Aylin Balboa 1.Belki Bir Gün Uçarız, Ateş Sönene Kadar ve Bu Hikâye Senden Uzun Osman adlı kitaplara imza atan Aylin Balboa, günümüz Türk edebiyatında özellikle "anlatı" ve "öykü" arasındaki gri bölgede kalem oynatan, samimiyeti ve ironiyi bir hayatta kalma mekanizması olarak kullanan nev-i şahsına münhasır bir yazardır.
2. Balboa’nın üslubunun en belirleyici özelliği, son derece sade ve doğrudan bir dil kullanmasıdır. Yazar, ağdalı cümlelerden ve edebiyat yapma kaygısından uzak durarak okuruyla bir "dost sohbeti" samimiyetinde bağ kurar.
3. Balboa, en trajik anları (ölüm, hastalık, ayrılık) anlatırken bile araya sıkıştırdığı ironik gözlemlerle okuru ters köşe yapar. Örneğin; Belki Bir Gün Uçarız’da yer alan Çiş, bir ölüm haberini aldığında hissettiği ilk şeyin "çişinin gelmesi" olması, insanın en derin acı anlarında bile biyolojik ve absürt gerçeklikten kaçamayacağını gösteren çarpıcı bir öyküdür.
4. Anlatımı, uzun betimlemeler yerine kısa, eyleme dayalı ve duyguyu bir yumruk gibi indiren cümlelerden oluşur. Balboa Tımarhane Notları’nda "metaforları sevmediğini" ve "hayatın zaten yeterince karmaşık olduğunu" belirtir. Lafı dolandırmaz. Sayfalar sürecek bir ruh halini üç kelimelik bir cümleyle kalbinize mühürler. Bu da onun metinlerini son derece akıcı ve akılda kalıcı kılar.
5. Özellikle baba ve abi figürleri üzerinden şekillenen kayıp teması, yazarın tüm kitaplarında merkezi bir yer tutar. Ancak bu yas, kutsanan veya yüceltilen bir duygu değil; bazen "kusmuklar içindeki bir baba" görüntüsüyle , bazen de "içindeki elektriklerin kesilmesi" gibi mekanik bir boşlukla anlatılır.
6. Bu Hikâye Senden Uzun Osman kitabında somutlaşan "Osman" figürü, biten bir aşkın ardından tutulan yasın evrensel ve bir o kadar kişisel temsilcisidir. Burada ayrılık, sadece bir kalp ağrısı değil,
Kitabı okuduktan sonra bende kalan en güçlü duygu, insanların çoğu zaman kendilerine sunulan gerçekleri sorgulamadan kabul ettiğiydi. Noam Chomsky, medyanın, siyasetin ve ekonomik güçlerin toplum üzerindeki etkisini anlatırken okuyucuyu rahatsız eden ama düşündüren sorular soruyor. Kitap, sadece dünyayı eleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda bireyin düşünme sorumluluğunu da hatırlatıyor.
Ancak kitap bazı bölümlerde oldukça yoğun ve sert bir dil kullanıyor. Bu durum zaman zaman farklı görüşlere yeterince alan bırakılmadığı hissini oluşturabiliyor. Yine de Chomsky'nin amacı insanları hazır cevaplara yönlendirmek değil, onları düşünmeye ve sorgulamaya teşvik etmek.
Benim için bu kitap, doğru kabul edilen birçok şeyin aslında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir eser oldu. Okurken her fikrine katılmak zorunda değilsiniz ama kayıtsız kalmanız da zor. Entelektüellerin sorumluluğunun sadece bilgi üretmek değil, gerektiğinde güç karşısında gerçeği savunmak olduğunu güçlü bir şekilde hatırlatan etkileyici bir kitap.
İyi okumalar dilerim...
Kitabı okumak düşler arasında seyahat etmek gibiydi. On öyküden oluşan kitapta hangi masal nerede başlayıp gerçekliğe bağlanıyor, özellikle de birkaç öyküyü okuduktan sonra benim için iç içe geçmiş bir hal aldı. Kitapta yazarın da Öykülere Girerken başlıklı önsözünde ifade ettiği gibi, masalların yersiz ve adsız kişilerinin takip ettikleri düşsel amaçların yeryüzüne inmiş yaşamlardaki avuntularla örülü gerçekliklere dönüşünün öykülerini okuyoruz.
Tomris Uyar'ın atmosfer kuran bir yazar olduğunu daha evvel bir kitap yorumumda ifade etmiştim. Bu kitabındaki öykülerinde de yazar bir atmosferin içinden biz okurlarına seslenerek öykülerini başlatıyor. Bu bakımdan özellikle de öykülerin giriş paragraflarına doyamadığımı ve her öyküyü bitirdikten sonra bu ilk paragrafa mutlaka geri döndüğümü söylemeliyim. Bu girişler, bir düşün beklenti dolu belirsizliğini içerisinde barındırdığı gibi, bir sonun tekdüze yanıtını da basitçe ifade ediyordu. Sen buradasın, diyordu karaktere, gezdiğin uçsuz bucaksız anılar, hayaller ve avuntular denizinin kıyısında bir düşü düşlüyorsun. Sen, yaşamın kıyısından yaşamın içindeki bir haline bakıyorsun.
Bazı öyküler gerçekçi bir olay örgüsüne yakınken, bazıları mekan zamanın belirsizliğiyle soyutlaşmış bir akışa sahipti. Bu bakımdan bu öykülerin anlatımında büyülü gerçekçilikten yararlanıldığını söylemek mümkün. Ben kitabın en çok da bu sınırları belli ancak bu sınırların içindeki yer yer gerçek dışılığa kayan imgesel dünyanın yayılmacı izleğini takip etmeyi sevdim. Bu bakımdan en sevdiğim öykü şuydu demek bana bir yapının tek bir parçasını çekip o yapıyı görebildiğimi ifade etmek kadar tutarlı geliyor. Yine de olayları merkeze alarak olmasa da, dil anlatım bakımından en içimde yer tutan ve atmosferiyle okuma anımdaki gerçekliğimi kaplayan öyküler
Kitabı boş bir zamanımda okumaya başladım ancak çevirisini beğenmedim. Kitabı okuması zordu. Pek de akılda kalıcı bilgi alamadım. Eğer uzun bir kitap olsaydı kesinlikle bitiremezdim..
Ortaokul okuma listelerinden neden bir türlü çıkarılmadığını anlamadığım bir kitap daha.
1984 distopyasıyla, karanlık kurgusuyla, sarsıcı kelimeleri, yazımı ve sahneleriyle dehşet iyi ve gerçekten dehşet bir kitap. Nefesimi tutarak okuduğum sahneleri ile bu kitabı tanımla dediğinizde söyleyebileceğim tek şey "dehşet" olur. Önerir miyim? Öneririm ama giriş yaptığım cümleye de dikkat çekerek liseye gitmiyorsanız acele etmeyin diyeceğim.
Gelgelelim kitabın yazımına. Orwell her ne kadar benim son derece rahatsız olduğum açıklıkta betimlemeler yapsa da kitabın gerektirdiği dil kesinlikle buydu ve Orwell'dan başkası yazabilir miydi, bilmiyorum. Kitap her şeye rağmen gayet hızlı okunabilecek bir kitaptı benim için ta ki dokuzuncu bölüme kadar. Sayfalarca ama sayfalarca kuru bilgi okumak hem kitabın akışını kesti hem de kitabı okuma süresini benim için birkaç gün kadar uzattı. Bu mutsuzluğumu ve sitemimi de böylelikle eklemek istedim
Orwell'ın yazarken esinlendiği "Biz" kitabına da yazımı bitirmeden dikkat çekmek istiyorum. İyi okumalar dilerimm
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma
Kitap Dilber adında güzeller güzeli Kafkasyalı bir kızın 9 yaşında esir edilmesini ve insan satıcılığının yıkıcılığını derinden ve güzel bir dil ile anlatıyor. Aynı zamanda aşkı okuyucuya hissettirir biçimde çok güzel betimlemiş. Okunması gereken kitaplar arasında, keyifli okumalar.
"Kırılmış bir gönül, satılmış bir aşk, mazi olmuş bir istikbal, hep orada, arkasında duruyordu."