Bunu Tolstoy yazmış olamaz
2/10
·111 syf.··
2026 21. kitabı
Tolstoy’un büyük romanlarındaki karakterler kanlı, canlı, hataları ve sevaplarıyla bizzat aramızda yaşayan insanlardır. Ancak İnsan Neyle Yaşar? hikayesinde karakter yönetimi tam bir hayal kırıklığıdır. Ayakkabıcı Simon, karısı Matryona ve hatta dünyaya indirilen melek Michael, kendi iradelerine sahip edebi karakterler değil, yazarın önceden belirlediği ahlaki mesajı topluma dikte etmek için kullandığı birer "fikir kuklası"dır. ​Karakterlerin hiçbir içsel çatışması, gri alanı veya insani derinliği yoktur. Matryona bir anda öfkelenir, bir anda melek Michael’ın yüzündeki ışığı görüp dünyanın en merhametli insanına dönüşür. Bu ani ve temelsiz değişimler, edebi gerçekçiliği zedeler. Okur olarak karakterle bağ kuramaz, sadece yazarın sahneye koyduğu didaktik bir tiyatroyu izliyormuş hissiyatına kapılırsınız.
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Kızıl Panda Basım Yayın Dağıtım · 2021234,5bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 1. kitabı
Eril Dişil Bilgeliği Üstüne Kitaptaki psikolojik tespitler, ampirik (kanıtlanabilir) veri ve çağdaş çift terapisi ekolleri (Gottman, Imago veya Duygu Odaklı Terapi gibi) yerine, yazarın kendi şahsi ideolojik filtresine dayanmaktadır. Bu durum, bilimsel gerçeklik gibi sunulan ama aslında tamamen öznel ve dogmatik olan dogmaların okuyucuya "psikolojik rehberlik" adı altında dikte edilmesine yol açmaktadır. Bu tarz yetkinlik dışı psikolojik anlatılar, okuyucu üzerinde suçluluk ve yetersizlik hissi yaratma riski taşıdığı için klinik açıdan oldukça sakıncalı. Kitabın ana omurgasını, toplumsal cinsiyet rollerini dini kavramlarla harmanlayarak mutlaklaştırma çabası oluşturmaktadır. "Erkek Rahman isminin tecellisidir, kadın Rahîm isminin... Rahman isminin hayatımızdaki yansıması baba, dünyadaki yansıması güneştir ve temsil ettiği ateş elementi bedenimize hareket etme arzusu verir. Koruyan ve güvende hissettirendir. Rahîm isminin hayatımıza yansıması anne, dünyadaki yansıması ay, temsil ettiği element su elementidir. Gece gibi olan, kusurlarımızı örten, koşulsuz sevgi verendir." Bu satırlar, ilk bakışta manevi bir derinlik taşıyor gibi görünse de, özünde insan psikolojisini katı kutuplara sıkıştıran muhafazakar bir evren tasavvurudur. Erkeği "güneş, ateş, hareket ve koruyan aktif güç"; kadını ise "ay, su, gece, edilgen ve kusur örten" olarak kodlamak, 21. yüzyılın sosyo-ekonomik ve bireysel gerçekleriyle tamamen çelişmektedir. Kadını yalnızca "koşulsuz kabul eden ve örten bir gece" pozisyonuna indirgemek, onun bireysel sınırlarını, öfkesini, hak arayışını ve rasyonel varlığını yok saymaktır. Yazar, eril ve dişil prensipleri tanımlarken kendi içinde derin mantıksal çelişkilere düşmektedir. Kitabın ilerleyen sayfalarında, "Dişil uyumlu, eril muhalif olandır. Dişil
Celal ve Cemal Aynasında Eril Dişil BilgeliğiNevin Nesrin Soysal · Aile Yayınları · 2023460 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mutlu olabilmek de bir sanat :))
5/10
·192 syf.·
2026 45. kitabı
"Beni bu güzel havalar mahvetti..." demiş Orhan Veli Kanık Sanırım beni de biraz bu sıcaklar mahvetti... Bertrand Russell 'ın Mutlu Olma Sanatı 'nı bitirdim. İçinde altını çizdiğim, üzerinde düşündüğüm yerler oldu. Ancak hem sıcak havaların getirdiği odaklanma zorluğu hem de kitabın bana mesafeli gelen dili nedeniyle bir türlü içine giremedim. Kitabı elime aldığımda, ikinci sayfadan sonra koptum genelde.. Kitabın dili sade ve anlaşılır, bu noktada herhangi bir şikayetim yok. Lakin kitabın 1930'larda yayınlanmış olması, daha güncel eserlere nazaran onu geri plana düşürüyor. Daha samimi bir dili olmasını tercih ederdim, çünkü basma kalıp fikirleri dikte eden değil, ruhu olan kitapları seviyorum. Elbette yazıldığı dönemde yenilikçi ve özgün sayılabilir ama günümüz şartlarında eksik kalıyor. Yazara haksızlık etmemek adına şunu da belirtmek isterim ki, oldukça makul söylemleri mevcut. Sürekli kendine odaklanmak yerine yeni uğraşlar edinmek, çabalamak ve hatalarını kabullenmek, onlarla yüzleşmek yönünde söylediklerini sevdim. Okunabilir mi? Yeter ki bana bir şeyler katsın da diyorsanız elbette tercih edilebilir. Herkese keyifli okumalar diliyorum
Mutlu Olma SanatıBertrand Russell · Say Yayınları · 20135,1bin okunma
Mişima Mesafesi
8/10
·576 syf.··
2026 70. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 13:25
Okuyacağınız kitap yorumu biraz spoiler/ipucu içerebilir. Nerden başlamalı kitabın düz anlatımına takılıp sadece eşcinsellik üzerine mi gitmeli yoksa , güzellik/çirkinlik, gerçek kimlik/maske ,gençlik/yaşlılık, yasak olan ve aşk üzerinden mi anlatmalı? İntikamı için başkasını kullanmak ; gücün ve paranın iktidarının güzellik karşısında çaresizliği... Velhasıl 26 yaş için olgun ve hacimli bir roman, diğer kitaplarında farklı. Mişima duygusallığı sanki bu eserde daha soğuk ve mesafeli. Konu itibari ile de olabilir. Yalanlar,gizli ilişkiler,ortak amaç (!) için göz yumulan haller. Güzellik nasıl bir silaha evrilir, nasıl kullanılır? Ana karakter Yuichi mi gerçekten yoksa yaşlı yazar mı? Sürprizlerle dolu ama bence fazla uzatılmış gibi. Diyeceksiniz ki yukarıda da olgun demişsin; öyle. O yaşa göre olgun ama okura göre fazla uzun ( ez azından bana göre) Neresinden bakmak isterseniz öyle ... Mişimanın romanlarında ölüm hep var ; ölüm bir tören gibi... Sonraki yıllarda hayatına son vermesi de acaba bu duygunun yansıması mı? İnsan var olmak için özünden feragat etmeli mi? Başkasının , toplumun dikte ettiği yaşamı mı sürmeli. Ahlak,cinsellik neye göre kime göre doğru... Sorular çok...
1000Kitap
Yasak RenklerYukio Mişima · Can Yayınları · 202614 okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 17:07
#yenişehirdebiröğlevakti son derece komplike bir kurguyla doğrudan bir ideolojiyi dikte etmeden; kavak motifi etrafında farklı sınıflardan yabancıların yollarını kesiştiren katmanlı ve düşündürücü bir anlatı.
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,978 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2026 97. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 12:12
Septoloji, birbiriyle bağlantılı yedi ayrı eserden (roman, oyun veya şiir) oluşan edebi bir seri veya yapı anlamına gelir. 2023’te Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer bulunan, Öteki İsim’in de içinde olduğu yedi kitaptan oluşan bu derinlikli metin New York Times ’ın 21. Yüzyılın En İyi Yüz Kitabı arasında. Sanırım yazarı ve yazdıklarını özel kılan, #dokuzkatlıinsan ‘ı en filtresiz haliyle çözümlerken okuyucusunun kendisiyle özdeşleştirebileceği benliğine dokunması… Bengi dönüşün aksi sedası bir nevi … Tüm metin ben’liğe, varoluşa, inanca, hiçliğe ve her şeye dairken yazar odağına aldığı iki soruyu dikte etmeden ama altını çizerek soruyor okuruna. Bizi, biz yapan nedir? Bize biçilen hayat, sadece bir hayat mıdır? Karakterler ve olay(n)lardan bahsetmeyeceğim, bunlar arka kapakta eser miktarda da olsa fikir verici olarak bulunuyor. Ben size, kendini, dünyayı, döngüyü “gerçekten gören” Fosse’nin eşsiz büyüsünden cirmimce bahsetmek istiyorum. En basit kelimelerle bile nasıl bağ kurulabileceğini gösteren sihrinden… Noktalama işareti olarak sadece virgülü kullanıp her şeyin, herkesin birbirine ulandığını; yaşamın bazen sadece bir eklenti olduğu ve nihai sona kadar bunun bir devam olduğunu gösterdiği oyunundan… Metin boyunca sıkça kullandığı geri dönüşlerin ve tekrarlamaların sırrının kendisini dev aynasında gören, ruhu cüce kalmışların ya da kendisini küçük gören/ kendini göremeyenlerin travma ve nefretleriyle küçülttüğü dünya döngüsüne yaptığı atıf olduğundan … “Bana hüzün bahşedildi ve ben bir şair oldum,” der Ibsen. Acı, hüzün, keder de bir armağandır, tıpkı mutluluk, neşe, sevinç gibi… Mesele bunları nasıl karşıladığındır, demiş Fosse. Katılmamak mümkün değil, zirâ bir şeyin nedeni güçlüyse nasılı kolaydır. Yazım dilinin kolaylığına rağmen anlatı üslubu ile demir
Öteki İsimJon Fosse · Monokl Yayınları · 202525 okunma