Puan vermedi·185 syf.··
2026 39. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:12
öncelikle hepimizin Türkçülük Günü kutlu olsun. Asırlardır verdikleri mücadeleler ile yüce milletimizin adını bugünlere getiren tüm kahramanlarımızın ruhu şad, mekanları cennet olsun. sonralıkla: youtube.com/shorts/gJKszTJsOIg bu videodaki küfre, malum terör takımı ve destekçileri ile geçen sene bugün Türkçülük gününde geberip giden p.çi de dahil etmeyi unutmayalım. Maalesef ki bundan yaklaşık on sene önce çöpe giden çözüm dönemi zırvaları iki sene önce tekrardan ortaya saçıldı. Aklı başında her Türk -hatta her insan- evladı bunun saçma sapan bir süreç olduğunu, sonucunun tamamen Türk devletine ve milletine zarar vereceğini; karşı tarafın da tamamen zararsız çıkmayacağının, hatta ilk çözüm süreci gibi daha çok zarar göreceğinin farkında. Ancak maalesef bu saçma sapan süreç bugünleri gördü ve terörist bir takımın ittirilerek buralara getirildiğini, sözde büyükler olarak anılan kulüplerin nasıl onlar için mesajlar yayınladıklarını gördük. Gerçi apoya umut diyenleri, apo meclise gelsin diyenleri, ayn el arapta suriye ordusu sdg güçlerinin içinden geçerken onlara yer verin diye zırlayan 'devlet' büyüklerini gördük buna mı şaşıralım? Tabi bu büyükler kendi fikirleri, düşünceleri ile hareket edecek kadar büyümemiş olduklarından yüz sene öncesinin hatırlatıcısı oldular. Tıpkı bugün gibi dün de dış destekle yürütülmeye çalışılan bir ırk ve onu yürütmeye çalışan, buna zorlayan emperyal güçler vardı. Ne tesadüf ki bunlar nerdeyse aynılar ve nerdeyse aynı amaçları güdüyorlar. Olayların en başı 1500lü yıllara dayanıyor. Yavuz Sultan Selim babası Beyazıd'a darbe yaparak tahtı ele geçiriyor. Beyazıd askeri ve siyasi açılardan ne babası Fatih, ne kardeşi Cem Sultan, ne oğlu Yavuz, ne torunu Kanuni'ye benziyor. Daha çok evliya padişah gibi lakaplarla anılan bir
Puan vermedi·188 syf.··
2026 26. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 00:40
İmam Gazali bu eserle insanın en hafife aldığı ama en çok yara aldığı yerden yakalıyor: dil.. “Dil Belaları Lisan Afetleri” öyle uzun uzun teoriler anlatan bir kitap değil; direkt kalbine, daha doğrusu diline dokunuyor.. Biz genelde günah deyince büyük şeyleri düşünürüz ya; işte Gazali tam burada ters köşe yapıyor.. Diyor ki: gıybet, yalan, boş konuşma, kırıcı söz… Bunlar öyle “küçük şeyler” değil.. Hatta insanı içten içe çürüten, kalbi karartan en sinsi hastalıklar.. Ve en tehlikelisi de şu: farkında olmadan yapılıyor olması.. Kitabı okurken ister istemez kendi konuşmalarını sorguluyorsun. “Ben bunu kaç kere yaptım?” diyorsun.. Bir de şu tarafı çok çarpıcı: mesele sadece “susmak” değil.. Yerinde ve doğru konuşmak.. Yani dil ya seni yükseltiyor ya da fark ettirmeden aşağı çekiyor.. Ortası yok.. Gazali burada tasavvufî bir derinlikle ama aynı zamanda çok net bir pratik akılla yaklaşmış konuya.. Lafı dolandırmıyor, direkt yüzüne vuruyor.. Benim açımdan kitap bende şu hissi bıraktı: İnsan dış dünyayı düzeltmeye uğraşırken kendi ağzından çıkanları kontrol etmeyi ihmal ediyor.. Halbuki belki de en büyük imtihan orada.. Dil, kalbin tercümanıysa, demek ki mesele sadece konuşma değil; kalbi de temiz tutma meselesi.. Kısacası dostlarım; bu kitap “okudum bitti” denilecek bir kitap değil.. Arada açıp kendine çeki düzen vermelik bir eser.. Hele ki bizim gibi bazen düşünmeden konuşabilen insanlar için, bayağı bildiğin bir tokat gibi adeta.. Okuyunuz efendim..!
Dil Belaları Lisan Afetleriİmam Gazali · Bedir Yayınları · 200717bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Günaydınlar bugün sizlere Merve Hanımcığımın önerisi ile okuduğum bir kitapla geldim. Beni bilirsiniz iyi olmayan öykü kitaplarına sonuna kadar gömerim,iyi öykülerde genelde gözüm dolar bu sefer bu kitap neden ince diye gözüm dolarken keşke böyle hikayeler bu kadar ince kitaplarda kurgu olsa diye düşündüm… Şimdi böyle deyince de sanmayın şiddet içerikli vs diye… Gerçek hayattan kadınların hikayesi sadece… Bunu bile demem yetiyor eminim ki… Sibel Hanım 9 öyküyü dile getirmiş kitabında nostaljik bir haz ,akıcı bir dil ile akmış bizlere kitap. 9’unu da sevdim,ama Meryem bana en dokunanı oldu belki de kırılma teması bu kadar net olduğundandır… Ben kendisinin ilk kitabı olduğunu duydum… Kalemi çok keskin umarım çok baskısını başka kitaplarını da okuruz …
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202640 okunma
ÜÇ DEYİNCE: BİİİİR, İKİİİ, ÜÇ!
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 23:37
Taş Kâğıt Makas on yıldır evli olan bir çiftin hikâyesidir. Çiftimiz her evlilik yıl dönümlerinde birbirlerine geleneksel hediyeler —kağıt, bakır, teneke— verirler. Ve her yıl kadın, kocasına ona asla okutmayacağı mektuplar yazar. Bu mektuplar evliliğin tüm yanlarıyla gizli birer kaydıdır. Derken onuncu yıllarında ilişkileri çıkmaza girer. Bazen her çiftin ilişkisinin yeniden rayına oturması için bir hafta sonu tatili yeterli olsa bile hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Tanıdık geldi mi? S. 276 Taş Kâğıt Makas’ta Alice Feeney aslında kitabın özetini en güzel kendisi veriyor. Bu yüzden o pasajı olduğu gibi almak daha doğru geldi. “Tanıdık geldi mi?” sorusuna cevabım net: Evet, fazlasıyla tanıdık. Üstelik bunun için evli olmaya da gerek yok. Aynı evi paylaşan, uzun süre yan yana kalan her ilişkide o tanıdık duygu var: Farklı hayatlar, farklı insanlar… ama dönüp dolaşıp aynı çıkmaza saplanan bir ilişki. Kitap tam da bu tanıdıklığın içinden akıyor. Dil sürükleyici; sayfalar gerçekten hızla ilerliyor. Bir kadının zihnine giriyoruz, sonra bir erkeğin, sonra,sonra.... Aynı olayları iki farklı bilinçten okumak, hikâyeyi sürekli kaydırıyor ve diri tutuyor. İki olmayabilir de... Tam “bunu biliyorum” dediğin yerde, o tanıdıklık hissine kapılıyorsun. Karakterlerin birbirine yaptığı küçük jestler, kurdukları ritüeller bile bir yerden tanıdık geliyor. Ve tam burada bir yanılgıya düşüyorsun: “Bu hikâyeyi zaten biliyorum.” Ama yazar tam bu noktada oyunu kuruyor. Hikâyeyi bir yapboz gibi parçalara ayırıp önüne koyuyor. Okurdan bu parçaları birleştirmesini istiyor—hatta bunu sana hissettiriyor. Ama mesele şu ki, o parçalar hiçbir zaman tam değil. Eksik, kırık ya da bilinçli olarak saklanmış. Tam “çözdüm” dediğin anda, “Demek ki mesele buydu” diye kendini ikna etmeye çalışırken, hikâye bir
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,4bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 5. kitabı
Doğan Cüceloğlu’nun Gerçek Özgürlük kitabını okurken, aslında özgürlüğün dış koşullardan çok insanın kendi iç dünyasıyla ilgili olduğunu fark ettim. Kitap bana şunu hissettirdi: Biz çoğu zaman özgürlük deyince dış engelleri düşünüyoruz ama asıl mesele, kendi korkularımız, alışkanlıklarımız ve kalıplaşmış düşüncelerimiz. Yani insan bazen kendi kendinin en büyük sınırı olabiliyor. En çok dikkatimi çeken şey, yazarın anlatım tarzı oldu. Çok akademik bir dil kullanmak yerine daha samimi, daha günlük bir dille yazmış. Bu da okurken sanki biri karşımda oturmuş bana hayatla ilgili bir şeyler anlatıyormuş gibi hissettirdi. Özellikle verdiği örnekler, konuyu daha anlaşılır hâle getiriyor. Kitapta sık sık insanın kendini tanımasının önemine vurgu yapılıyor. Bu kısım bana oldukça gerçekçi geldi çünkü insan neyi neden yaptığını anlamadan gerçekten özgür olabilir mi, bundan pek emin değilim. Yazar da zaten tam olarak bunu sorgulatıyor. Bir diğer hoşuma giden nokta ise, suçlayıcı bir dilin olmamasıydı. Yani kitap “şöyle yapmalısın” diye baskı kurmuyor; daha çok “bir de buradan bakmayı dene” diyor. Bu yaklaşım bana daha samimi ve etkili geldi. Olumsuz olarak söyleyebileceğim şey, bazı fikirlerin farklı örneklerle tekrar edilmesi oldu. Bu durum yer yer okuma hızını biraz düşürüyor. Ama belki de yazar, bazı noktaların özellikle anlaşılmasını istediği için bunu yapmıştır diye düşündüm. Genel olarak baktığımda, “Gerçek Özgürlük” benim için bir kişisel gelişim kitabından çok, insanın kendisiyle yüzleşmesini sağlayan bir kitap oldu. Okuduktan sonra hayatım tamamen değişti diyemem ama bazı şeylere bakış açımın farklılaştığını kesinlikle söyleyebilirim. Kısacası bu kitap bana şunu düşündürdü: İnsan gerçekten özgür olmak istiyorsa, önce kendi içindeki engelleri fark etmek zorunda.
1000Kitap
Gerçek ÖzgürlükDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20216,7bin okunma
Dil Biliminde İlimler
8/10
·138 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 13:32
Sizlerle İstanbul Üniversitesi Filoloji (dil) bölümünde düzenlenen seminerlerden oluşan beş kitaplık serinin üçüncü kitabını paylaşacağım. Evvela farklı bir eser olduğunu belirtmeliyim. Dil deyince aklınıza ne geliyorsa -ki sadece edebiyat gelir- onun çok çok ötesinde yer alıyor bu seminerler ve yazıya aktarılması çok kıymetli. Eserde yer alan beş yazının taşıdığı farklılar hayal gücüme ahenk kattı. Bakalım aşağıdaki açıklamaları okuyunca siz düşüneceksiniz? *Erken Hristiyanlık Döneminde Manastır Sistemin Doğuşu Günümüz kilislerinden önce Hristiyan mabetleri ilk olarak manastır kültürüyle şekillendi. Ama manastıra yaşamına geçmeden evvel Hristiyan inanları için nasıl bir ortamda pek bilinmemekte. İşte bu yazıda keşişten rahip formuna geçişin izleri sürülmekte. *Latin Epigrafisine Genel Bir Bakış Öncelikle epigrafinin ne olduğunu açıklayayım. Antik çağdan orta çağlara kadar metal, kil veya taştan yapılmış pek çok yazıtı inceleyen bilim dalı. Özelikle mil taşları çok meşhur. Belirli aralıklarla koyulan bu mil taşları insanların ne kadar yolunun kaldığı gösteren günümüz tablelarıyla aynı işlevi görmüş. *Roma Tarihini Sikkelerden Okumak Yine dile alanına renk nimusma yani sikkeleri araştıran ilimle başlıyor yazı. Öyle ki 1000 yıldan daha fazla bir zaman diliminde geniş bir alanı yöneten Roma'nın tarihi sikke basımıyla önem kazammakta. Çünkü bir dönem Anadolu'daki antik medeniyetleri hakimiyeti altına almışlardır. *Anadolu'da Roma Hakimiyeti Bir önceki yazının açılımı niteliğinde bir yazı ki okurken üzerinde en çok tefekkür ettiğim yazı oldu. Anadolu'da tarihinde Roma'ya ilk kez isyan edip büyük bir ayaklanmaya sebebiyet veren IV. Mithaadetes bizim topraklarımızda yaşadı. *Philoktetes'in Yarası Bu yazı Antik Yunan yazarlarından Sophokles'in Philoktetes oyunun analizini
1000Kitap
Klasik Filoloji Seminerleri 3Kolektif · Alfa Yayıncılık · 20166 okunma
Reklam
Reklam