir. Zweig'ın kendi okuduğum kadarıyla diğer romanlarında da olduğu gibi erkek karakterimiz üst tabaka beyfendiliği ve karanlık bir yüzü var. Bu motifi görmek benim de çok hoşuma gidiyor. Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,5bin okunma