10/10
·314 syf.··
2020 98. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2020 00:00
Frantz Fanon Karayiplerde Antillerde doğmuş bir psikiyatrist. Siyasi düşünür olarak da görülüyor. Sonradan Cezayir'e gidiyor. Kendisi aslında melez biri. Fakat ikinci dünya savaşında Fransızların Karayiplilere yaptıklarını görünce bundan etkilenmiş baya. Cezayir'in kurtuluş mücadelesini desteklemiş. Genel olarak Afrika birliğine inanıyormuş. Hatta Pan Afrika görüşüne sahipmiş. Sol görüşlü de aynı zamanda. Sadece Cezayir ile alakalı değil tüm sömürgeciliğe de karşıt. Bize biraz bu konular eski gibi geliyor ama daha 60'lı yıllara kadar Amerika'da zencilere uygulanan ayrımcılık, 50'lerde hala sömürge bölgeleri olması, hatta 70'lerde Avrupa'da hala faşist diktatörler olması bir gerçek. Bunlar bir insan ömrü içinde olan tarihler hala. Yani o kadar uzak tarihler değil. Fanon sömürgeciliğe karşı şiddetle karşı konmasını öneriyor. Mücadelenin içindeki zorluklara değiniyor. Ayrıca sol görüşlü olduğundan, bağımsızlığa kavuşmuş yerlerde sömürgecilerin yerini yeni yerli burjuvalar aldı diyor. Kitabın sonunda bu mücadelede yaşayanların psikiyatrik vakalarını da vermiş. Ki Cezayir de dahil sömürgelerde katliam ve işkenceler vardı. Yazar kitap yayınlandıktan hemen sonra hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmiş. Okuyun.
Yeryüzünün LanetlileriFrantz Fanon · Versus Kitap · 20201,254 okunma
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:55
"Papalagi" (veya orijinal adıyla Der Papalagi), Alman yazar Erich Scheurmann tarafından 1920 yılında yayımlanmış oldukça sıra dışı ve düşündürücü bir kitap. Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti. Kapitalizmin yaşatıldığı sekuler toplumu daha yakından tanımak için, modernliğin medeniyet diye pazarlandığı sistemi görmek istediğimizde tüm açıklığı gerçekliği ile "Papalagi" karşımızda. Kitap ismi ile iddialı ve dikkat çekici olduğu kadar, kısa olmasına rağmen yine de anlamlı, bakış açısı sunması, düşündürücü olmasıyla beni kendine çekti ve okurken içimden tebrikler sunduğum bir kitap oldu adeta. Özellikle Afrika Dramını okuyup bu konuda bir ders aldıktan sonra, kapitalizm ve demokrasi gibi, "Kur'an'ın da ifadesiyle; yaldızlı sözler" ile insanların nasıl kandırıldığını, insanların peşinden koştukları dünya ve içindeki nimetlerin aslında aracı iken nasıl yegane amaca dönüştüğünü anlatan ve yeniden anladığım çok güzel bir kitap. İnsanoğlu tabiatı gereği unutan, dalan, günaha meyilli bir varlık olması nedeniyle kendine hakikati anlatacak, yaşamının içindeki yaratılanların amacını hatırlatacak türden kitaplar okumaya muhtaç. Özellikle de mana ile maddenin yer değiştirdiği, anlam kargaşası yaşandığı, duyguların renginin kaybolduğu bir çağda, bir zaman diliminde Batıyı ve batının bize sunduğu ya da dikte ettiği kültürü, bugün özenilen o Avrupai yaşamın aslında arka planını çok güzel anlatan bir kitap ve her insanın okumasını istediğim, dili hafif bir kitap oldu benim için. Papalagi yani beyaz adam, sömürünün
1000Kitap
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Reklam
Makyevelizm 2.0 - Bir CV
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
01- Machiavelli için güç, yarım bırakılacak bir iş değildir. Eğer bir güç mücadelesine giriyorsan, hamleni rakibini tamamen saf dışı bırakacak şekilde yapmalısın. 02- İnsanları ya tamamen kazanacaksın ya da tamamen yok edeceksin. Ortada bırakılan, sadece yaralanan düşman intikam ateşiyle geri döner. 03- Birine zarar vereceksen, bu öyle bir darbe olmalı ki karşı tarafın geri dönüp intikam alacak ne gücü ne de mecali kalmalı. Küçük zararlar kin doğurur, büyük zararlar ise felç eder. 04- Güçlü lider, insanlara yardım ederken aslında onları kendine bağlar. İyilikle borçlandırarak, insanların sana muhtaç kalmasını sağlarsın. Bu, sadakati garantilemenin pragmatik bir yoludur. 05- Başkasının gölgesinde büyüyen lider, o gölgenin sahibine gebe kalır. Minnet altına girmek, egemenliği devretmektir. Galibiyet sadece ve sadece kendi gücünle kazanıldığında gerçektir. 06- Sorunları henüz ortaya çıkmadan, emareleri belirdiği an öngörmelisin. 07- Özgürlüğüne düşkün, kendi yasalarıyla yaşamaya alışmış bir topluluğu kontrol etmek zordur. Onları yönetmek istiyorsan, aralarındaki eski bağları ve ittifakları çözmeli, parçalayarak yönetmelisin. 08- Çok hızlı ve temelsiz büyüyen yapılar, aynı hızla çöker. Güç, kök salarak ve sindirilerek inşa edilmelidir; aksi takdirde ilk fırtınada yıkılır. 09- Yeni bir sistem inşa etmek istiyorsan, eski dünyanın alışkanlıklarıyla büyümüş yetişkinlerle vakit kaybetmeyeceksin; yönünü değişime açık, şekillendirilebilir gençlere çevireceksin. 10- Bir lider, tarihteki en güçlü figürleri model almalı ve oku atarken menzilinin ötesini, yani en yükseği hedeflemelidir. Hedefi yüksek tutmak, ıskalasan bile seni ileriye taşır. 11- Seni kahraman yapacak şey, yendiğin düşmanın büyüklüğüdür. Eğer ortada bir tehdit yoksa, o tehdidi (düşmanı) kontrollü bir
Siyaset
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Denetlenmeyen güç diktatörlüğe dönüşür.
Puan vermedi·152 syf.··
2026 11. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 14:46
Bir şeylerin ters gittiğinin farkında olsalar bile sessiz kalan, sorgulamayan ve itaat eden toplumlar da en az başa geçen o acımasız diktatörler kadar suçludur ve eleştirilmeye layıktır.
1000Kitap
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,6bin okunma
Görünmeyeni göstermek için yazılan bir Masal
9/10
·208 syf.··
2026 17. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 17:28
Fazıl İskender Tavşanlar ve Boa Yılanları Kitabı #kitapdünyam okuma maratonu sayesinde okudum. Kitabı okurken yazarın hayatına dair öğrendiğim detaylar beni en az kitap kadar etkiledi. O yüzden biraz yazar hakkında bilgi vermek istiyorum. Gökyüzünde Bir Yazar, Fazıl İskender Kimdir? Fazıl İskender sadece masa başında oturan bir yazar değil; aynı zamanda ifade özgürlüğünü savunan, siyasete girmekten çekinmeyen (1989-1992 yıllarında Abhazya Özerk Cumhuriyeti'nde milletvekilliği yapmış) cesur bir aydın.Yazar, bir diğer ünlü romanı olan ve yayınlanma serüveni oldukça sancılı geçen Çegemli Sandro ile 1989'da SSCB Devlet Ödülü'nü, ulusal edebiyata katkılarından dolayı da 1994 ve 2014 yıllarında Rusya Federasyonu Devlet Ödülü'nü almış. Belki de yazarla ilgili en romantik ve büyüleyici detay şu: 1983 yılında Kırım Astrofizik Gözlemevi'nde keşfedilen 5615 numaralı göktaşına, onun onuruna "İskender" adı verilmiş! 1960 yılında evlendiği şair Antonina Mihaylovna Hlebnikova ile evliliklerinin 50. yılını (yarım asrını!), 2011 yılında birlikte çıkardıkları Kar ve Üzüm adlı ortak şiir kitabıyla kutlamışlar. 2016 yılında dünyaya veda eden yazar, arkasında hem gökyüzünde dönen bir taş hem de ölümsüz eserler bırakmış. Kitaba yönelecek olur isek; "Kusursuz" Düzendeki O Büyük Aksaklık demek kitap için doğru bir tanım olur. Kitabın (ve aslında İskender’in edebi duruşunun) omurgasını oluşturan çok kritik bir cümle var kitapta altını çizdiğim: "Ütopik olduğu söylenen, bir ütopyaya doğru gittiği söylenen bu toplumsal düzende bir aksaklık var, onu düzeltmek lazım, ama nasıl?" kitabın basit bir hayvan masalından ziyade; totaliter rejimlerin, kitle psikolojisinin ve iktidar ilişkilerinin sarsıcı bir röntgeni olduğunu vurgulamaktadır. Öne Çıkan Ana Temalar: **• Alegorik Anlatım ve Gönüllü
Edebiyat
Tavşanlar ve Boa YılanlarıFazıl İskender · Profil Yayıncılık · 201848 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 572. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:25
Tanrı olduğunu iddia eden sıradan insanlar genellikle ruh sağlığı merkezlerine gönderilirken; diktatörler arasında bu tür bir tanrılık kompleksi son derece yaygındır. Demokratik yollarla seçilen liderler, hem muhalefeti hem de kendilerini seçen halkın iradesini gözetmek zorundadır. Ancak diktatörlerin hareket alanı tamamen farklıdır. Karşılarında sesini yükselten bir muhalefet ya da sorgulayan bir basın olmayınca, hem siyasi hem de özel hedeflerine ulaşmakta sınırsız bir özgürlüğe sahip olurlar. Örneğin; halka, basına veya bağımsız kurumlara hesap verme gereği duymadan devasa servetler biriktirebilirler ki pek çok diktatörün yaptığı da tam olarak budur. Diktatörler halklarını birer hizmetkâra dönüştürür; ancak bu mutlak güç beraberinde derin bir "beka sorunu ve paronaya" getirir. İçindeki bazı bilgiler tarihsel tartışmalara açık olsa da, diktatörlük mekanizmasını ve bu karanlık psikolojiyi anlamak adına bu kitabı okumanızı tavsiye ederim."
Siz de Bir Diktatör OlabilirsinizMikal Hem · Paloma Yayınevi · 201351 okunma
Reklam
Reklam