Kitap, yazarın bir dönem serserilik olarak adlandırdığı veya hayatını özgürce, rastgele yaşadığı bir dönemini anlatıyor. Yani bir otobiyografi. Serserilik demesine bakmayın, aslında bu kelime olumsuz bir durumu ifade ediyor fakat yazar bu dönemini ve bu ifadeyi büyük bir gururla taşıyor. İnsanların sırtından geçinerek yani dilenerek, gitmek istedikleri yere de biletsiz şekilde trenlerle kaçak olarak giderek bir şekilde hayatını idame eden yüzlerce çocuk. Çoğunluğu da bunu isteyerek yapıyor. Sevgili yazarımız, bu dilenme ve kaçak yolculuk esnasında onlara istediğini vermeyenleri de yerden yere vuruyor. Bu kadar mantık dışı ve tamamen bencilce hareket eden bir insanın kitaplarını okuduğumu düşününce rahatsız hissettim açıkçası, çünkü kendisi bariz şekilde suçlu ve asla pişman olmayanlarından. Kötülüğün bu kolunda, insanları sömürmek keyif verir ve sömürülmeye karşı koyanlar da onların aksine kötüdür. Esasen kitapların konularına değil yazara bakarak kitap alıp okuyorum. Ve yanlış yapıyormuşum, bunu birkaç kez tecrübe etmiş oldum. Ve bu kitap da benim için konu itibariyle tamamen can sıkıcı ve zaman kaybıydı. İşleniş olarak da birçok yerinde sıkıldığımı belirtmeliyim. Yani, biyografinin hiçbir türünü sevmem, hele böylesi saçmalığı hiç sevemedim.