Puan vermedi·416 syf.··
2026 36. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:18
Gerçek olması dolayısıyla kalbim kırık ,gözlerim dolu okuduğum bu harika kitabı yazıp bize çok değişik zamanlarda yaşamış Şefika hanımın hayatını anlattığı için kızı Nuriye hanıma çok teşekkürler. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen hayat enerjisini kaybetmemesi sürekli kendini geliştirip okumaya, eğitime devam etmesi bizlere çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Keşke sağken görebilseydim kendisini. Ama sevdiklerinin mezarının üstü otobüs terminali yapılan, dedesinin mezar taşı köprüye merdiven taşı yapılan bir insan için benim dileğim ne ki. Göremesem de kalpten sevgilerimi gönderiyorum umarım ben de onun gibi uzun yıllar okuyup etrafıma ışık saçabilirim naçizane
Annem ŞefikaNuriye Ortaylı · Kronik Kitap · 202664 okunma
Ya Kaybolan Bensem?
10/10
·392 syf.··
2026 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 16:30
En çok neyi kaybetmekten korkar insan? Bir eşya? Bir insan? Daha kötüsü, ya insanın kaybettiği kendi ruhuysa? Tarık Tufan “Kaybolan” isimli bu kitabında bize Hakan karakteriyle bunu anlatmaya çalışmış. Halihazırda kalemini çok sevdiğim yazarımızın bu kitabını da büyük bir keyifle okudum. Yıldız, Hakan, Sonay, Mert, Murat, Reha Bey, her karakterden kendimde de izler buldum. Onlarla birlikte bende kayboldum ve yeniden buldum kendimi. Her birinin hikayesini size anlatmak yerine elbette dileğim sizlerin okuyup bu süreci yaşamasıdır ama kısaca bahsedecek olursam; Tarık Tufan’ın Kaybolan romanı, insanın kendi içindeki boşluklarla, geçmişin izleriyle ve aidiyet arayışıyla yüzleşmesini anlatan duygu yüklü bir eser. Yazarın kendine özgü şiirsel dili, karakterlerin yalnızlığını ve iç çatışmalarını derinden hissettiriyor. Hikâye boyunca kaybetmenin sadece bir şeyi ya da birini yitirmek değil, bazen insanın kendinden uzaklaşması anlamına da geldiğini görüyoruz. Kısa ama etkisi uzun süren, hüzünlü ve düşündürücü bir roman arıyorsanız Kaybolan sizi satırları arasında sessizce yakalayabilir. Şiddetle tavsiye ediyorum, okuyun okutturun! Keyifli okumalar
1000Kitap
KaybolanTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20205,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Spoiler olabilirrr. Ay okurken ortalarda biraz sıkıldım ama sonlara doğru bomba ilerledi. Hele o toplu katliam gibi olan bölüm, kimin kimi vurduğunu anlamak için sayfaları iki kere okudum aşsmsösmsö. Sıkılsam da sonu beni kendine çekti. Tristanın ağzından okuduğumuz o kısımdaki düşünceleri seni yerim adam ya. Bayıldım resmen. Morana ve Tristan ikisi de aşırı güçlü ve zeki karakterler. Gerçi bu kitapta herkes aşırı zeki gibi ama..Birbirlerine en kötü zamanlarda destek olmaları falan çok güzeldi. Tek istediğim keşke Morana kendi ismini öğrenebilseydi ve gerçek babasıyla vakit geçirseydi ya. Diğer kitapta Dante ve Amaranın hikayesine dalıyoruz sanırım ama yine de Morana ve Tristanı doyamadım, okumak için sabırsızlanıyorum. Gerçi hepsi için geçerli bu heyecanım. Ayrıca artık bazı sahnelerde yakınlaşmayın diye bağırasım geldi, kitaplarda travmalı olaylardan hemen sonra gelen smut sahneler artık bayıyor beni ya. Neyse hemen diğer kitaplara ışınlanıyorum, umarım kız kardeşini buluruz, tek dileğim bu bu adam artık üzülmesin yaa. VE AZ KALSIN UNUTUYORDUMMM. TRİSTANIN MORANANIN İSMİNİ DÖVME YAPTIRMASI. YA BAYILIYORUM SANA ADAM YA. SEN SEVİYORUM DEMESEN DE OLUR YANİ(gene de de nasıl diyeceğini merak ediyorum alsmsmssm:)))
AzrailRuNyx · Martı Yayınları · 2024833 okunma
9/10
·100 syf.·
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Molière yine yapacağını yapmış. Tartüf’te yine zamanlar üstü bir meseleye dokunur: din kisvesi altında çıkar sağlamak ve kör bağlılıkla gerçeği göremeyen insan tipini ele alır. Oyunun merkezinde Orgon vardır. Kör bir bağlılıkla evine aldığı Tartüf’e inanır, ailesini hiçe sayar, kızını ona vermek ister. Oysa eş Elmire’in zekâsı, hizmetçi Dorine’in sağduyusu ve kayınbirader Cléante’in aklı, gerçeği göstermek için çırpınır. Molière , mizahı ve hicvi kullanarak bu ikiyüzlülüğü görünür kılar. Bu eseri okurken aklıma sürekli 'Hastalık Hastası' geldi. Orada da Argan menfaati için, kızını bir doktorla evlendirmek ister. Bu durum, Tartüf’te Orgon’un kızını sahte bir din adamına vermek istemesiyle paralellik kurar. Her iki oyunda da baba figürünün körlüğüne karşı, hizmetçi ve akraba karakterler hakikati açığa çıkarmaya çalışır. Tartüf’ün sonunda kralın müdahalesiyle adalet sağlanır. Bu da umut veren bir kapanıştır. Dileğim odur ki aynı adalet, bizim toplumumuzda da uygulanabilsin. Sonuçta Tartüf, yalnızca 17. yüzyıl Fransa’sının değil, bugünün de hikâyesidir. İnsanların umutlarını ve korkularını kullanarak çıkar sağlamak, tarih boyunca değişmeyen bir yöntemdir. Tıpkı "bunu yaparsan cennette yerin garanti” söylemiyle insanların kandırılması gibi... Ne yazık ki bugün farklı maskelerle toplum yine aynı tuzağa sürükleniyor. Kısacası bugünü anlamak için dünün sahnesine bakmak yeter; bakıp da gerçekten görebilene... Molière’in gücü de tam burada, toplumsal yaraları ele alıp düşündürmesinde. Yine beğenerek okuduğum bir eser oldu. Mutlaka okunmalı.
TartüfMolière · Mitos Boyut Yayınları · 2008822 okunma
10/10
·548 syf.··
2026 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 15:52
#KitapYorum #BanaBirResminiYolla #HidayetKarakuş #BilgiYayınevi #TarihiRoman Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Bilgi Yayınevi'nden çıkan, Hidayet Karakuş'a ait, "BANA BİR RESMİNİ YOLLA" isimli tarihi romanı tanıtmaya çalışacağım. Elimden hiç bırakmak istemediğim kitaplardan biri oldu "BANA BİR RESMİNİ YOLLA". Her sayfada kâh üzüldüm, kâh sevindim, bazen çağlayanlar gibi coştu yüreğim. Adım atmak, elimi uzatmaktı çok yerde dileğim. Yalvaçın Kurusarı köyünde Âşık Hasanla, Tahsinle yan yana yürüdüm. Köy odasında nazlı sazın nağmelerinde büyülendi tüm bildiklerim. Yanan, kızarmış bir bağırdan ses verdim. Duysunlardı, ben de vardım. Cumhuriyetin yeni ışıklarına koşmak, acıyan yaralara merhem olmaktı isteğim, çocuklarla el eleydim. Meğer ne çok şey vardı gizlide kalmış gönlümün havalandırılası çeyiz sandığında. Onlarla ağladım, güldüm, hüzünlerinde sonbahar sarısıydı sözlerim. Gözlerim çok uzaklarda İskilipli Hakkıdaydı, Mustafa Kemalin izindeydi tüm benliğim. Şimdi konu penceresinden esen, Kurusarının rüzgarında neler yaşanmış hep birlikte bakalım: Hidayet Karakuş'un 2024 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü alan "Bana Bir Resmini Yolla", Cumhuriyet'in ilk yıllarında, 1930'lu Türkiye'yi anlatan bir romandır. Eser, iki asker arkadaş olan Tahsin ile İsmail'in kışlada başlayan dostluğunu, daha sonra mektuplaşarak sürdürdükleri bu bağı merkeze alır. Tahsin, askerlik sonrası memleketine döner. Halk sağlığı için köy köy dolaşarak salgın hastalıklarla mücadele eder. Hikâye, bu mücadele sürecini, yoksulluğu, hastalıkları, o dönemin toplumsal sorunlarını; aynı zamanda Atatürk devrimlerinin köylere nasıl yansıdığını da gözler önüne serer. Bu dönemde ülke yokluk, sıkıntı içindedir. Savaş sonrası perişan bir ekonomi, halkın büyük bölümü köylerde yaşamakta, temel ihtiyaçlarla mücadele
Bana Bir Resmini YollaHidayet Karakuş · Bilgi Yayınevi · 202241 okunma
7/10
·564 syf.··
2026 59. kitabı
SERRA'NIN ANI DEFTERİNDEN; İnanılır gibi değil! Bizler, dünkü çocuklar, dünün genç kızları hayatımızın yeni bir dönemecindeydik. Evli kadınlardık artık. Bir zamanlar en büyük soru, "Acaba kiminle evleneceğim?" idi. Bunun yanıtı, kahve fallarında, astroglarda, su fallarında aranır dururdu. Ama işte o gün gelmişti! Bir zamanlar derslerimizi, ödevlerimizi konuşurduk. Daha sonra saatlerce aşklarımızı konuşur olduk. Üniversiteye giriş sınavları, üniversite yılları ve derken iş hayatına giriş... Ve sözlenmeler, nişanlılıklar, evlilikler... Kimi başarılı oldu, kimi başarısız... Kimi doğru karardı, kimi yanlış... Ama tüm bunlar yaşanırken bir ortak payda vardı. Bu ortak payda, sağlam arkadaşlık bağlarımızdı. Her şeyi paylaşarak yaşadık biz. Bugünlere birlikte geldik. Arkadaşlarım benim için o kadar değerli ki... ... Bugünlerden dönüp geriye baktığımda, Cüneyt'le deniz kenarında yürüyüşümüzü, Oktay'la kar altında dans edişimizi, genç kızlığımın en güzel anıları olarak saklayacağım. Ama, hayat yolunda el ele yürümek istediğim insan Özgür! Çünkü o, hem gönlümün, hem kafamın yeğlediği kişi. Onu seviyorum! Derinden seviyorum! Ona saygı duyuyorum! Onun yanında kendimi güvende hissediyorum... KİŞİSEL İNCELEME;
Anı-Mektup-Günlük
Şimdi Düğün Zamanıİpek Ongun · Artemis Yayınları · 20125,6bin okunma