Yalancılığa da doğruculuğa da tahammül etmeyen bir dünyadayız. Sırasına göre yalanla doğruyu combine eden bir cemiyet ve ruh yapımız var. İnsan realitesi tezatlıdır. Sen şimdi bunu anlamazsın. Bazen hakikat vahşidir. İnsanların arasına salıvermeye gelmez. Fakat o hakikatlere tasma takmak dururken yerlerine yalanları sürmek, neticeleri bakımından daha tehlikelidir.
Anlamadığını söylüyorsun. Her fikir seni büyüsüne takıp sürüklüyor. Bunu bildiğin için dışarıdan gelen tesirlere kafanla değil, inadınla mukavemet ediyorsun. Bu inat nedir bilir misin? Şahsiyetsizliğin yerini alan kör ve karanlık bir benlik duygusudur. İnsanı saadete de felakete de götürebilir. Önünü göremediği için düzlükle uçurum arasındaki farkı adımını attıktan sonra anlar.
Tabunun kökleri ayrıcalıklı sınıfların çıkarlarından daha derinlere inmektedir. "En ilkel ve aynı zamanda en köklü insani dürtülerin kaynaklandığı yerden, yani şeytani güçlerin etkisinden duyulan korkudan filizlenir." (Wundt) Temelde nesnede içkin olduğu düşünülen şeytani güçlere karşı duyulan korkunun somut ifadesinden başka bir şey olmayan tabu, bu gücü tahrik etmeyi yasaklar ve tabu bilerek ya da bilmeyerek ihlal edilmişse bu iblisin yatıştırılmasını emreder.
.
.
İnsan şeytani güçlerin etkilerinden korkar mı? Yoksa şeytani güçlerin etkilerine meyilli midir? O güçlere sahip olmak mı ister? Direnç mi geliştirir, uyumsar mı? (Şeytan var mıdır? Gibi bir derinliği bir kenara bırakalım.)
Varolduğunu varsayarak düşünsek bile tabunun kökleri korkudan daha fazlasıdır. Tabular bazen ihtimalleri silmek amacı güderler. Yani tamamen bilinçdışı olduklarını söylemek de doğru olmaz. Bilinçli ve bilinçsiz olarak ortaya konan zaman ve toplum kabulleriyle harmanlanan ve süregelen tabular korkudan türeyebilir, evet. Ama sadece buradan türediği iddia edilemez. Hayvan, insan, nesne tabuları bazen yaşanmışlık(tecrübe) ile edinilmiş bilgilerin sonucu da sayılabilir.
Okumayı yaparken tam da bu düşüncelere daldığınız anda Freud Wundt'tan yaptığı bu alıntıya eleştirisini dile getiriyor. Aynı pencerede olmamakla beraber yine de Wundt'un bu sözleri veya çıkarımını kabul edilemez görmesi bir okuyucu ile Freud'u ortak bir noktada buluşturuyor.
İş hayatından daha büyük mektep, tecrübeden daha büyük ders, ihtiyaçtan daha büyük mürebbi, tecessüsten daha büyük öğretmen, muvaffakiyetten daha büyük diploma olur mu? Dünyanın ve Türkiye'nin hâlen hiçbir büyük zengini ticaret mektebinden mezun değildir. Bazıları okuma bilmezler.