“Elimde sihirli bir değnek olsa ve "Tek bir hakkın var," deseler romantik ilişkiden kabalığı çıkarırım. Belli bir ilişkiden bahsetmiyorum, çünkü her ilişkinin kendi hikâyesi vardır. Bu, bütün ilişkileri kapsayacak bir dilek... Hayal bu ya... Sihirli bir değneğim olsa nezaket eklerim; illaki “Günaydın!” demeyi, Nasılsın?” diye sormayı, saçını okşamayı, gözünün içine bakmayı, gülümsemeyi eklerim. Tek hakkım varsa sadakatsizlik için kullanmam mesela. Ki sadakatin bir ilişkinin omurgası olduğunu düşündüğüm hâlde...
"Çok mutlu bir çocuktum, Ekin. Ailem bana sorunlarımın üstesinden gelmeyi çok güzel öğretti. Öyle sevgi doluydular ki hayata karşı başka türlü bakamıyorum. Annem her gece bana kitap okurdu, babam en çok sevgiyi annemin evde olmadığı geceler gösterirdi. Çalışkan bir çocuktum ama babam notlarımı pek önemsemezdi. Oyun oyna, eğlen, derdi ve arka bahçede birlikte top oynardık. Doğum günlerimde bütün arkadaşlarımı davet ederlerdi ve bana bir sürü hediye alırlardı. Dilek tutmama bile gerek kalmazdı. Annemle yaz tatiline çıkardık, bir keresinde dönüşte balık almıştık. Adını Canavar koymuştum, en iyi dostum olmuştu. Suyunu değiştirirken yanlışlıkla klozete düşürmüştüm ve gitmişti. Babam denize giden yolu bulabileceğini ve yuvasına döneceğini söyleyerek beni sakinleştirmişti. Bana bir sürü kitap alarak kaybını dindirmeye çalışmıştı..."